Türkiye'de 13 milyon kişi sosyal yardıma muhtaç hale getirildiğini öğrendim!
Peki bilmiyor muydun? diye sormayın hemen!
Elbette biliyordum ama bu kadar çok olduğunu bilmiyordum!
Sosyo-ekonomik hak ve özgürlükler gün geçtikçe kısıtlandığını biliyorum. Onu yeni öğrenmedim!
Uzun zamandır devam eden olağanüstü hal ile birlikte sendikal haklar başta olmak üzere pek çok konuda çalışanlar hakkını arayamaz hale geldiğini bilmek için ülkede yaşamak yeterli!
Sosyal adalet örselendiğini sokakta, siyasi bağnazlığın gözünü kör etmediği kime sorsanız söyler!
Sermaye hızla el değiştirirken, yeni oluşan zengin sınıfla, sosyal yardıma muhtaç hale gelenlerin arasındaki uçurum sizce de artmadı mı? Kadınların ve çocukların gördüğü şiddeti ve istismarı duymayan var mı?
Geçen yıl 409 kadını şiddete kurban vermişiz!
Çocuk istismarı, çevre tahribatı gibi konular bizim gündemimizden düşmüyor ama gücün yanındaki tuzu kuruların gündemine hiç girmiyor!
Her yıl plansız, programsız değişen eğitim sistemi ile gençlerimiz bunalım yaşıyor. Sistemde çocuğumuzun olmaması, bu sıkıntıya ilgisiz kalmamız için bir sebep teşkil etmemeli değil mi?
Gençlerde ve yetişkinlerde gelecek kaygısı had safhaya çıkmış durumda!
Sürekli gerilim ve huzursuzluk içinde yaşayan toplumumuz gittikçe kutuplaşıyor. Kutuplaştırılıyor!
Birileri de bu kutuplaşmadan siyaseten nemalanıyor!
Bu durumdan memnun olanlara bir sözüm yok!
Gidişattan memnun olmayanlar!
Canı yandığı halde dişini sıkıp, acısını içine akıtanlar!
Daha büyük bir sıkıntıya düşmemek için yutkunup, sessiz kalanlar!
Belki 24 Haziran köprüden önceki son çıkış!
Eğer;
Demokrasinin gücünün de varlığının da güçlü bir kuvvetler ayrılığı ilkesine bağlı olduğuna inanıyorsak!
Kuvvetler ayrılığının olmadığı bir yerde seçimin sadece sandıktan çıkanın istediğini yapmasını sağlayacak bir işlemden öte bir anlamı kalmayacağını biliyorsak!
Yürütme karşısında güçlü bir parlamento istiyorsak!
“Hukukun üstünlüğü diyorsak!
Adalet diyorsak!
Eğer adalet olmazsa, hukuk olmazsa demokrasi olmaz diyorsak!
Köprüden önceki son çıkış bu!
Bir vatandaş olarak:
Yoğun propaganda bombardımanına maruz kalacağım. Biliyorum.
Süslü, cafcaflı laflar duyacağım. Biliyorum
Sadece neden güç ellerindeyken yapmadıklarını düşüneceğim!
Ya da yaptıklarını!
Hep kendileri vardı zaten! Gücü ellerine aldıklarında doğan çocuklar neredeyse oy kullanacak!
Ve hala …….cağızlar,……ceğizler !
Ne değişti? Ne değişecek?
Biliyorum ki! Değişime direnilmez!
Onlar da biliyor!