Bilmem hatırlıyor musunuz ?
Marmara Üniversitesi Eğitim Fakültesi önünde yapılan türban eylemi sırasında " 7.4 yetmedi mi ?” yazılı dövizi açmıştı bir kız öğrenci!
17 Ağustos 1999 Adapazarı-Gölcük depremini ve orada bulunan Donanma Komutanlığı'nı kastederek!
Felaket hangisi sorası geliyor insanın!
Bir din görevlisinin “Allah'a inat depreme dayanıklı evler yapılıyor!” dediğini duyan birisi olarak bu ifade ediş biçimine şaşırmadığımı söylemeliyim.

O dönemde sanatçı Gani Müjde, bu hanım kızımıza hitaben bir cevap yazmıştı. O cevaptan bir alıntı yapayım :
“. Ey mantosu uzun, aklı kısa kardeşim benim. Amerika'nın, hani o gavur ve Hıristiyan Amerika Birleşik Devletleri'nin, hani o Siyonistlerle iş birliği yaptığı için her yerde bayrağını yaktığınız ABD'nin Los Angeles şehrinde 7.0 büyüklüğünde bir deprem oldu bacım...
Neredeyse bizimkine yakın bir deprem. Bizde ayni şiddetteki bir deprem 20 bin kişi ölüp
20 bin kişi sakat kalırken, gavur, Hıristiyan ve Siyonist dostu Amerika'da sadece 2 kişi
yaralandı güzel ablam. Şimdi türbanlı başını ellerinin arasına alıp düşünüyor musun acaba? Sakarya gibi muhafazakar bir bölgede Allah binlerce Müslümanı öldürerek cezalandırıyorsa eğer, Hıristiyanlara ve Siyonist dostlarına niye kıyak geçiyor? Seks shoplarıyla, porno filmleriyle tüm dünyaya 'seks', 'uyuşturucu' ve 'günah' ihraç eden bu ülkenin Allah katında ayrıcalığı ne olabilir ki güzel annem? Oysa adım gibi eminim Sakarya'da, Gölcük'te hayatlarını kaybedenlerin çoğu ölmeselerdi eğer sabah ezanı ile birlikte camilerin yolunu tutacaklardı.
Üç aylarda oruç tutacak, Ramazan'da devrilmeyen minarelerin ışıklarıyla birlikte senin ağzına adı bile yakışmayan Allah'ın adı ile birlikte oruçlarını açacaklardı.
E nooldu şimdi? 7.0 yetmedi mi güzel ninem? Eğer her coğrafya olayını, her doğal afeti
bilimin ve aklın süzgecinden geçirmeden böyle yorumlarsan bu ülkenin yarısı her deprem felaketinden sonra dinsiz olur güzel hala kızım... Fay hattında 10 katlı binalara izin veren şapşal belediyecilik anlayışını, deniz kumundan inşaat yapan edebiyatçı müteahhitleri, depreme dayanıklı konut üretme çabalarını, hırsızları, uğursuzları bir kenara bırakıp her şey ilahi kudretin intikamı olarak açıklarsan bu deprem 10 yıl sonra gene aramızdan binlerce 'dinsizi' alır gider güzel amca kızım..
Betonların altında inleyerek can veren 20 bin insanı, kadını, çocuğu ve bebeği bir kalemde günahkar diye silip atmadan önce bir düşün !”
Tabii ki biz millet olarak 17 Ağustos'tan sonra da çeşitli felaketler yaşadık !
Van Erciş'te de deprem olmuştu. Benzer ama tersinden tepkileri bu sefer de o deprem için dile getirenler olmuştu!
Yani felaketin acısı bu söylemlerle azalmıyor aksine katmerleniyordu.
Sonra Soma faciasını yaşadık. 301 canımız gitti !
Allah'tan bu felaket için böyle yorumlar yapılmadı!

Ama orada da; maden ocaklarına kaza olana kadar yaşam ünitesi yaptırmayan, faciadan sonra çıkıp “2-3 ay sonra yaptıracaktık! Erken öldüler !” demesi ve hakkında bir işlem yapılmaması bizleri kahretmişti. Yerde tekmelenen yine ölen işçilerin yakınları olmuştu!
