Yazılarımın uzun olduğunun farkındayım. Bazen ele alınan konular yazının uzun olmasına sebep oluyor. Ben de öyle iki üç cümleyle meramımı anlatacak kadar usta değilim!
Ama bu sefer kısa olacak. Çünkü konu da kısa!
İzmit'te bir halk otobüsü şehir merkezinden aldığı yolcularla ki bunlardan biri de hemen şoförün arkasındaki koltukta oturan, Kocaeli Üniversitesi'nde öğrenim gören Kazakistan uyruklu kız öğrencidir. Otobüs bir durakta durur. Yaşlı bir adam biner otobüse. Yolculardan bazıları –kızın arkasındaki koltuklarda oturanlar-yaşlı olduğu hasebiyle yerlerinden kalkarak yer vermek isterler adama! Adam teklifleri kabul etmez ve geçer otobüsün en arkasına tekli koltuğa oturur.
Daha sonra kaptanın yanına kadar gelir ve:
“Bu arabayı doğru polis karakolunun önüne çekeceksin” der.
Sürücü, “Ne oldu, hayırdır?” diye sorar.
Yaşlı adam:
“Sen bu arkandaki insanlarla, genç kızlarla bu arabayla kaza yaparsın? Böyle olmaz” der.
Sürücü şaşkındır. Ne olduğunu anlamaya çalışırken koltuğuna dönen yaşlı adam tepki göstermeye devam eder:
“Sen daha bir şey görmüyorsan bir hiçsin yani” der.
Şoför ise :
“Ne görüyorsun?” diye sorar yaşlı adama.
Yaşlı adam:
“Ben bu durumdan şikayetçiyim. Arabadan da şikayetçiyim. Çek karakola” der.
Şoför otobüsü polis merkezine doğru yönlendirince bazı yolcular yaşlı adama tepki göstererek “Yaptığının yanlış olduğunu !” söylerler.
Karakola varırlar ve şoför polisleri çağırır. Yaşlı adam, araca binen polise:
“Ben bu durumdan davacıyım. Bu kaptandan da davacıyım. Genç kızların burada böyle oturmaları bu arabanın kaza yapmasına sebep. Bu kadar ucuz değil ya” der. Polis ise, insan hak ve hürriyetlerini hatırlatarak, “Buna biz karışamayız” cevabını verir. Buna rağmen yaşlı adam, “Olmaz böyle bir şey” diye tepki göstermeyi sürdürür.
Taraflar birbirlerinden şikayetçi olmazlar ve şoför yolcularını alıp otobüse biner ve gider.
Hepimiz, hoşumuza gitmeyen kılık ve kıyafetle dolaşan insanlara rastlarız belki!
Aklımıza gelmez şikayet falan.
Söyleniriz belki içimizden!
Bu neyin kafasıdır peki?
Bu; yaşam tarzına müdahale değil midir?
Bu ahlaka bir kılık kıyafet belirlemek değil midir?
Temel hak ve özgürlüklerin kullanımında, belirli siyasal görüşler, belirli kılık kıyafetler veya belirli bir yaşam tarzı mı gerekecektir?
Kimbilir daha nerede ve kimler hangi konularda böyle ahmakça bir muameleye tabi tutuluyordur?
Ve bu; hayatımıza müdahale hakkını kendinde gören adamlar, bu cesareti nereden alıyorlar?
Yoksa konjonktür böyle davranışlara prim mi veriyor?