Malumunuz olduğu üzere, Tahran'da, İran Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani'nin ev sahipliği yaptığı, Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Rusya Federasyonu Başkanı Vladimir Putin'in katıldığı bir zirve yapılmıştı.
Diplomasi tarihinde ilk defa belki de ikili, üçlü görüşmelerin, veya zirve toplantılarının canlı yayınlandığına şahit olduk !
Bundan önce basına kapalı yapılan zirvelerin sonunda tarafların ya ortak ya da tek başına yaptıkları açıklamalarla yetiniliyordu. Zirvede liderlerin birbirleriyle ne konuştuklarını, nasıl konuştuklarını bilemediğimiz için bizim basının bize ilettiklerine inanırdık! Şimdi bu zirvede de bir acem uyanıklığı olmasa idi siz bizim yandaş medyadaki gazlamaları görecektiniz!
“Zirveye Erdoğan damgası !”
“Erdoğan yumruğunu masaya vurdu!”
“Putin, Erdoğana destek çıktı!”
“Erdoğan PKK'nın terör örgütü olduğuna Putin ve Ruhani'yi ikna etti!”
Gibi ne manşetler görürdük!
Ama şimdi yuvarlak sözler manşete çekilmiş!
Gözünü sevdiğim canlı yayın bizleri bu üfürüük manşetlerden korumuş! Onların yerine bakın neleri yazmışlar :
Türkiye: Canlı yayında insanlık dersi,
Milliyet: Silahı bırakın,
Star: Dünyaya insani hassasiyet dersi,
Sabah: İdlib'in kan gölüne dönmesini istemiyoruz,
Yeni Şafak: Siyasi süreç çökmesin,
Akşam: Başkan ateşkes istedi Rusya ve İran izledi,
Vatan: Ateşkes şart,
Aydınlık: Bütün teröristler silah bıraksın,
Cumhuriyet: Naklen İdlib çatlağı.
Zirvenin canlı yayınlanması, kimbilir belki de Ruhani'nin iç politikadaki konumunu güçlendirme için yapılmıştır. Belki misafiri olan iki liderin içerde ne konuştuklarını dünyanın duymasını istemiştir!
Ama mesela, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın, canlı yayında her iki lidere yaptığı, "Nusra olsun, HTŞ olsun, hepsi için bir defa silahı bırakın. Silahı bırakın ki buraya sulh gelsin. Bu çağrıyı zirveden yapmış olalım" teklifine Rusya Başkanı Putin'in "teröristleri muhatap almayız" diyerek bu görüşe destek vermediğini bilemezdik!.
Tahran zirvesinden bir gün önce Rus uçakları havadan, Esad'ın askerleri karadan İdlib'deki teröristlere karşı saldırıya geçtiler ki Erdoğan'ın bu öneriyi yaptığı saatlerde de Ruslar ve Suriye ordusunun İdlib'e askeri müdahalesi devam ediyordu.
Erdoğan baktı ki Putin ve Esad ateşkes yapmayacaklar bu kez iki öneri daha yaptı.
Hatta, daha zirve tamamlanmadan Erdoğan konuşmasında, "Zirve sonunda açıklanacak 12 maddelik bildiriye ateşkesi ekleyelim" demesi, zirvenin bildirisinin zirveden önce hazırlandığı intibaını veriyor !
Zaten, Erdoğan'ın "Ateşkes, silahları bırakma ve İdlib'i ılımlı muhalefet denetlesin, Fırat'ın doğusu PYD/ABD'ye bırakılmasın" önerileri de zirve sonuç bildirisinde yer almıyor. Çünkü, Çünkü Putin ve Esad onları, "ılımlı muhalefet" olarak görmüyor, "ayrılıkçı ve terörist" olarak tanımlıyor. Ve ayrıca Putin ve Rusya Amerika gibi PYD/PKK'yı destekliyor!
Hatta bildirinin 5.maddesinde:
"Suriye ihtilafına askeri çözüm getirilemeyeceğine ve ihtilafın yalnızca müzakere edilmiş bir siyasi süreç yoluyla sona erdirilebileceğine dair inançlarını yinelemişlerdir."
Yani diyorlar ki “askeri çözüm yok!”
Yani diyorlar ki “Suriye ihtilafının çözümü için Esat ile görüşülüp müzakere edilmelidir !”
Bizim taraf taaa başından beri "Esad ile görüşmeyiz !, “Esat gidene kadar iki ülke arasında görüşmeler yapılamaz" demiyor muydu ?
Öyle veya böyle Esat ile masaya oturtulacağız anlaşılan !
Bizim efelenmelerimiz boşunaymış demek ki !
Ama olsun! İçerde bayağı işimize yaradı !
Zaten Esat ile masaya oturulmazsa ne şu an ülkemizde sayıları 3,5 milyonu bulan Suriyeliler ne geri döner ne de İdlip operasyonu dolayısıyla sınırımıza dayanan yeni göç dalgasını engelleyebiliriz! Zaten ensar-muhacir duygusallığı ile Suriye'de adam kalmayacak bu gidişle !
NOT: Yarın, Halk TV'de yayınlanan Fatih Ertürk'ün sunup yönettiği Türkiye Nereye programına konuk olan, konuya vakıf, tecrübeli siyasetçi, İYİ Parti Genel Başkan Yardımcısı Prof. Dr. Ümit Özdağ'ın, Tahran'da Türkiye, Rusya ve İran arasındaki zirveyi değerlendiren açıklamalarına değineceğim.