Sonra Çorlu'da bir tren kazası –şekil itibariyle kaza ama özü itibariyle katliam-yaşadık.24 canımız gitti.
Bir yol hikayesi ki biliyorsunuz en önemli propaganda argümanıydı “Yollar”
Birisi işsizlikten dem vursa hemen cevabı veriliyordu:
“Ama biz yol yaptık !”
Birisi eğitim alanındaki başarısızlıktan söz etse yandaş savunma devreye girerdi hemen:
“Ama çok güzel yollar yapıldı!”
Peki bu demiryolunu yapanlar nasıl yapmışlar ki raylar havada asma köprü gibi kalmış!
Bakım, onarım ve denetimi yapılmamış mı?
O bölgede rayları kontrol eden “Yol bekçileri” niye yokmuş!
Gölcük depremine “7.4 yetmedi mi ?” diyen zihniyet, tamamen ihmaller zinciri neticesinde göz göre göre gelen bu faciaya ne derdi acaba?
İşte, 13 Şubat 2014 tarihli haber:
“T.C. Devlet Demiryolları (TCDD) İşletmesi 1. Bölge Müdürlüğü'nün, “Sirkeci – Uzunköprü Hattı Halkalı Çerkezköy İstasyonları Km: 38+000-56+000 ve Km:74+000-96+000 Arası Altyapı İyileştirilmesi İkmal İnşaatı” ihalesini kazanan firma belli oldu. Yatırımlar Dergisi'nin aldığı bilgiye göre; yaklaşık maliyeti 88.323.983,60 lira olarak belirlenen ihaleyi 45.941.244,50 lira teklifi ile Unitek İnşaat – Tur İnşaat ortak girişimi kazandı.”
Dikkatinizi çekti mi? Yaklaşık maliyet 88.323.983,60 lira ama ihaleyi 45.941.244,50 liraya almışlar!
Sorumlu kim peki?
İki makinist gözaltına alınmış! Hatta tutuklanmış diye haberler vardı medyada!
Önce bu yolu yapan şirketin yöneticileri ve teknik ekibi gözaltına alınmalı değil miydi?
Öyle ya!
Ben bilemem elbette. Ama işi bilenler soruyor ve mesela diyor ki:
“Kazanın gerçekleştiği bölgedeki gibi köprü veya menfez giriş çıkışlarında yaklaşım dolgusu olması gerekir. Ancak fotoğraflardan anlaşıldığı kadarıyla böyle yaklaşım dolgusu ya da benzeri risk önleyici başka bir imalatın yapılmadığı görülüyor. Aynı zamanda bu tür durumlarda arızaları haber vermek üzere görev yapan “yol bekçileri”nin demiryollarındaki özelleştirme uygulamaları nedeniyle devre dışı bırakılması da önemli bir etkendir !”
Ya da o kadar Suriyeli'ye para bulup maaş bağlarken “Ödenek yokluğundan” “bakım ve onarım” ihalesinin yapılmayışının sorumluları kimlerdir?
Gerçek sorumluları ortaya çıkarıp cezalandırmadığımız için yeni facialar davetiye çıkarmış olmuyor muyuz?
Neden biz de hiç siyasiler sorumluluk kabul etmezler! Ya da sorumluları koruma altına alırlar!
Neden bu tür felaketlerde yayın yasağı ambulanstan önce gelir? Neden?
Neden bu tür felaketlerde sorumluluğu olan kamu çalışanlarının bir kısmına soruşturma izni dahi verilmez? Neden?
Çorlu'daki tren kazasının yaşandığı köprünün toprakla doldurulmuş bir derenin üzerine yapıldığını gösteren şu fotoğraf; bize bu hattın yenilenmesinin kim tarafından yapıldığını sorma hakkını veriyor!
Sorumluyu niye başka yerde arayalım ki?
Ve de sorumlu siyasetçi aramayalım mı?