Onları hep görürüz!
Bazılarını evlerde, bazılarını sokakta.
Bazılarını işte alışverişte görürüz!
En çok da internette eğer giriyorsak !
Onlar henüz, teknolojiden faydalanma ile teknolojinin esiri olma arasındaki farkı anlamayanlardır.
Sizin hayat anlayışınız onlarınkinden hep farklıdır.
Onlar hayatın gerçeklerinden bihaberdir!
Onlar duygusuz ve bencildirler çoğu zaman!
Duyguyu arkadaş grubunda varsa isim olarak bilirler ekseriya!
Onlar için savaş WhatsApp veya Msn de girdikleri laf sokmadır belki internette oynadıkları bir oyun !
Efraflarındaki savaşları bilmezler,
O savaşlar dolayısıyla acı çeken çocukları görmezler,
Ölen on binlerce insan onları hiç ilgilendirmez !
Olanı biteni bir film gibi izleyip rol yapıldığını zannederler!
Eğlencesiz bir hayat düşünemezler. Hayatlarının en büyük işkencesi eğlenmekten mahrum kalmaktır.
Farkında değildirler kendileri için yapılan fedakarlıkların.
Değer anlayışları yoktur. Kıymet bilmezler.
Vefa onlar için İstanbul'da bir semt adıdır diyeceğim ama onu da bilmezler onlar!
Sanırlar ki etraflarındaki herkes onları eğlendirmek veya onlara hizmet etmek için yaratılmıştır!
İnsan onlar için onların isteklerini karşıladığı müddetçe insandır! Tabii arkadaş da!
Dünyayı ellerindeki telefon veya tabletten ibaret sanırlar.
Tarih onlar için hikayedir!
Ecdatın kahramanlıkları falan bir oyun kahramanının yaptıkları kadar bile ilgilendirmez onları.
Eğer ecdatın, sırf bizlere vatan kılabilmek için canından bile geçtiğini söylesen :” Bana ne yapmasaymış!” diyecek kadar geçmişinden bihaber ve nankördür onlar!
Ülkeye ilgileri yeni çıkan telefon veya tablet kadar olsa keşke !
Esas sorulması gereken “Nasıl bu hale geldiler?”
Yarınımızın teminatı bunlar mı bizim?
Onları yoksa biz mi bu hale getirdik?
Onlar açlığı bilmiyorlar ya,
Onları hep tok tutanlarda mı kabahat!
Onlar, soğukta titreyeni anlamıyorlar ya,
Onları daima sıcak tutup, dışarı çıkması gerektiğinde sarıp sarmalayan, yağmurda ıslanırsın diye ,aman başına damla değmesin diye koruyanların mı kabahat ?
Her istediğini önüne verenlerden mi öğrenecekler yokluğun ne demek olduğunu?
Terleyip üşümesin diye oyun oynamasına bile izin vermeyenlerden mi öğrenecek takati kesilinceye kadar yorulmayı ?
Çocuklarımızı fanusta yetiştirmeyelim.
Sokağı bilsinler.
Sokak deyince kavgadır belki ilk akla gelen ama olsun kavga etmesi gerektiğine inanıyorsa kavga da etsin. Hakkını ve kendini savunmayı teorik olarak anlatsanız da anlamaz.
Paylaşmayı da sokakta öğrenecektir.
Dışarı dediğimiz yer, yani sokak, bir nevi staj mahallidir hayatın.
Okullara da aslında duyguları eğitme konusunda iş düşmektedir ama yoğun müfredat ne kadar izin verir bilemem.
Çarşıyı pazarı bilsinler. Sorumluluk almayı öğrensinler.
Eli kesilecek diye ekmek kestirmekten, eli yanar diye çay doldurtmaktan (yaşı ve fiziğinin uygunluğuna göre) mahrum etmeyelim onları. Öğrensinler katkı sağlamayı ve birlikte yaşamanın da bir bedeli olduğunu.
Okuyan, düşünen, sorgulayan bir nesile ihtiyaç var.
Sorumluluk bilen, değer veren, kıymet bilen, saygı duyan ve saygıyı hak eden bir nesile.
Umudumuz var mı? Elbette umut her zaman vardır ve olmalıdır da.