Eski Türkiye'de bir ilköğretim okulu…
Sistem de 5+3+4 yani 4+4+4 değil henüz! Ya da eski sisteme dahil olanlar eritilememiş daha.
4 adet 6.sınıf şubesi oluşturulmuş! Sınıfın birinin mevcudu diğerlerinden biraz fazla ama nakil gelmeye devam ettiği için diğerleri de aynı sayıya ulaşacak gibi.
İlçe Milli Eğitim'in yaptığı bir düzenlemeden dolayı bu okula başka bir okuldan toplu nakil gerçekleştirilir.
Okul idaresi hangi amaçla bilmiyorum ama bu nakil gelen öğrencileri mevcutları daha az olan şubelere yerleştirmek yerine mevcudu en kalabalık şubeye yerleştirir ve o şubeden aynı sayıda eski öğrenciyi “Bu sınıf kalabalık oldu !” diye diğer şubelere gönderir!
Gelenlerin bir ayrıcalığı mı vardır bilemem!
Arkadaşlarıyla 5 yılını geçirdiği sınıftan başka şubelere gönderilenlerin bir kusuru mu vardır? Bilemem!
Belki sene başında akademik başarıya göre sınıf oluşturulmasını da kriterleri açık ve herkese eşit ve adaletli uygulandığı müddetçe anlarım!
Ama bir okul idaresi bir şubeye, okula sonradan nakil geleni doldurup o şubede yıllarını geçirmiş öğrencileri “ Siz burada fazlalıksınız !” diye neden başka şubelere dağıtır?
Niyet nedir bilemem ama arkada bir yığın küskün ve kırgın bıraktığı kesin.
Bunu niye yazdım?
Yeni sistemle başbakanlık kapatıldı biliyorsunuz.
Daha önce başbakanlık bünyesinde bulunan Devlet Arşivleri Genel Müdürlüğü Kurumu, yeni hükümet sisteminde Cumhurbaşkanlığına bağlı bir kurum olarak işlevini sürdürecek.
Buraya kadar sıkıntı yok gibi değil mi?
Ama durun!
Bu şekilde bir yapısal değişiklik olunca, “siz fazlasınız” diyerek kurum çalışanlarından 150 kişiyi başka kurumlara yolluyorlar!
Ama yerlerine başka kurumlardan birilerini yerleştiriyorlar!
Kurumda çalışan sayısında bir eksilme olmuyor yani !
Elbette, her kurumda ve her zaman olduğu gibi daha önceden listeleri hazırlanmıştır !
Kuruma yıllarını vermeleri, yaşları önemli değil !
Tecrübe önemli değil !
Ehliyet ve liyakat önemli değil !
Tek kriter var “Siyasi kadrolaşma “!
Efendim gönderilenlerin arşiv tecrübesi varmış!
Efendim uzmanmışlar!
Yerlerine getirilen “bizimkiler” in arşiv bilgisi olmasın isterse !
Oradan gönderilenleri belki de ortak özelliği “Milliyetçi” olmaları!
Ama milliyetçi olmaları !
Yani mevcut iktidarın ekran yüzü olmayan milliyetçiler!
Yani yeni sistemin stepnesi olmayan milliyetçiler!
Yani gücün yanında yer alarak ona protez görevi görmeyen milliyetçiler !
Yani içindeki “iktidara yamanma-yaranma” duygusunu milliyetçilik sosuna bandırıp, kurulmasına ön ayak oldukları sisteme ekran koruyucusu olmayan milliyetçiler!
Bu bile kamudan atılmaları için yetmez mi?
Sonra gelsin “birlik beraberlik ve kardeşlik “hutbeleri!
Sonra gelsin seferberlik çağrıları!
Öyle ya! ”Hepimiz aynı gemideyiz!”
Ve imam Salı günü öğle namazını müteakip duada diyor ki :
“Bize savaş açtılar. Onlar üzerimize “dünya” ile geliyorlar ama bizim hem dünyamız hem de ahiretimiz var!”
Bir şey anladınız mı?
“Onların doları varsa bizim de Allah'ımız var!” diyecek de diyemiyor işte !
Bu arada, Bahçeli milliyetçilerinden bazılarının kamuda bazı görevlere getirilmiş olması, kendilerinin de onları göreve getiren zihniyet gibi milliyetçiliği ayaklar altına almasının bir ödülü olarak değerlendirilmeli!
Göreve getirenler değişmediğine göre!