Tamam unutkan bir toplumuz.
İşimize geleni hatırlar, gelmeyeni unuturuz.
Biz yine de bir hatırlatalım.
Devlet Bahçeli'nin de içinde olduğu 57. Hükümet döneminde kamuoyunda 'Rahşan Affı' olarak bilinen 'Şartla Salıverme ve Erteleme Yasası' 22 Aralık 2000'de Rahşan Ecevit'in önerisiyle çıkarılmıştı. Devlete karşı işlenen suçlar dışındaki suçlara erteleme veya şartlı salıverme getiren yasa o dönemin hükümeti olan 57. Hükümet tarafından kabul edilmişti.
DSP, MHP ve ANAP koalisyonunun önerisine ret oyu veren ve neden ret oyu verdiğini açıklayan MHP İçel Milletvekili Ali Güngör açıklamalarından dolayı partisinden ihraç edilmişti.
Hatırlayalım.
9 Aralık 2000'de ölüm orucu eylemlerini sona erdirmek için başlatılan 'Hayata Dönüş Operasyonu'ndan 3 gün sonra (22 Aralık) 4616 sayılı 'Şartla Salıverme ve Erteleme Yasası' çıkarılmış ve yaklaşık 30 bin kişi tahliye edilmişti !
Sahi Ali Güngör ne demişti de Bahçeli onu disipline verip ihraç ettirmişti?
İşte Ali Güngör'ün ,Devlet Bahçeli'nin gözünün içine baka baka 8 Aralık 2000'de Meclis kürsüsünden söyledikleri :
“Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüşmekte olduğumuz af tasarısı, Meclisimize art niyetli olarak getirilmiştir...Çirkin ve tehlikeli bir hesabın ürünüdür. Amaç, Anayasamızın 14 üncü maddesini delerek, Meclisin yetkisinde bulunmayan, vatan hainlerini, PKK'lı canileri ve onun terörist başını affetmek ve bu büyük vebale bu büyük Meclisi alet etmektir.
Değerli milletvekilleri, bunları söylerken, tasarıyı hazırlayıp Meclise gönderen hükümete haksızlık yaptığımı düşünmüyorum, bir kehanette de bulunmuyorum; çünkü, bu hükümet, kuruluşunun hemen akabinde, ilk iş olarak, pişman olduğunu söyleyen PKK'lılara af çıkarmıştır; takiben, yine, basın suçlarına verilen cezaların ertelenmesi adı altında, adı basın olan paçavralarda kalem oynatan PKK'lıları affetmiştir.
Şimdi, bu tasarıyla, 169 uncu madde kapsamında, PKK canilerine bilerek yardım ve yataklık edenlere af getirilmektedir.
Yine, hepinizin malumudur ki, bu hükümet, Abdullah Öcalan'a bağımsız yargının verdiği idam cezasını Meclise göndermemiştir.
Şu hususu, tasarıyı hazırlayanlar dahil, Türkiye'de herkes biliyor; tasarı yasalaşırsa, Anayasa Mahkemesine gidecek ve PKK'lı canileri de şamil hale dönüşecektir.
Şimdi, DSP'li sayın üyelere fazla bir şey söylemek istemiyorum; çünkü, Sayın Ecevit'in geleneğine vatan hainlerini affetmek fazla yabancı gelen bir husus değildir.
125 inci madde, 146 ncı madde ve bunlarla birlikte anılan maddeler, Türkiye'de Türkiye Cumhuriyeti Devletini yıkmayı hedef alan, Türkiye Cumhuriyeti Devletini sınıf ve etnik farklılıklara dayalı bir devlet haline getirmeyi düşünen kalkışma hareketleridir. 1974'te, bu maddelerden suçlu bulunan kişiler affedilmiştir
Değerli arkadaşlarım, sayın milletvekilleri; Milliyetçi Hareket Partili, Doğru Yol Partili ve Anavatan Partili değerli arkadaşlarıma hatırlatmak istiyorum: Bu derece çirkin ve tehlikeli bir af yasasını, MHP teşkilatı ve ülkücülerin kabul etmesi hiçbir şartta mümkün değildir. Bu ağır vebali, Milliyetçi Hareket Partisi, Doğru Yol Partisi ve Anavatan Partisi taşıyamaz. Umuyorum ki, Fazilet Partisi de, geçmişte Millî Selamet Partisinin yaptığı hatanın farkına varmış olsun.
Değerli milletvekilleri, bu çirkin ve tehlikeli af tasarısını geldiği yere, Sayın Başbakana ve onun bakanlarına, yakıştığı yere göndermek, bu Meclisin yapacağı en hayırlı iş olacaktır. Bırakalım bu çirkin tasarı, geldiği yerde ve yakıştığı yerde kalsın.
Ben, bu gerekçelerle bu af tasarısına "hayır" diyorum.
Yani af konusu Bahçeli'ye pek yabancı değil!
Başkasının hazırlayıp getirdiğini imzalayacak değil ya!
