Olayı duymuşsunuzdur.
İstanbul Kartal'da, 8 katlı bir bina çöktü.
En son 14 vatandaşımızın hayatını kaybettiği bilgisi vardı ajanslarda.
3 katının kaçak olduğu iddia ediliyor.
En önemlisi, zemin kattaki tekstil atölyesini yan dükkanla birleştirmek için, binanın taşıyıcı kolonlarının kesildiği ileri sürülüyor.
8 katlı bir binanın zemin katındaki yani temelindeki taşıyıcı kolonları kesenler, binanın çökeceğini hesap etmemişler mi?
Taşıyıcı kolonlardan birini kesmek binanın temeline dinamit koymaktan farksız değil mi?
Bölge sakinlerinin iddiası ; “3 katı kaçan olan binanın altındaki tekstil atölyesinin genişletildiği, atölye ve dükkan sahibinin boş olan dükkan ile atölye arasındaki duvarı kırdığı, ortada kalan kolonu ise kestiği” yönünde.
.***
Türk Devleti olan Türkiye Cumhuriyeti'nin de taşıyıcı kolonları vardı.
Kurucu felsefesinin dayandığı temel Türk Milletidir.
Devletin taşıyıcı kolonları tek değildi. Zaten tek kolon da taşımazdı bugüne .
Yukardaki bina örneğinde olduğu gibi taşıyıcı kolonlarda değişikliğe gidilir veya kesilirse çökmesi de kaçınılmazdır.
Son kale gibidir Türkiye Cumhuriyeti.
Yetişen nesillerde Türklük gurur ve şuuru eğitim sisteminin hedefleri arasında olmalıdır.
İnancımız, örfümüz, geleneklerimiz, töremiz, tarihimiz, kültürümüz, dilimiz, bu ülkenin, bu devletin taşıyıcı kolonlarıdır.
Oynamayın bu kolonlarla.
İçini boşaltıp, sulandırmayın.
Atatürk, bu devletin kurucu lideridir. Gazi Mustafa Kemal'idir.
Bu milletin gönlünde, yüreğindedir.
Kin ve garezle hareket edenlere müsaade eder tutum ve davranışlardan kaçınmak lazımdır.
Mesela, “İstiklal Savaşı'nda keşke Yunan galip gelseydi !” demek bu kolonlardan birini kesmek demektir.
Mesela, Türkiye Cumhuriyeti'ni kuran iradeye hakaretlere sessiz kalmak, hoş görmek, hatta kurucu felsefeyi inkar ederek yok saymak, Türk Devleti'ni taşıyan kolonları kesmek demektir.
“Gençliğe hitabe ayet değildir” diyenlerdir onu ayet gibi görenler.
Bu söylemler, taşıyıcı kolonlara balyoz vurmakla aynıdır.
Hakeza,, Türkiye Cumhuriyeti'ni “90 yıllık reklam arası” görmek de öyle !
“Ne mutlu Türküm diyene “ sözünün Türk Yurdu'nda gördüğü muamele endişe vericidir.
Bu örnekler çoğaltılabilir elbette.
Ama bugün bize lazım olan Türkiye Cumhuriyeti'nin taşıyıcı kolonlarını muhkem hale getirmektir.
Yönetenler gelip geçicidir. Devlet-i ebed müddet'tir aslolan.