Araştırmalarımda hiç denk gelmedi.
Hasbi Şahin Hocam, telefonda dedi ki “Kemal Gözler…Hiç okudun mu? Biliyor musun?”
Ne yalan söyleyeyim?” Hayır. İlk defa duyuyorum bu ismi” dedim ama ismi de not aldım.
Hemen molla Google'a sordum!
Buldum.
Bir profesör. Hem de Anayasa Hukuku profesörü. Tabii idare hukuku da var. Tam hukukçu.
Tam hukukçu zira kitabını yazmış! Hem de Hukuk Fakülteleri'nde ders kitabı olarak.
Ortalıkta akademisyen adı altında ideolojik performans sergileyerek statü kazanmaya çalışanları gördüğümden ve de hukuka ve hukukçuya her zamankinden daha fazla ihtiyaç duyulduğundan olsa gerek makalelerinin birçoğunu okudum.
Bilimi ideolojiye kurban etmeyen, siyasilere göz kırpmayan gerçek bir hukukçuyla, sevgili dostum sayesinde gıyaben tanışmış olduk!
Makalelerini “anayasa.gen.tr.” adlı internet sitesinde bulabilirsiniz.
Bugün ben bir makalesinde ele aldığı bir konu üzerinden, bu değerli bilim adamının makalesinden alıntılar yapacağım.
Kendisinin de ifade ettiği gibi, belki bu makaleleri yazarken, yazdıklarının bilgi ve belgeye dayalı olmasını istediğinden, binlerce sayfayı taramış da olabilir. Tanışmamız gibi yine gıyaben izin alarak paylaşacağım.
“HUKUKÇU OLMAYAN HUKUK DEKANLARI” başlığıyla yazdığı makalenin adından da anlaşıldığı üzere, Hukuk Fakültesi mezunu olmadığı halde, Hukuk Fakülteleri'ne dekan olarak atananları yazmış:
“Ben de bazı hukuk fakültelerimizin kadrolarında hukuk fakültesi mezunu olmayan, hukuk alanında yüksek lisans ve doktoraları bulunmayan ilâhiyatçı öğretim üyelerinin bulunduğunu biliyorum. Yine bazı hukuk fakültelerimizde bazı derslerin ilâhiyat fakültesinden gelen öğretim üyeleri tarafından verildiğini de biliyorum.” demiş.
Hangi üniversitenin hukuk fakültesinde kimler dekan olmuş bir tabloyla göstermiş.
Tabloyu değil de sayıları alıyorum buraya :
Üstelik bu Hukuk Fakülteleri'nin 18'i devlet üniversitesi, 3'ü ise vakıf üniversitesi!
İlahiyat: 4
Maliye: 3
Tıp: 3
Çalışma Ekonomisi: 1
Siyaset Bilimi: 2
Kamu Yönetimi: 1
İşletme: 1
İktisat: 1
Ziraat: 1
Veteriner: 1
Kimya: 1
Fransız Dili ve Edebiyatı: 1
İngiliz Dili ve Edebiyatı: 1
“Ne var bunda mı? ” diyorsunuz !
Eğitim şart diyoruz!
Eğitim almışlar mı? Almışlar!
“Canım hukuk eğitimi almış olmaları şart mı?” diyebilirsiniz.
Şart değil tabii!
Mesela Milli Eğitim Bakanlığı Yönetici atama yönetmeliğinde:
“Mesleki ve teknik ortaöğretim kurumlarına müdür olarak görevlendirileceklerde, atölye ve laboratuvar öğretmenleri kapsamında olmak” şartı var.
Yani demiş ki Bakanlık, Mesleki ve teknik ortaöğretim kurumlarına müdür olarak görevlendirilecekseniz, atölye ve laboratuvar öğretmeni olmanız şart!
Bunu şart koşan Milli Eğitim Bakanlığı'nın Mesleki Ve Teknik Genel Müdürü, Tıp Fakültesi mezunu ve uzmanlık alanı da Çocuk Cerrahisi !
Yani gördüğünüz gibi meslekçi!
İmam Hatip Liseleri de öyle!
Meslekçi olması lazım müdürünün.
Gerçi imam hatip mezunları her yere müdür oluyorlar artık !
Hani eskiden “Sen de biraz daha okuyup ormancı olaydın !” denilirdi ya! Onun modası geçti artık.
Artık, imam hatipli olmak modası var!
Hatta atanmak için yazılı olmayan birinci şart gibi!
Türkiye genelinde görülen bu tür uygulamalardan Niksar'ın da nasiplenmesi normal!
Doğrudan atama şartlarını taşımıyorsa, ele geçirilen bir kurumda şartları olgunlaştırılıp, asaleten istedikleri göreve getiriliyorlar!
Sonra ver coşkuyu !
“Fırat kenarında gezen bir kuzu kaybolsa…”diye başlayıp “Hz.Ömer'in adaleti…” diyerek bitir!
Maksadım kimsenin mesleğini küçümsemek değil.
Yetki elinde olanlar, isterlerse Güzel Sanatlar Müdürlüğü'ne, eti hoşuna giden bir kasabı getirir!
Bize ne?
Kimse sormaz! Ya da bilmez!
Bu memlekette neden Hukuk Fakülteleri'nin sayısı 46 iken, onun iki katı kadar tam 92 İlahiyat Fakültesi var ? diye!
Tabii “hiçbir meslek lisesinin orta kısmı yokken niye imam hatiplerin var?” diye de !
“Neden imam hatip liselerinin sayısı mantar gibi çoğaltıldı” diye de!
Siyasetin emrinde bir kadroya ihtiyacı var!
Ehliyet ve liyakat değil sadakatin öncelenmesi!
Sebep bu.
Sonuç ortada.