Bu oyunun kulları belli!
Oyuncuları belli!
Hakem ve görevleri de belli!
Federasyon Başkanı aynı zamanda bir kulübün de başkanı!
Maç başlıyor.
Federasyon başkanının başında bulunduğu takım maçı uzatmalarda yediği iki penaltıyla kaybediyor!
Liderlik el değiştiriyor.
Ve kulübün kasasına galibiyet primleri girmez oluyor!
Rakip takım bu galibiyetle yıldızını daha da parlatıyor!
Artık bütün taraftarlar biliyor ki maç sahada oynanır ve kazanılır.
Ve yeni lider takımın kaptanı:
“Biz, sadece kulübün değil şehrin menfaatleri için mücadele edeceğiz”
Yok öyle yağma değil mi?
Bunca sene elde edilen mevzileri bir maçla kaybetmeyi içine sindirmek, hazmetmek ve de kabullenmek, hem maddi hem de manevi açıdan o kadar kolay değil!
Bir şeyler yapmalı!
Kulübe yeni gelir kaynakları bulmak için !
Sonunda federasyon Başkanı, liderliği kaybettikleri maçta hakemin verdiği penaltıları iptal ettiremedi ama bundan sonra kendi takımının yapacağı tüm maçlarda, penaltı ve ofsayt kararlarını, hakemin değil, kendisinin ve görevlendireceği taraftarların vermesiyle ilgili kural değişikliğini teklif etti.
Hikaye tabii!
***
Haberlerde duymuşsunuzdur ya da görmüşsünüzdür.
AKP, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı seçimlerini kaybetmesinin ardından İBB'nin yetkilerini kısıtlamaya yönelik adımlarına bir yenisini ekleme çabasında.
Mesela, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı, Boğaziçi Kanunu ile bazı kanunlarda değişiklik yapılmasını öngören 28 maddelik kanun teklifi taslağı hazırlamış!
Ve hazırladıkları bu taslağa göre, İstanbul Büyükşehir Belediyesi ile boğazdaki 4 ilçe belediyesine ait tüm yetkilere son veriliyormuş. Söz sahibi, yeni kurulacak Boğaziçi Başkanlığı ile iki yeni kurul olacakmış. Başkanlık ve kurul üyelerini de Cumhurbaşkanı Erdoğan atayacakmış. Yeni yönetim, boğazlarda imar ve cins değişiklikleri dahil her türlü yetkiyi kullanabilecekmiş.
Geçer mi?
Geçer elbette!
Sayı yetiyor mu ? Yetiyor !
Ben ne mi yapıyorum?
Seyrediyorum olanları.
Trübündeki yerimde.
Ve kulaklarımda Cumhurbaşkanımız Sayın Tayyip Erdoğan'ın İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı iken söyledikleri:
“Bu ülkede birileri için yasa çıkarılıyor, Birileri için de yasa iptal ediliyorsa bu samimi bir devlet anlayışı değildir. Bunu yapan Erdoğan'da olsa samimi değildir bir başkası olsa da”
O zamanki sözlerinin altına ben bugün de imzamı atarım. Ama onu bilemem.