12 Eylül öncesi solun Aşık İhsani'si, ülkücülerin de Ozan Arif'i vardı. Gür, davudi sesiyle "Türk milleti kendine dön" der, on binleri coştururdu.
Aşağıdaki satırlar, 01.10.2006 tarihinde Hürriyet'in eki Kelebek'te yayımlanan röportajdan alınmıştır.
“Rahmetli zamanında, sandıktan tek milletvekili çıkaramadığımız günlerde bile sokakta dik yürürdük.”
“1999 Mayısı'nda koalisyon kurulunca milletvekili, bakan arkadaşlarımla yurtdışında 32 yerde "Gözün Aydın Türkiye" geceleri yaptım. "Bu zamana kadar hükümetleri tenkit ettik. Şimdi arkadaşlarımız da geçmiştekilerin yanlışlarına düşerse ve Ozan Arif yanlışlarını söylemezse bilin ki alçağın tekidir, dedim“
“Parti geceleri sayesinde zengin olmuşsunuz... Zengin misiniz gerçekten?” sorusuna :
“Samsun'daki bu eski evi 1993'te bir kaset paramla aldım. Bir de annemle babamın oturduğu evim var. 12 Eylül'e kadar kazandığımın bir kuruşunu bile almadım. 80 sonrası ise bu hizmetten ekmek yememi sağladı hareket. Yedi yıl teşkilatın ödediği 1500 Mark aylıkla Almanya'da çalıştım. Federasyonun müzik öğretmeni olarak tek resmi çalışanıydım. Rahmetli Türkeş'in talimatıyla sigortam, maaşım ödeniyordu. Kasetlerimin geliri de teşkilata gidiyordu. 2001'de Bahçeli beni görevden aldırdı. Ozan Arif teşkilatını mahkemeye verdi, demek için dava açmamı beklediler. Onlara bu fırsatı vermedim.”
“57. hükümet döneminde bizim adımıza çıktılar ama bizi yansıtmadılar. Milletten özür diledim. Affet beni milletim/ sistemin iti oldum/ köpeklerle barıştım/ kurtlarla kötü oldum, dedim. Ama sesimi duyuramadım. Çünkü altımdan sahneler, elimden mikrofonlar alındı. Sahneye çıkmamı, derneğe girmemi yasakladılar. PKK, Dev-Sol'un yerini bunlar aldı. 15 yaşındaki çocukları gecelerimi engellemek için seferber ediyorlar. Katıldığım iftar yemeklerini bastırdılar. Son albümüm Ak mı Kara mı nedeniyle tehdit ettiler. Temmuzda Selçuklu Müzik'i basıp sahibi Muhammet Alperen'i dövdüler. O bu olayı duyurmaktan imtina etti. Yeter Artık kasetimde de olmuştu ama bu boyuta gelmemişti.”
Ozan Arif, Türkeş'in ölümünden sonra ülkücülüğün başsız bir harekete dönüştüğünü düşünüyor. Ama o, konserleri basılsa, plakçısı dövülse de davadan dönmeyecek. Ülkücü gelmiş, ülkücü gidecek dünyadan. ( röportaj-Gülden Aydın)
Ozan Arif, 26 Kasım'da, sayfasında “İhanet “ başlığıyla bir şiir paylaşmış.
MHP Genel Başkan Yardımcısı Semih Yalçın, 'Bir Şarlatana Cevap' başlıklı bir açıklama yapmış ve bilindik üslubuyla bir yığın hakaretler yağdırmış! Ozan'a. 'Süpürge bıyıklı şarlatan' diyerek saydırmış!
Onun bu hakaretlerine sert bir cevap vermiş Ozan Arif ama o cevaplar değil konumuz.
İşte Ozan Arif'in İhanet başlıklı şiiri :
Davamız Devlet gibi,
Aynen “ebed müddettir…”
Adı da “Milliyetçi,
Ülkücü Harekettir…”
MHP de o yüzden,
Bizim için kıymettir…
Üç Hilal de Başbuğ'dan,
Bize kalan servettir…
Ancak Başbuğ gidince,
Gelenler resmen derttir…
Hatta dertten öteye,
Bize bir musibettir!..
Musibetler yüzünden,
Durumumuz afettir…
Hele şu son iltihak(!)
Adeta felakettir…
Partimiz bir bay için,
Parti değil şirkettir!
Seçimde Tayyip Bey'e,
Sunulan ziyafettir…
Üç büyük şehirde yok,
Bu nasıl garabettir?
Dün sana it diyene,
Ne derin muhabbettir?..
Öyle pis kokuyor ki,
Bu nasıl necasettir?..
Bu ya çirkin bir dosya,
Ya da bir pis kasettir!..
Ağızlarda bir beka,
Sanki dersin ciklettir!
Beka-meka diyerek,
Kandırılan millettir!..
Bu varya bu tamamen,
Siyasi bir cinnettir…
Bu resmen MHP'yi,
Bitirmeye niyettir…
Bu gidişe dur de dur…
Bu isyana davettir…
Bu yılandan kurtulmak,
Artık mecburiyettir…
Ben Arif'im çok açık,
İfadem gayet nettir…
Kahpeye biat etmek,
Davaya ihanettir…