Daha yeni olduğu için hafızalarda durur diye aldanmayın!
Hafızanın da işine geleni muhafaza etmek gibi bir huyu var!
Hani, “Hafızayı beşer nisyan ile malüldür” denilmiş!
Ya da “ balık hafızalı !” deriz birilerine.
Gerçekten unutulmuş mudur? Yoksa unutmuş gibi davranmak işlerine mi gelmektedir? Hala tartışılıyor.
Lakin unutulmuş gibi davranarak geçmişte yaptıklarınızı ve söylediklerinizi başkalarının unuttuğunu zannetmek yanlıştır!
Gün gelir önünüze koyarlar!
Daha yeni Millet İttifakı kastedilerek:
“CHP, İYİ Parti, Selamet Partisi HDP ile işbirliği halinde, bunlar teröristler işbirliği yapıyor, emirleri Kandil'den alıyor” denilmişti!
Halbuki bu ittifakın içinde HDP'nin olmadığını, Kandille yatıp kalkanın HDP olduğunu bunu söyleyenler de biliyordu.
Ama bu terör destekçisi parti görünümlü örgütü işin içine katmazlarsa vatandaş nazarında bir etkisi olmayacağını da biliyorlardı!
Yalan propagandadan medet umuluyordu!
Hakkını yemeyelim etkili de olmuşlardı!
Oysa bir zamanlar kendileri neler demişlerdi neler:
Başbakan Davutoğlu: “PKK iki yıl boyunca sığınak yaptı”.
Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç: “Her şeyden haberimiz vardı”.
Başbakan Yardımcısı Yalçın Akdoğan: “Öcalan'ın olayları okuma kabiliyeti ve tecrübesi var, o bölgenin yeni aktörüdür”.
Bülent Arınç: “Sayın Öcalan demeyi ve PKK bayrağı açmayı suç olmaktan biz çıkardık”.
Devlet Bakanı Beşir Atalay: “Abdullah Öcalan Kürtlerin lideridir, onun mesajları bizim de düşüncelerimizdir”.
Mehmet Metiner, AKP milletvekili: “Öcalan'ın durduğu yer Türkiye'ye katkı sağlıyor, çok değerli şeyler söylüyor”.
Yasin Aktay, AKP milletvekili: “Abdullah Öcalan dünyanın geleceğini iyi okuyor, onun talepleri normaldir, meşrudur”.
Orhan Miroğlu, AKP milletvekili: “PKK terör örgütü değildir. Öcalan Türkiye için fırsattır, yeniden devreye girmelidir”.
20 Ocak 2013, Adalet Bakanı Sadullah Ergin: “Öcalan bölgenin reel politikasını daha sağlıklı değerlendiriyor”.
7 Haziran 2014, İçişleri Bakanı Efkan Ala: “PKK ile doğrudan görüşülüyor”.
PKK militanlarına Habur Gümrük Kapısından giriş izni veriliyor, mahkeme ayaklarına kadar taşınıp, çadır tiyatrosu oynanıyordu !
24 Kasım 2014, Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç: “Siz kim oluyorsunuz da, Öcalan'ı zor duruma düşürüyorsunuz”.
“O kadar meraklıysan, Kuzey Irak'a git, burada Kürdistan diye bir yer yok.”
Sahi bir de Dolmabahçe Mutabakatı vardı Şubat 2015'te neredeyse bütün televizyonların canlı yayınladığı!
İstanbul Dolmabahçe Sarayı'ndan fotoğraflar servis ediliyordu ajanslara!
Fotoğrafta yedi kişi...
Başbakan Yardımcısı Yalçın Akdoğan, İçişleri Bakanı Efkan Ala, AKP Gurup Başkan Vekili Mahir Ünal, HDP Gurup Başkan Vekilleri Pervin Buldan, İdris Baluken, HDP milletvekili Sırrı Süreyya Önder, Kamu Düzeni ve Güvenliği Müsteşarı Muhammed Dervişoğlu.
Ve çözüm denilen süreci başlatıyorlardı. Üzerinde mutabık kaldıkları on maddeyle!
Ve “artık analar ağlamayacak” kandırmacasıyla çıkılan yol 7 Haziran 2015'te yapılan seçimde bekledikleri siyasi sonucu vermeyince …
“Yanılmışız !” denilerek stratejik çözüm ortaklığından vazgeçilen günler!
Bilançosu 800'e yakın şehit!
Yani analar ağlamasın diye çıkılan yolda milletin anasının ağlatıldığı günler!
Neyse?
Bugüne gelelim.
Huylu huyundan vazgeçmiyor belli ki!
Hani, “Öcalan'a sayın demeyi suç olmaktan çıkarmak”la övünen,” Dağa çıkışlar nitelik kazandı !” diyen şimdilerde ballı maaşla Cumhurbaşkanlığı Yüksek İstişare Kurulu Üyesi (YİK) Üye'liği yapan Bülent Arınç var ya, “terörle bağlantılı olduğu” gerekçesiyle yerine kayyım atanan Mardin Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Türk'le ilgili demiş ki :
“Ahmet Türk'ü tanıyorum ve ona saygı duyuyorum. Terörle alakası yoktur, Kandil'le HDP'yle var mıdır? Vardır, mecburiyetten ama barış olsun isteyen biridir”
Şimdi ne anlamamız lazım bu cümlelerden?
İç İşleri Bakanlığı, Ahmet Türk'ü, terör propagandası yapmak, teröre yardım, yataklık yapmaktan belediye başkanlığından aldığını duyurdu.
Bülent Arınç diyor ki “Terörle alakası yoktur !”
Bilin bakalım hangisi doğru?
Yani Bülent Bey “iyi polis”, Süleyman Soylu “kötü polis” mi bu oyunda?
Bülent Arınç'ın bu kayyım meselesi yüzünden tepkili olabilecek Kürt vatandaşların oylarını konsolide etmek ya da onları yumuşatmak gibi bir amacı mı vardır?
Yoksa sahiden böyle mi düşünmektedir? Bilemem.
Ama bana böyle düşünüyor gibi geliyor!
Geçmişini inkar edecek değil ya!