Bundan tam 23 yıl önce, 27 Haziran 1995 tarihli Gündüz Gazetesi'nde, Ali Berkoğlu adıyla yayımlanmış bir yazım vardı!
“ABD terörü” ve bizim (!) sistem” demiştim başlığına …
Bizdeki sistemin, kodlarını ya da arka planını anlattığına inandığım ve dünyaya terör ihraç eden ABD'nin bizim gibi ülkelerde çevirdiği dolaplara ışık tutan, dikkat çeken bir kitaptan alıntılar yapmıştım. Lüzumuna binaen paylaşıyorum.
“Bir garip sistemle idare ediliyoruz. Devlet ile millet, arasında bir kan uyuşmazlığı bir kopukluk var. Milletin değerleriyle kendilerine aydın! yakıştırması yapanların değerleri arasındaki zıtlaşma ve çatışma, idare edenlerle, idare edilenlerin mukaddeslerinin farklılığı bu kopukluğun en belirgin göstergesidir Öyle ki bu kopukluk bazı siyasi partiler (BBP) tarafından "Milletiyle aynılaşmış devlet" ve 'Partilerin değil, sistemin alternatifiyiz" şeklinde sloganlaştırılarak Türk siyasi hayatına sokulmuştur.
Kendisi bir dilbilimci olan Prof. Noam Chomsky'nin "ABD Terörü ve Terörizm Kültürü " adlı kitabından bazı mesajlar aktaracağım. Paragraflarda geçen ülkeleri ister Orta Amerika, ister Haiti, ister Somali, isterseniz Türkiye olarak düşünün.
“ABD ve müttefiklerinin faşizmle ölümüne mücadele ettikleri günlerde Franklin Delano Roosevelt: Konuşma Özgürlüğü nü, İbadet özgürlüğü nu, Korkusuzca Yapma Özgürlüğünü ve nihayet Asgari ihtiyaçların Baskısından Azade Yaşama Özgürlüğü'nü Dört Özgürlük olarak tüm dünyaya ilan etmiş ama her nasılsa "Beşinci Özgürlüğü" zikretmeyi ihmal etmiştir. "Beşinci Özgürlük" de nedir ?” diye soracak olursanız... "Soyma, Sömürme ve Hüküm Altına Alma ve sonuç alabilmek için her türlü güce başvurmak özgürlüğüdür." (1) "ABD kökenli resmi evraklar ve gün ışığına çıkarılıp herkese aşikar kılınan tarihi olaylar, bir yandan Dört Özgürlüğe gerek doktrin ve gerekse uygulama bazında verilen önemi, öte yandan da bu özgürlüklerin Beşinci özgürlüğe ne kadar bağımlı olduğunu açıkça ortaya koymaktadır. ABD' nin dünya genelinde sahnelediği her türlü eylemin yönünün Beşinci Özgürlük tarafından tayin edildiğine şahit olmaktayız. Dört Özgürlük Beşincisiyle çelişmediği sürece var olabilmektedir, aksi takdirde bir kenara fırlatılıp atılıvermektedir.
Beşinci Özgürlüğü ön planda tutan, diğer özgürlüklere ancak Beşinci Özgürlüğe zarar vermedikleri sürece yaşama hakkı tanıyan programların hayata geçirilmesi için Devlet; yalan üzerine, aldatmaca üzerine. hile üzerine dayalı bir yapı oluşturma durumunda kalmaktadır.
Tarihi gerçekler amaca uygun bir tarzda yeniden biçimlendirilmiş oldukları halde halka takdim edilmektedir." (Sayfa 7-8)
Bizde tarihin yeniden ve saptırılmış olarak halka dayatılması neyin sonucu acaba? Cumhuriyet dönemi boyunca oluşturulmak istenen sosyal yapıya rağmen yetişen insanların en azından belirli bir kısmının bu sosyal dokuyla kan uyuşmazlığı olduğu bir gerçektir. Türk'e itiraz eden bir Müslümanlık anlayışı yavaş ama derinden ilerlemektedir.
ABD'nin dünya jandarmalığına soyunduğundan beri başka devletlere ancak Beşinci Özgürlüğe bağlı olarak tanıdığı Dört Özgürlüğü söz konusu ülkelerin yönetimleri de iktidara bağlı olarak kendi halkına tanımıştır.
