İstanbul'da dernek ziyaretlerinde bulunan Recep Akdağ, Saadet Partisi yöneticilerinin CHP'nin kuyruğuna takıldıklarını söyleyerek, "Bugün Saadet Partisi'ne verilen her oy, Cumhuriyet Halk Partisi'ne verilmiş oydur" demiş!
Saadet Partisi'nin oy pusulasında amblemi yok da Sanki CPH listelerinden seçime girmişler gibi değil mi?
Bu açıklamayı başka nasıl anlayabiliriz!
Hoş CHP'ye gitse ne olur gitmese ne olur?
Onların derdi o oyların kendilerine gelmesi! Yoksa Saadet Partisi falan umurlarında değil!
Kendileri ittifak yapabilirler herkesle! Ama başkası yaparsa çamur hazırdır!
Ama durun! Pkk'nın İslamcı versiyonu Hizbullah terör örgütünün siyasi partisi Hüda-Par'ın kimi desteklediğinin hiçbir önemi yoktur!
Yani sayın Recep Akdağ'ın söylediğinden yola çıkarsak eğer:
AKP'ye verilen oylar aynı zamanda Hüda-Par'a yani Hizbullah'a da verilmiş olmaktadır!
MHP'ye verilen oylar aynı zamanda Hüda-Par'a yani Hizbullah'a da verilmiş olmaktadır!
BBP'yi saymıyorum bile!
Saadet seçmenini CHP ile korkutanlar kendi seçmenini Hizbullah'la neden korkutmuyorlar?
Yoksa AKP'yi destekleyenler günahlarından arınmış mı oluyor?
****
HIRSIZA SERBEST AKŞENER'E YASAK !
Belki duymuşsunuzdur!
Belki diyorum çünkü malum medya Meral Akşene'e ambargo uyguluyor! Yok sayıyor!
Meral Akşener'e Gaziantep'te bir saygısızlık edilmişti!
Öğrendik ki; miting alanına insanların girememesi için her şey yapılmış. Hatta, koruma polisleri bile bazı emniyet görevlilerince taciz edilmiş.
Ekiptekiler, tuvalet ihtiyacı için bariyerin ardına geçerken "Memur bey, ben İYİ Parti'nin medya ekibindenim. İki dakika sonra döneceğim, bilginiz olsun” diyerek olur alanlar bile 600 metre ötedeki kontrol noktasına kovalanmış!
Cumhurbaşkanı Adayı ve eski İçişleri Bakanı sıfatına rağmen, o saatteki yoğun trafikte, üstelik polislerden rica edilmesine rağmen yol açılmayıp bekletilmiş.
Emniyet tedbirleri öyle sıkıydı ki! Şehre gelişinde verilmeyen polis eskortu herhalde şehri en kestirme yoldan terketsin diye şehri terkederken verilmiş!
Tabii eskort polisin yönlendirdiği güzergahta da kamyonlarla yolu kesilmiş!
“Yolu açın” denildiğinde de, teknik mazeret uydurularak talimat beklenmiş!
Elbette Meral Akşener ve İYİ Parti bu saygısızlığa gereken tepkiyi göstereceklerdi ve gösterdiler de.
Ama Gaziantep'in hem de bir kadın olan Belediye Başkanı Fatma Şahin hanımefendi
sanırsın ki İl Emniyet Müdürü kendisi, kamyonları ertesi günü aynı yerlere getirterek birtakım resim ve krokilerle bu güvenlik önlemleri açıklama yaptı!
O kamyonların bir bombalı araç saldırısı ihtimaline karşı bir güvenlik önlemi olduğu doğru. Ve zaten kimsenin buna itirazı yok.
Peki bu 15 Temmuz Meydanı'nı, 15 Temmuz'u hatırlatacak hafriyat kamyonları ile çevirme kurnazlığına ve yapılan algı operasyonuna ne demeli?
Alana geleceklerin önüne konulan üç aşamalı polis bariyerini de “bıktırma” olarak değil güvenlik tedbiri olduğunu kabul ettik diyelim!
Peki alanı vatandaşlara açtıktan sonra, “Haydi boşaltıyoruz, bomba araması yapacağız” demenin alanda toplanan insanlarda nasıl bir etki yapıp, nasıl bir ruh hali oluşacağını da hesep etmediler diyelim!
Güvenlik gerekçesiyle herkesin rahatsız edilip tedirgin edildiği bu meydanda, platformun arkasına gerilecek olan branda çalınmış!
Bu kadar güvenlik tebirini korkusuzca aşan hırsız elini kolunu sallaya sallaya gitmiş ve brandayı çalmış!
Şimdi bu güvenlik tedbirlerinin ne için alındığı daha iyi anlaşılmış oldu değil mi?
Evet soru şu:
Bunlar nasıl güvenlik önlemiydi ki, kuş uçurtmadınız (!) ama hırsızlar elini kolunu sallayarak geldi, brandayı topladı, sırtladı, gitti?
Bu nasıl güvenlik önlemiydi ki, Meral Akşener'in çıkamadığı güvenli (!) bölgeye, hırsız elini kolunu sallayarak girdi, malzemeyi aldı ve gitti?
Belki brandayı çalan hırsız bir açıklama yapar herhalde!