1995 yılından beri, her Cumartesi…
İlk haftalar, kayıplarının akıbetini sormak için denilmişti !
Sonra baktık ki, askere, polise, sivillere kurşun sıkan, yani topyekün devlete baş kaldırmak için dağa çıkan teröristlerin anneleri de aralarında!
Adı DEP de olsa, HADEP de olsa, HDP de olsa terör örgütü PKK'nın siyasal uzantısı partilerce ve onların taşeronu Sivil Fitne Örgütleri'nce organize edilip renklerini verdikleri bir alternatif yaratma çabası olduğu anlaşılan Cumartesi Anneleri!
Neye alternatif?
Elbetteki “Şehit Anneleri”ne.
Devlet katında zaman zaman konjonktüre uygun olarak kabul de gördüler nitekim!
Malum “Çözüm Süreci” denilen ihanet sürecinde üzerlerine titrendi adeta devletçe! Şehitlerimizin evlerine hacizler gelirken, elektrikleri kesilirken sesi çıkmayan bir zihniyet vardı! Gazilerimize “Bana ne senin kolundan, bacağından, gözünden! Benim için mi savaştın kardeşim?” denilerek halk otobüslerinden indirilirken, Cumartesi Anneleri'nin yanında gözükmek siyasal prim yapıyordu birileri için!
Sonra ne mi oldu?
Bu; Cumartesi Anneleri'nin Galatasaray Meydanı'nda yapacağı 700'üncü oturma eylemine polis müsaade etmemiş!
İçişleri Bakanı Soylu, Cumartesi Anneleri'nin 700'üncü hafta eyleminin yasaklanmasıyla ilgili:
"700. gösterilerini yapmak istediler, izin vermedik çünkü artık bu istismarın ve kandırmacanın son bulmasını istedik. Anneliğin terör örgütünce istismar edilmesine, teröre kılıf yapılmasına göz mü yumsaydık?
Bugün terör örgütleri, bu odaklar eliyle bir başka istismar alanı peşinde koşuyorlar, anne istismarı. Yapılmak istenen çok açıktır. Annelik kavramı üzerinden bir mağduriyet oluşturup, hem teröre bir mağduriyet maskesi giydirmeye çalışıyorlar, hem de toplumu ayrıştırmaya çalışıyorlar.
Galatasaray Meydanı'nın, terör örgütlerinin sözde ortak meşruiyet alanı haline getirilmesine müsaade etmeyiz. Bu millet yüz yıl önce bunların ağababalarına bu ülkeyi teslim etmemişti, bugün onların paçozlarına da teslim etmez, bunu herkes böyle bilsin." Demiş.
Çok da doğru demiş. Ben en başından beri böyle düşünüyorum. Sayın Bakan'ın bu yaklaşımını da destekliyorum.
Da niye şimdi ?
Toplumu ayrıştırdığı yeni mi farkedildi?
Anneliğin istismarının yeni mi farkına varıldı?
Terör örgütü ve partisiyle bağlantısını görmemek için renk körü olmak lazımdı!
Bu da bir nevi konjonktürel şahinlik mi yoksa?
Neden bu zamana kadar beklendi?
Aklıma bir yeniçeri fıkrası geldi:
“Osmanlı'da insanları mensup oldukları dinlere göre, giyimlerinden ayırt etmek mümkünmüş. Müslümanların, Rumların, Ermenilerin, Yahudilerin giyimleri farklı farklı imiş.
Sarhoş bir yeniçeri, kılığından Yahudi olduğunu anladığı birini yakasından tutup dövmeye başlamış. Yahudi, 'Ağam durup dururken bana neden vurursun'' diye inlemiş? Yeniçeri ''Siz Hazreti İsa'yı çarmıha germişsiniz'' demiş. Yahudi hafifçe silkelenip, ''Ama ağam o 1500 yıl önceydi'' diye sızlanmış. Yeniçeri biraz durakladıktan sonra ''olsun, ben yeni duydum'' demiş.
Sayın İçişleri Bakanı da yeni farketti demek ki! der miyim ? Diyemem! Günahını almayayım şimdi! Hiç bunları bilmese, yani konjonktürü takip etmese, dükkanını kapatıp taşınır mıydı?