Konuşma özgürlüğü, ibadet özgürlüğü. korkusuzca yapma özgürlüğü ve kısaca ekonomik özgürlük diyebileceğimiz, günlük ihtiyaçların baskısından azade yaşama özgürlüğü ancak muktedirle ters düşmediği, ona zarar vermediği müddetçe vardır. Kısaca her şeyin ama her şeyin kendilerine bağlı olduğu iki kavram ABD'de- Beşinci Özgürlük, Türkiye'de ise iktidar !
"Hakim doktrine sadık olmak, cari düzenin ipine sarılmak, bireye birtakım avantajlar sağlar. Mevcut güç sistemine kolayca dahil olur, imtiyazlılar sınıfına doğru giden yol üzerindeki yerini alıverir, düşünmenin, üstelik olur olmaz işleri kurcalamanın zahmetinden de kurtulmuş olur. Düzenle düz olursanız gerçekler sizi artık tedirgin etmez olur. Rasyonel argümanlar anlamını yitirir. Herkesten alkış alan tören alayı içerisindeki mümtaz yerinizi alırsınız !
Oysa düzene karşı gelirsiniz; son derece güçlü deliller ve argümanlarla ortaya çıkmanız gerekir Tecrit edilirsiniz, kaynaklarınız kurutulur. Özgür beyinlerden yansıyanlar, hariçten okunan gazeller gibi ses verirler. Dışlanırlar. Yanlış yorumlanabilirler.”
(Sayfa- 30-31)
Hakim doktrine sadık olmak, düzenin ipine sarılarak avantajlar elde etmek, herkesin alkışladığı tören alayının içinde yer almak, olur olmaz işleri kurcalamamak -Çekiç Güç gibi - düşünme zahmetinden kurtulmak -Bir bildiği vardır demek gibi ve nihayet gerçeklerden tedirgin olmamak gibi durumlar bana hiç de yabancı gelmiyor. Yalnız bir husus eksik kalmış. Bu durumların nasıl tevil edileceğini izah etmemiş. Herhalde Kıvırtma-Tevil konusunu bizim malum ustalara havale etmiştir.
Bu arada sisteme alternatif olarak ortaya çıkan kişi ve kurumların niçin görmezden gelindiğini, hareket alanlarının neden daraltılmaya çalışıldığını da öğrenmiş olduk.
“ABD'nin şartlarına uyan devletlerde, demokratik prensipler bir derece uygulanabilir, elle tutulur, göze görülür neticeler de elde edilebilir. Kaynakların; Askeriyenin, Oligarşinin, iş çevrelerinin ve profesyonel seçkinlerin elinde bulunması, gücünü halktan alan organizasyonların sesinin kısılması halinde politik sistemin ve medyanın bütünüyle kontrol altında tutulmasını garanti altına alır. Halkın sesinin bastırılmasının yollarından biri de terördür. Halkın terör yoluyla susturulması ABD'nin tercihidir ve sopayla halkın üzerine yürüyen hükümetlerin Washıngton'un gözünde itibarı ve kredisi artmaktadır.(Sayfa-162)
Bizimkiler "kredimiz artıyor” diyorlardı da inanmıyordum. Onlara ne kadar haksızlık ettiğimi şimdi daha iyi anlıyorum. Terörle Mücadele Kanun Tasarısı için niye bu kadar ısrarlı olduklarım anlayamamıştım. Halbuki gücünü halktan alan organizasyonların sesinin kısılması ile TMKT arasında nasıl bir ilişki kurulabilir....! Sanki bütün halkın sesinin bastırılmaya çalışıldığı bir ülkede yaşıyoruz...!
"Halkın muhalif olduğu politikalar karşısında sessiz kalmasını sağlayabilmek için klasik bir yöntem vardır: "Yüreklere korku salmak”. Halk, malının ve canının bir büyük düşmanın tehdidi altında bulunduğuna inandırılırsa, muhalif olduğu programların uygulanması karşısında sessiz kalmayı tercih eder, yapılanları hoş karşılamasa bile zaruri bulabilir." (Sh.221)
Düzenin geliştirilmesi, emirlerinin ifasının kolaylaştırılması amacıyla oluşturulmuş olan organizasyonların dışında kalan, bireylerin aktif. olarak yer aldığı siyasi ve içtimai organizasyonların mevcut olmaması durumunda, "Özgürlük İçgüdüsü" bir mum gibi eriyecek karizmatik liderler, halkı koyun sürüsü gibi peşinden sürükleyip ister kuşa, ister kurda teslim edecektir." (Sh: 232)
Yukarıdaki ifadeler tüylerimi diken diken etti. Sistemi anlatmak için ciltler dolusu okumaya gerek yok, bu ülkede yaşamak yetiyor.”
Demişim. Yine diyorum.