İşte bugünlerde, Türk Milliyetçiliği fikir sistemi üzerine kurulduğuna inandığımız ama son yıllardaki söylem ve duruşuyla bu noktada bizi şüpheye düşüren MHP ve Bahçeli'nin Genel Başkan Yardımcısı Feti Yıldız, parti genel merkezinde düzenlediği basın toplantısında MHP'nin af teklifinin detaylarını açıklamış !
Birtakım sayısal verileri sıralamış! Cezaevi sayılarını, tutuklu sayılarını, hükümlü sayılarını, suçların çeşidini vs.
Benim dikkatimi çeken kısmı amaçlar arasında!
Demiş ki :
FETÖ mensubu hakim ve savcıların geçmişte adalet mekanizması ve adalet duygusunda açtığı yaraların onarılması olduğunu vurgulayarak:
“Hain FETÖ örgütünün adalet sistemimiz içerisinde yapmış olduğu kadrolaşmanın sağladığı avantajla siyasi, ideolojik ve ekonomik olarak hasım gördüğü kişileri hukuk görünümlü hukuk dışı yöntemlerle tasfiye, cezalandırma veya yok etme yollarına başvurduğu bilinen bir hakikattir. Örgüt binlerce kişiyi haksız yere cezalandırmış ve telafisi mümkün olmayan mağduriyetlere sebep olmuştur. Bu hukuksuz uygulamanın tamamına Türk toplumu tanıktır. Örgütün hukuk sistemini kullanarak gerçekleştirdiği haksızlıklar, mağduriyetler yargılamanın yenilenmesi ve diğer kanun yollarıyla giderilmesi hukuken çoğu kez mümkün olmamaktadır. Yapılan hukuka aykırı işlemler sonucu verilen kararlarla son yıllarda ülkemizde tutuklu hükümlü sayısında çok ciddi artışlar meydana gelmiştir”
Aklıma hemen sayın vekilin belirttiği üzere, hain FETÖ'nün HSYK'yı ele geçirip Adalet'deki kadrolaşmayı tamamladığı ve özellikle iktidarca 12 Eylül'e denk getirilen 2010 referandumu geldi !
Bu toptancı referandumda bir taraf “Hayır” diyerek bunun yargıyı ele geçirme ve siyasallaştırma amacına karşı çıkarken, bir taraf da “Evet “diyerek neredeyse mezardaki ölülere bile oy kullandıracak kadar önem veriyordu !
Kimler evet diyordu mesela :
En başta siyasi iktidar ve onun desteğiyle yargıyı ele geçirecek olan FETÖ !
Sonra “12 Eylülcüler yargılanacak !” yemine takılan “Yetmez ama evet !”çi solcu, liberal ve ülkücüler!
FETÖ, sayın vekilin açıklamasında belirttiği ; “….adalet sistemimiz içerisinde yapmış olduğu kadrolaşmanın sağladığı avantajla siyasi, ideolojik ve ekonomik olarak hasım gördüğü kişileri hukuk görünümlü hukuk dışı yöntemlerle tasfiye, cezalandırma veya yok etme yollarına başvurduğu…” olumsuzlukları siyasi irade olmadan tek başına mı yapmıştır?
Elbette iktidar partisi AKP'nin kendilerine sağladığı imkanlarla yapmışlardı !
O zamanlar Hayır diye ortalığı inletiyordu Bahçeli ve MHP !
Şimdi iktidarın yanında FETÖ yok !
Kim var iktidarın yanında ?
Bahçeli ve MHP !
2010 yılında ki referandum ile bugün sayın vekilin şikayet ettiği olumsuzlukları Fetö 'nün yapacak siyasi gücü var mıydı? Yani siyasi partileri var mıydı? Yoktu tabii ki!
Peki kimdi onlara devletin imkanlarını sonuna kadar kullandıran siyasi parti?
Elbette ki AKP !
Sahi MHP'nin o dönem Balyoz mağduru milletvekili de vardı .
Hani şu Çanakkale'deki törende, ”Ayağa kalkmadı bedelini ödedi !” denilen asker milletvekili Engin Alan!
Şimdi bu cezayı Engin Alan'a sırf hakimin verdiğini söyleyebilir miyiz?
O yıllardan bugüne ne değişmiştir ki Bahçeli'nin MHP si Fetö'den doğan boşluğu ,iktidarın yanında yer alarak doldurmaktadır ?
Hadi devlette nüfuz alanı oluşturmak için birbiriyle yarışan tarikat, cemaat, vakıf ve dernekleri anladık !
Türk'ün karakterinde eğilmek yoktur!
Gerekirse kırılırsınız ama eğilmezsiniz!
Yok menfaatten yana evrilirseniz de bunun adı ülkü değildir! İlke hiç değildir!
Kendi milli duyarlılığınız noktasında çizginizi koruyarak herkesle işbirliği yapabilirsiniz ama milli konularda!
Siyasi menfaatler için eğilip bükülmezsiniz!
Ama anlıyorum. İnsanan güvenmediği bir ortağı olması sıkıntılıdır !
Ama sizi de bir araya getiren birbirinize duyduğunuz güven değildi zaten!
Konjonktürel menfaatlerinizdi !
O yüzden hissesi büyük ortak bu pastayı size yedirir mi ?
Onu da konjoktür belirler!