Artuklu Üniversitesi'nin fetvacı rektörü vardı. Tepkiler üzerine istifa etmişti! Ama, böylesi çıkışlara sessiz kalarak içten içe destek olanlar yine suskun kalmayı yeğlemiştiler! İyi ki “Rektörümüzü yedirmeyiz!” diye sahip çıkmamışlardı tabii!
Aradan pek fazla bir zaman geçmedi.
10 Kasım 2018 Türkiye Cumhuriyeti'nin kurucu lideri Atatürk'ün ölümünün 80.yılıydı. Tam 10 Kasım'dan bir gün önce Cuma hutbesinde, bir kelimeyle de olsa anmamıştı Atatürk'ü, kurucusu olduğu Diyanet !
Halbuki:
“Bir rektörün "Cumhurbaşkanı'na itaat farzdır, karşı gelmek de haramdır" demesinden çok daha kötü olan, Diyanet'in, dinî kanaat önderlerinin, ilahiyat dekanlarının, hocalarının hakkı haykırmak yerine susmasıdır...
(…)
Ne gariptir ki, rektörünkine benzer bu tür çıkışlar karşısında 'suskunluk veya onaylayıcı tavır' neredeyse artık şaşırılmaması gereken bir kural hâline geldi!..
Çıktı birisi Erdoğan'ı 'Allah'ın sıfatlarıyla donanmış' diye ilân etti... Susuldu...
Bir başkası 'Erdoğan'ın sünneti' dedi... Susuldu...
Üç ilimiz 'üç mübarek belde' statüsüne yükseltildi... Susuldu...
Bakara sûresiyle makara yapıldı... Susuldu...
"Hz. Peygamber Mekke'nin fethinde gurura kapıldı, biz kapılmayacağız" şeklinde iftira edildiğinde susuldu...
Hatta Diyanet İşleri Başkanlığı 'kasıt o değildi' türünden açıklamayla saçmalığı failden önce düzeltmeye kalktı...
En büyük siyasî mahareti 'etekten tutunmak' olan milletvekilinin kendi akrabalarını işe yerleştirme konusunu savunmak için "Allah akrabayı kolla diye emrediyor ya" diye hiç utanmadan konuştu... Susuldu...
Suçüstü basıldığında bile "Bu, insanların günah işleme özgürlüğüne darbedir" dedi milletvekili... Susuldu...
Çözüm süreci, 'helâlleşme süreci'ne dönüştürülmek istendi... Dinen sadece mağdurlarda olan helâlleşme yetkisi siyasîler eliyle gaspedildi... Susuldu...
***
Bunlar gibi onlarca yüzlerce örnek yaşandı ve hepsinde susuldu... (Servet AVCI) -01 Kasım 2018-Yeniçağ)”
Böyle diyordu Servet Avcı ama !...
Diyanet'in içinde bulunduğu durumu en tepedekinin ajanslara düşen şu fotoğrafı anlatıyordu aslında!
Milli Kurtuluş Savaşı için:
“Keşke Yunan galip gelseydi!”
“Atatürk'e zerre ilgi duyan cenazeme gelmesin
diyen, Kadir Mısıroğlu'na “Geçmiş Olsun” ziyâretinde bulunmuş Diyânet İşleri Başkanı Prof. Dr. Ali Erbaş,
Ne zaman?
Tam da 10 Kasım'dan bir gün önce!
Niye acaba?
Vermek istediği mesaj, bu fesliyle aynı kafada olduğudur!
Tıpkı, “Basit bir hasta ziyareti canım!” diyenlerin olduğu gibi.
Yukarıda Servet Avcı'nın belirttiği konularda Diyanet'in sessiz kalması ile, Diyanet'in başkanı olan adamın bu ziyaretine sessiz kalanlar bence aynı zihniyette olanlardır!
Susmayı tercih edenler yine aynı sebepten suskun kalanlardır!
Kimdir bunlar ve sair zamanlarda nasıl davranırlar?
Atatürk'ü haksız ve edepsiz şekilde din düşmanı olarak görürler ve yayarlar!