Siyasetimizdeki çirkin üslup su götürmez bir gerçek!
Siyasetçiler – özellikle gücü elinde bulunduranlar ve onlardan güç alanlar--siyasi rakiplerine demediğini bırakmıyor. Ve bu çirkin üslup siyasetin vizyonunu daraltıyor. Gerçi bu çirkinliği siyasette gol atmak görüyor milletin bir kısmı! Siyasi nezaketten ve politik nükteden nasiplenmemiş bu dil belki de hoşuna gidiyor milletin!
Televizyon ekranlarında, mitinglerde, açılışlarda, partilerin grup toplantılarının yapıldığı salı günleri Meclis'te, parti başkanlarının ve mensuplarının birbirlerine ağza alınmayacak sözler sarf etmesi sadece kendi taraflarını boloke etmeye hizmet ediyor!
Birlik ve beraberlik çağrıları bu yüzden karşılıksız kalıyor!
Bu edep dışı dil ve beraberindeki siyasi kavgalar bitmez bu ülkede! Bu çirkinlikten nemalananlar olduğu müddetçe! Birbirlerine yüz kızartıcı bir üslupla saldıranların, kendi yaptıklarını siyasetin raconu olarak görüp, ülkenin içte ve dışta büyük sorunları karşısında ikide bir yaptıkları “birlik ve beraberlik çağrıları” karşılık bulmuyor!
Gözlem Gazetesi, siyasi üsluptaki bu hakaretten de öteye geçen çirkinleşmeyi, sormuş bazı eski siyasetçilere:
Hikmet Sami Türk (Adalet eski Bakanı):
Siyasette tartışma düzeyi çok düştü. Gerek AKP'nin Genel Başkanı olan Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın söylediği sözler, gerekse iktidar mensuplarının muhalefet hakkında söylediği sözler şimdiye kadar Türk siyasetinde duyulmamış sözlerdir. Siyasetin centilmence yürütülmesi gerekir. Üslup bu bakımdan son derece önemlidir. Bu, toplumda siyasi kutuplaşmayı artıracak bir tutumdur. Cumhuriyet tarihinde her zamankinden daha fazla olarak bugün ulusal birliğimizi korumak durumundayız. Toplumdaki kutuplaşmalar bölünmeye götürür. Siyasi tartışma yapıyoruz, savaş yapmıyoruz, kavga yapmıyoruz. O nedenle siyasi tartışmadaki düzeyi korumak zorundayız, üslubumuza dikkat etmek zorundayız. Bunu en başta siyasi parti genel başkanı kimliğini taşıyan cumhurbaşkanı olmak üzere, iktidar partisi mensuplarının dikkatle göz önünde bulundurması gerekiyor.
Ali Naili Erdem (Milli Eğitim eski Bakanı):
Siyaset bir ülkenin yetişmiş insanlarının terbiye ortamı içerisinde ülkenin sorunlarını çözmek ve dünyanın içinde bulunduğu durumu irdelemek suretiyle, ülkesinin lehine sonuçlar çıkarmaktır. Üslup çok önemlidir. Söylenen çok güzel olup da, söyleyiş çok çirkin olursa, söylenenin güzelliği kaybolur. Öyleyse söyleyiş, ne söylendiğinden çok daha önemlidir. Devleti yönetme mevkiinde olanlar on düşünüp bir konuşmalıdır. Bu konuşmalarda edep ön planda olmalıdır. Edepten yoksun olunur ise o toplum millet olmaktan çıkar, rastgele bir araya elmiş yığınlar haline dönüşür... İnsanlar barışa değil, kavgada yarışa ilerlerler. Öyleyse devleti yöneten insanların her birisi hem terbiyenin, hem zarafetin, hem nezaketin zemininde olmalıdır ve bunun sonucunda milletin birliği ve bütünlüğü sağlanmalıdır. Siyasette üslup böylesine yüz kızartıcı bir hâl almışken, tabanda birlik ve beraberlik ne yazık ki sağlanamaz.
Ertuğrul Yalçınbayır (AK Parti kurucusu eski Başbakan Yardımcısı):
Sadece siyasette değil, özel hayatta da üslubun adabın Türkiye'deki seviyesine bakalım... Üslup, adap ve nezakete dikkat edilmeden TBMM'de yapılan konuşmaları bir araştırırsak binlerce sonuca ulaşırız. Bunun yanı sıra TBMM'de nezaket, zarafet, nükte diye bir araştırma yapsak bunun karşılığı son derece sınırlıdır. Toplumda şiddet artıyor. Bunun artmasında siyasetteki şiddetin de rolü var. Toplumdaki şiddet siyaseti, siyasetteki şiddet toplumu etkiliyor. Bizim toplum olarak nezakete, nazik devlete ihtiyacımız var. Bugün bir eleştiriyi hemen hakaret diye algılayan bir siyaset anlayışı var. Bu anlayış cumhurbaşkanlığı makamından başlamak üzere en alta kadar yayılıyor. O zaman sizin hoşgörü, nezaket, zarafet anlayışını bir gözden geçirmeniz gerekiyor. Toplumun buna ihtiyacı var. Eğer siyasette şiddet artıyorsa; bu aynı zamanda evde de, sokakta da, toplumda da şiddeti artırıyor. Her türlü şiddetten arınmış meclise, aileye, ülkeye ihtiyacımız var. Kötü söze, kötü sözle karşılık vermek yerine iyi sözle karşılık verme erdemine erişebilmektir önemli olan. Ama ne yazık ki toplum bu erdemlerden uzaklaştı. Bunda siyasilerin büyük rolü var.( Gülçin KARAEGEMEN SOYLU-22.12.2017-Gazete Gözlem)
Türk siyaset dilindeki çürüme hat safhada. Siyasi nezaket adeta yerlerde...
Siyasi üslup çirkinliğinin bayraktarlığını, MHP'li Semih Yalçın'ın kimseye bırakmaya niyeti yok gibi! Ağzını her açtığında İyi Parti ve İyi Partililere hakaret etmeyi bir şey zannediyor!
Evet, Türk siyaset dilindeki çürüme hat safhada. Siyasi nezaket adeta yerlerde. Karşılıklı "adi", "şerefsiz", "karaktersiz", "namuzsuz", "alçak", "Hass.tir" sözleri havada uçuşuyor. Neredeyse 20 yıldır karşı karşıya gelip tartışamıyorlar. Nerede o TRT'de yapılan "Liderler Açık Oturumu" nerede bu günler?
Gerçi TRT de bunun bir parçası olmuşken o da zor!
Medya “Medyağ” iken hem de!