Montesqieu, kanunların ruhu vardır ya da olmalı demiş.
Nedir kanunun ruhu?
Sanırım, sözlük anlamı dışında yani ilk bakışta anlaşılanın dışında, kanunun yazılış amacı veya varılmak istenen netice kastediliyor.
Devletler, bireysel hak ve özgürlüklerin korunmasını, yaptığı ve uyguladığı yasa ve yönetmeliklerle sağlamakta, toplumsal düzeni teminat altına almaktadır.
Elbette bu yasalar, vatandaşları, dil, din, ırk ayırmadan eşit olarak uygulanmalı.
Yani kanun önünde herkes eşit olmalı.
Yasa olmazsa toplum, güçlü olanın kazandığı, kargaşa ve kaosun hakim olduğu, düzensiz bir toplum olur.
Tabii ki kanunları tatbik devletin, kanunlara uymak da vatandaşın görevidir.
Kanun önemli ama uyulması daha da önemli.
Uyulmazsa, herkes kendi kafasına göre davranırsa bunun adı kanunsuzluk, kanun tanımamazlık olur.
Neden girdik bu konuya?
Biliyorsunuz bu günlerde AKP'nin İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) başkan adayı Binali Yıldırım'ın, TBMM Başkan'lığından istifa etmemesi konuşuluyor.
Hatta Binali Yıldırım :
“Seçim bir siyasi faaliyet değildir” demiş!
Haklı !
Seçim dediğin bir kültürel bir etkinliktir!
Konuyla ilgili olarak Yargıtay Onursal Daire Başkanı Aktan, Yıldırım:
“Olay etik boyutun ötesindedir. Belediye başkan adaylığı tamamen siyasi bir faaliyettir, burada hiçbir tereddüt yoktur, 'siyasi faaliyet değildir' demek mümkün değil. Meclis Başkanlığı'ndan kesinlikle çekilmesi gerekiyor. Belediye başkan adaylığının siyasi faaliyet olmadığını söylemek olanaksızdır. İç hukuk da evrensel hukuk da bunu siyasi faaliyet olarak görür.” demiş..
Ayrıca, Binali Yıldırım'ın Meclis Başkanlığı'ndan istifa etmemesi durumunda 'tam kanunsuzluk' halinin oluşacağını ve bunun, İstanbul'daki belediye seçimlerinin iptaline yol açabileceğini belirtmiş.
Anayasa, kanunlar, hukuk herkes için.
Ve muhatabı tüm vatandaşlardır.
Hukuk devletinde işler kitabına uydurularaktan veya “Ben yaptım oldu!” diyerekten yürütülmemeli!
Tabii hukuk ve kanun; “Kanunlar örümcek ağı gibidir. Büyük sinekler deler geçer, küçükler ise takılır kalır.” diyen Honore De Balzac'ın dediği gibi değilse!
Eskiden, Yeşilçam filmleri bile kanunlu olurdu !