“Herkes aynı fikirdeyse, hiç kimse yeterince düşünmüyor demektir."
Dediği rivayet olunur Hz.Mevlana'nın... diye paylaşımda bulunmuş bir dostum.
ABD'li gazeteci yazar Walter Lippmann'ın “Herkes aynı şeyi düşünüyorsa, hiç kimse fazla bir şey düşünmüyor demektir. “ dediğini okumuştum bir yerde. Düşünceyi ve düşünmeyi önemserim.
Düşünce önemlidir çünkü!
Türkçemizde incesi vardır kabası vardır!
Hatta kaba olanına düşüncesizlik denir!
Düşünmek kendisi olabilmek demektir bir nevi.
Toplum, düşünce üreteni pek sevmez ama.
Mevcut düzene uyum sağlayarak elde edilen konforun bozulması demektir düşünce!
Sırf belki bu yüzden, doğru olduğundan emin olsa da ne düşündüğünü dile getirmez.
Kaldı ki önemli olan düşündüğünün doğru olup olmaması değil kendi düşüncesi olmasıdır. Kendinin düşünmüş olmasıdır.
Dahil olduğu kollektif potada düşünmesine de gerek yoktur!
Düşüneni de pek hoş karşılamazlar zaten!
Düşünmekten üşenenler, kendileri gibi düşünmeyene, farklı düşünene bedel ödeterek, dahil olduğu topluluğun içinde statülerini korumaya ya da yükseltmeye çalışırlar.
Farklı düşünmek sorgulamaktır ya onların işine gelmez !
Güçlü olanın, yani muktedirin yanında, hem konforları yerindedir, hem de adamdan sayılıyorlardır!
Orada kendilerini akvaryumdaki balık gibi görürler! Çıkarlarsa hayatlarının biteceğini düşünürler.
Grubun dışına çıkmamak, onlar için hayatta kalmanın tek yolu gibi gözükmektedir!
O sürdürdüklerine hayat denirse eğer!
Güçlü olana biat ve itaat korosunun etkisiz elemanı olmak, düşünüp, sorgulayıp başına bela almaktan iyidir!
“Düşünce ile inanç arasındaki fark nedir? - En temel fark zeka ekonomisidir. Kırkayağın ayaklarını, düşünen sayar, inanan saymaz.” diyor Dücane Cündioğlu.
Evet belki de düşüncenin ucu açık olmasıdır bunun sebebi.
Düşünce, inancı barındırır ama inanç düşünceyi barındırmaz mı ?
Körkütük inançsa söz konusu olan, düşünceyi barındırması imkansız gibidir. Herkesten alkış alan grubun ya da çoğunluğun içinde olmak, bazen kişinin kendi tercihiyle ,bazen de çevrenin ona biçtiği rol icabı olabilir! Kişinin kendi düşüncesinin önemi yoktur!
Tabii düşünme gibi bir zahmete girmişse !
Herkes gibi olmak en kolayıdır. Avantajları vardır !
Herhangi bir mesele önüne geldiğinde, çözüm için gerekli olabilecek fikiri üretmek yerine, dahil olduğu grubun refleksleri ve sloganlarına göre tutum takınır.!
Çünkü hiç riski yoktur!
En kolay ve zahmetsizi herkes gibi olabilmektir.
Bir fıkrayla yazıyı bitirelim.
“Geçmiş zaman krallarından birine bir rüya anlatılır. Rüyanın yorumuna göre yalan zamanda müthiş yağmurlar yağacak ve bu yağmurlardan içen herkes delirecek.
Kral ve veziri çözüm bulmakta gecikmezler. Dev bir depo yaptırırlar. Orada ihtiyaçları olan suyu biriktirirler. Gerçekten de bir süre sonra delirten yağmurlar yağar. O yağmur sularından içen herkes delirir. İçmeyen, etkilenmeyen sadece kral ve veziri kalmıştır. Fakat halk kendilerindeki değişikliğin farkına varmadıkları gibi aralarında konuşmaya başlamışlar.
“Kral ve vezirinde bir anormallik var. Galiba bunlar delirdiler. Bizi deli insanlar idare edecek değiller ya? En iyisi biz bunları devirelim."
Kral ve veziri balemi şiar ki krallık elden gidecek, "Bari bizde bunların içtiği sudan içelim de aradaki farkı fark etmesinler diyerek ortama ayak uydurmuşlar. Ta ki koltuk elden gitmesin.”
Evet. Düşünmek, işte o yağmur suyundan ne olursa olsun içmemektir.
Fıkradaki koltuğu, kaybedilmesinden korkulan neyse onun yerine koyabiliriz!
Bir koltuk için kendinden, karakterinden ve de değerlerinden vaz geçmeye değer miydi ?
Bu soruyu, değerlerini inkar ederek koltuğa yapışanlara sormak gerek !
Ve yazının başında belirttiğim paylaşımı yapan dostuma diyorum ki :
Bu paylaşım bile senin herkesle aynı fikirde olmadığının ve farklı düşündüğünün bir göstergesidir.
Selam olsun düşünenlere ve sorgulayanlara…