Adamın biri mesela !
Birbirinizi iyi de tanıyorsunuzdur.
Deseniz ki “Memleketin durumu iyiye gitmiyor !”
Muhalif bir durum tespiti yapsanız.
Der ki :
Muhalefet HDP ile PKK ile ortak!”
Sanki karşınızdaki değil de konuşan, mekanik bir ses çıkartan robot!
“Ne alakası var? İki ittifak var. Biri CHP-İYİ Parti'nin Millet İttifakı, diğeri AKP-MHP'nin oluşturduğu Cumhur İttifakı. Bu ittifaklarda HDP yok” deseniz :
“Bunca televizyon yalan mı konuşuyor?” der.
“Yalan konuşuyor !” dersiniz,
“Ne biliyorsun yalan konuştuğunu?” der.
“Sen ne biliyorsun doğru konuştuğunu?” dersiniz. Cevabı yoktur. Çünkü oraya kadar programlanmıştır!
Konuştuğu sizsinizdir ama sizin konuştuğunuz o değildir.
Sanki, karşınızda bu kara propagandayı, bu yalanı, bu iftirayı, sabahtan gece yarısına kadar tekrarlayan bir televizyon vardır.
Bu çirkin dili yakıştıramazsınız ama onların bir emir tekrarı yaptığını da unutmayın!
İnsanların arasındaki kardeşliği ve muhabbeti öldüren, ortadan kaldıran bu üslup AKP ile birlikte peydah olup kurumsallaştı adeta!
Bu, insanı ötekileştiren, kutuplaştıran, kendisinden farklı siyasi eğilimi olanı, ne kadar kötü ve çirkin varsa onunla bir tutanlar bilsinler ki, ayrıştırıp iftira attıkları insanlar da bu toplumun onlar kadar saygıdeğer insanlarıdır.
Kimse kendini bir yerlere koyup başkasına çirkin iftira ve ithamlarda bulunarak kendini temize çıkaramaz.
Kimbilir belki de zamanında HDP/PKK ile çözüm süreci denilen ihanet sürecinde masaya oturanların, müzakere ile terörü bitirme hevesinin nelere mal olduğunu unutturma çabasıdır.
Bugün, konjonktürel milliyetçilerin, bu millete yaşattıkları Oslo ve Habur kepazeliklerini unutturma çabasıdır belki de?
Yalanın ve iftiranın devlet katında bu kadar itibar görüp, politik bir argüman olarak kullanıldığı başka bir dönem hiç olmamıştır.
Birlik ve beraberliğe en çok ihtiyacımız varken hem de?
Bunun bir de “devletin bekası” denilerek yapılması traji komik bir durum!