Eğitim konusu en başarısız olduğu konu iktidarın.
Bugün ülkemizin geldiği duruma bakınca “hangi alanda başarılı?” gibi bir soru da sorulabilir elbette!
Kimisi çıkıp ”Yollar, köprüler, AVM'ler ve havaalanları !” diye cevap da verebilir! Ama yazının konusu betona yapılan yatırımlar değil! İnsana yapılan yatırım!
Eğitim, ideolojik yaklaşımla düzenlenebilecek bir alan değildir. Yöneticilerin zihin kodlarını vatandaşın çocuğuna aktarma yeri hiç değildir.
Devlet arkadan dolanarak iş yapmaz! Açık, şeffaf ve güvenilir olmak zorundadır.
Böyle bir ideolojik eğitimi veren vakıf ve dernekler veya zümreler (vakıflar, tarikatler, cemaatler) olabilir! Ama devlet, yöneticilerin ideolojisine göre eğitim hayatını tanzim edemez. Etmemeli.
Son günlerde ülke olarak, millet olarak çok zor günlerden geçiyoruz değil mi? İçerde, dışarda bir sürü problem yaşıyoruz! Ve bunların üstesinden nasıl geleceğimize, bu problemleri nasıl çözeceğimize kafa yorup zaman harcayacak yerde boş sayılabilecek tartışmalarla geleceğimizi karartıyoruz.
Bu kadar yıpratıcı gündemlerin arasında bocalarken epeydir alttan alta tartışılan ama bugünlerde somutlaşan, yeni tartışma konusunu da bulduk nihayet !
“Karma Eğitim” yerine “Tekli Eğitim”
Eğitimde fırsat eşitliğini gerçekleştirdik ya !
Ehliyet ve liyakati esas aldık ya!
Öğretmenlere gereken değeri verip okullarımızın tüm ihtiyaçlarını giderdik ya!
Partiye sadakati değil devlete sadakati esas aldık ya!
Çocuklarımızı, evlerine en yakın okullara söz verdiğimiz gibi sınavsız yerleştirdik ya!
Bir bu kalmıştı!
Ayrışma noktası bulmakta mahir bir zihniyet var!
Efendim tartışılsın!
Tamam tartışılsın.
Ama istediğiniz düzenlemeyi yaptıktan sonra değil!
Bilim adamları, psikologlar, pedagoglar, eğitimciler, yazarlar, çizerler, tartışırlar, artılarını eksilerini ortaya koyarlar. Ve düzenlemeye geçilip geçilmemesine ,bu tartışmaların sonucunda karar verilir !..
Eğitim, yap-boz tahtası değildir. İdeolojik takıntıları tatmin alanı hiç değildir! Siyasetçinin zihnine göre şekil verilip formatlanmamalı!
Eğitim alanında başarısız olunduğu kesin. Sayısal veriler, istatistikler bunu gösteriyor.
Bizim tartışmamız gereken nasıl başarılı olunacağı konusudur.
Kızları ayrı erkekleri ayrı sınıfa veya okula toplamak belki de tartışılacak en son konu iken, biz bunu gündemin birinci sırasına niye yükselttik? O zaman bunu da tartışalım!
Birileri çıkıyor karma eğitimin zararlarından veya faydalarından bahsediyor!
Birileri çıkıp tekli eğitimin zararlarından veya faydalarından bahsediyor!
Karma eğitimde okudum. Zararını görmedim !
Bizlerle aynı sınıflarda okuyan kızların da bir zarar görmediğini biliyorum!
Haa ! “Şimdi devir değişti !” derseniz. Ona katılırım! “O dönemlerin saflığı, masumiyeti ve saflığı artık yok!” derseniz inanırım.
Kızların ve erkeklerin farklı öğrenme şekilleri olduğu muhakkak.
Aynı cinslerin bile farklı öğrenme stilleri, farklı ilgi alanları, farklı yetenekleri yok mu?
Ya da mesele sadece öğrenme meselesi mi?
Öğretmek de bir sanat değil mi?
Aynı öğreticiyle muhatap ettiğiniz, aynı müfredata tabi tuttuğunuz çocuğu ayrı sınıflara, ayrı okullara koyarak mı çözeceğiz problemlerimizi?
Okul sadece bir takım bilgiyi yüklenme yeri olarak mı görülüyor?
Hani okullar hayata hazırlıyordu?
Hadi ayırdık diyelim kızları ve erkekleri.
Şimdi deniliyor ki:
“Burada tercihlerin daraltılması değil çoğaltılması söz konusu. Demokratik toplumlarda aslolan vatandaşın bu tür taleplerini karşılayacak seçeneklerin arttırılmasıdır. Hiç kimse, hiçbir veliye karmaya ya da olmayana göndermek zorundasın diye bir şey empoze etmiyor.”
Vatandaş da çıktı dedi ki :
“Benim kızımın dersine erkek öğretmen girmesin !”
Hani aslolan “vatandaşın bu tür taleplerini karşılamak “ ya!
Karşılayın bakalım !
Bu çocuklar için dünya sadece okuldan mı ibaret?
Bir de dışarısı dediğimiz kurguyamadığımız bir hayatı var onların!
Ayrı ayrı da olsa, karma da olsa toplumun değerlerini benimsetme ve çocukları hayata hazırlama noktasında okulların görev ve sorumluluklarını gözardı etmeyecek bir eğitim sistemi şart.
Ve bunu sağlayacak eğitimci ve eğitim yöneticisi şart!
Meslek onurunu, siyasete çiğneten eğitimci ve aynı yolun yolcusu yöneticilerle olur mu? Olmadığını gördük!
Aynı şeyi yapıp farklı sonuç çıkmasını niye bekleyelim ?