Hurafe için; akla ve gerçeğe aykırı, aldatıcı söz denilebilir. Masal, efsane ve genel olarak gerçek dışı kabul edildiği halde hoşa giden nakil ve rivayetler de hurafe olarak değerlendirilebilir.
Hiçbir mantıki izahatı bulunmayan, din adına ileri sürülüp benimsenen batıl inanç ve davranışlar da hurafe kapsamına girer zannedersem !
En önemli sebeplerden birisi; önceki inanışlara ait kültürün taşınması olabilir!
Ya da zamanında hikmeti bilinen ve uygulanan bir söz veya davranışın zaman içerisinde evrilerek amacından saptırılması da sebepler arasında sayılabilir hurafe için !
En önemlisi ise dinin temel kaynaklardan öğrenilmemesidir.
Kabir ve türbelerin ziyaretinde İslam'ın koymuş olduğu ölçülere riayet edilmemesi, aşağıda bir kısmını yazacağımız hurafelerin ortaya çıkmasına sebep olmuştur!
Evet türbe ziyaretinde konulan ölçülere riayet edilmediği için :
Türbelerde çaputlar, bezler bağlanmış, ve mumlar yakılmıştır!
Türbelerde yatanlara adak adanmıştır!
Türbelerde yatanlar adına kurbanlar kesilmiştir !
Kabrin etrafında bulunan duvar, demir vb. şeyler öpülerek yüz sürülmüştür!
Türbe kapılarına sahip olmak istenilen şeylerin resimleri çizilmiştir! (mesela ev, araba, çocuk vb.)
Günümüzde halkımız arasında birçok şey ya uğurlu sayılmakta ya da uğursuz sayılmaktadır. Bazıları, ayların, bazıları günlerin veya gecelerin, bazıları hayvanların, bazı kimseler ise bazı eşyaların uğursuzluğuna veya uğurlu olduklarına inanmaktadır.
Mesela:
Sol gözü seğiren kişinin bu olayı kötüye yorumlaması sağ göz seğirirse hayra yorumlaması,
Kişinin üzerinde dikiş yapılacaksa veya düğme dikilecekse ağza bir şey alınması yoksa başa sıkıntıların geleceğine inanılması,
Kapı eşiğinde oturan kişiye iftira atılacağına inanılması,
Erkeğin önünden kadının geçmesinden dolayı erkeğin nasibinin kapanacağı,
Ezan okunurken köpek ulumasının şerre yorulması,
Evde cam veya porselen gibi bir şey kırıldığı zaman belanın defedildiğine inanılması,
Merdiven altından geçilmesinin uğursuz sayılması,
Sağ kulağın çınlaması hayra sol kulağın çınlamasını şerre yorulması,
Ayakkabı veya terliğin ters dönmesinin uğursuzluk sayılması,
Gece vakti sandık açmayı mezarının açılmasına saymak,
Kişinin üzerinden geçildiği zaman boyunun büyümeyeceğine inanılması vb.
Halkımız arasında sıkça karşılaştığımız hurafelerdendir.
Barbaros Şansal'ın Mart 2014'te “Eşek Anırdı Abdest Bozuldu !” başlıklı yazısıyla noktayı koyalım:
“Köyün birine bir imam atanır. Köylü ile çok güzel anlaşır ama her eşek anırışındaki köylünün abdest yenilemesine bir türlü anlam veremez.
Dikkatini çeken bu durumun nedenini sorar. İçlerinden birisi, yıllar evvel köyün imamının, “eşeğin anırdığını duyarsanız abdestiniz bozulur” dediğini, o yüzden de, yıllardır bunu uyguladıklarını söyler. İmam, böyle bir şeyin olamayacağını söyleyerek olayı araştırır.
Öğrenir ki, çok yıllar evvel, köyde su olmadığı için köy halkı toprakta abdest alırmış, yani teyemmüm yaparmış. Tabi ki, köye su, eşeklerin sırtında taşındığı için de, o zamanın imamı bir vaazında; “köyde su olmadığı için, abdestinizi toprakla alabilirsiniz ancak, eşeğin sesi duyulduğunda sırtında su taşıdığını bildiğiniz için, toprakla alınan abdest bozulur, çünkü artık su vardır'' demiş.
Ancak vaazı gönülsüz dinleyen bir köylü, sadece “eşek anırmasını duyarsanız abdest bozulur” kısmını okuyup, bunu da halka yaydığı için, herkes de sorgulamadan bunu uygulamış.
Şartlar değişmiş huylar değişmemiş
Görünen o ki, zaman geçtikçe bu hikayedeki şartlar değişmiş olsa da, insanoğlunun huyu pek değişmemiş.
Ne yazık ki, hala insanlar, bir konu hakkında, bilgi edinme, doğrusunu öğrenme yerine, duydukları ile hareket ediyorlar:”
Kışlada yeni boyatılan banka kimsenin oturmaması için bir asker nöbetçi olarak bırakılır. Ama o bankın başında “Bank nöbeti “tutulmasının daha sonra devam ettirilmesi gibi bir şey !