Ülke ekonomik sıkıntılar yaşıyor. Vatandaşın geçim sıkıntısı had safhada. Vatandaşın gündeminin ilk sırasına ekonomik kriz ve işsizlik oturmuş.
Aşağıdaki rakamlar Sayıştay'ın 2018 raporundan.
Rapor büyüklüğü ve personel sayısının fazlalığı ile israf tartışmalarına konu olan Saray'la ilgili.
Cumhurbaşkanlığı'nın gelir ve gider tablolarına da yer verilmiş raporda.
Rapora göre Saray'ın 2018 yılındaki harcaması 943 milyon 646 bin lira olmuş. Önceki yıla göre yüzde 43 oranında artan giderler, gelirlerin 637 milyon 841 bin lira üzerinde gerçekleşmiş. Cumhurbaşkanlığı, bu hesapla gün başına ortalama 2 milyon 585 bin lira harcamış.
Bu durumda, Saray'ın bir günlük harcaması bin 287 asgari ücretlinin toplam maaşına denk geliyor.
Personel sayısı ve maaşları kesin olarak bilinmiyor ama Cumhurbaşkanlığı'nın personel harcamaları da bir önceki yıla göre yüzde 69 oranında artmış. 2017'de 106.8 milyon lira olan personel harcaması 2018 sonunda 181.6 milyon liraya çıkmış. Bunun 107 milyonu sözleşmeli, 50 milyonu “Diğer”, 20 milyonu memurlara, 2 milyonu da geçici personele ödenmiş.
Tabii bununla sınırlı değil harcamalar !
2017'de 2.7 milyon liralık tıbbi ve laboratuvar sarf malzemesi harcaması yapan Saray, 2018'de 4.1 milyon lira harcamış.. Bu kalemdeki bir yıllık artış yüzde 51 oldu.
2017'ye göre en fazla artış gösteren harcama kalemi mal ve hizmet alım giderleri olmuş. 2017'de 156.4 milyon lira olan harcama, 2018'de 428.2 milyon liraya fırlamış. Bunun içinde en yüksek tutar 258 milyon lira ile görev giderlerine ayrılırken 48.7 milyonluk hizmet alımı, 40.9 milyonluk tüketime yönelik mal ve malzeme alımı yapılmış.
Daha?
Cumhurbaşkanlığı'nın temsil ve tanıtma giderlerine yaptığı harcama da 36.2 milyon liradan 48.8 milyon liraya çıkmış.
Bir de şu meşhur “Kar amacı gütmeyen Kuruluşlara” transferler var!
Kar amacı gütmeyen kuruluşlara yapılan transferler de bir yılda 7.9 milyon liradan 9 milyon liraya çıkmış! 3.5 milyon lira olan hane halkına yapılan transferler kalemi de 2018'de 5 milyon lira olmuş.
Cumhurbaşkanlığı Sarayı için 2017'de yapılan 7 milyon liralık giyecek, mefruşat ve tuhafiye malzemeleri harcamasına 2018'de 10 milyon lira harcanmış. Kırtasiyeye 2.2 milyon lira, temizleme ekipmanlarına 3.8 milyon lira harcanmış.
Okluk Koyu'ndaki yazlık saray ve Ahlat'a yapılan yeni saray için yatırımlar hesabında 1 milyar 944 bin lira yer almış. Taşıtlar hesabı da 506 milyon lira olmuş..
Memlekette geçim sıkıntısı, vatandaşın gündeminde birinci sırayı işgal ederken, adamın biri çıkmış demiş ki :
“Geçinemiyoruz diyenin maaşını düşürmek sünnettir”
Mevlevi şeyhiymiş bu zat.
Gördünüz mü bu; sahte fatura kullanmaktan aldığı 60 ay hapis cezasından kurtulmak için kaçmaya çalışırken havaalanında yakalanan şeyh bozuntusunu?
Herkes onun gibi, Mevlevihanelerde düzenlenen Şeb-i Arus törenlerinde, Ramazan aylarında yine aynı yerlerde gerçekleştirilen geleneksel iftar buluşmalarında, Kurtuluş Savaşı'nda oluşturulan Mevlevi Alayı anısına yapılan sembolik yürüyüşlerde ya da Mevlana ve Hoşgörü Yürüyüşü gibi çeşitli etkinlik ve söyleşilerde semah gösterilerine katılıp kendini bir yerlere takdim edip sunamıyor ne yazık ki!
Yani “rüyasında Atatürk'le sohbet ettiği” iddiasında bulunan, iktidarla yakınlaşarak düzenini kuran sözde şeyhin, geçim sıkıntısı çekenlere bulduğu çözüme bakın !
Hiç israftan bahsediyor mu bu şeyh taifesi?
Bahsetmesinden vazgeçtik, bu lüks ve israfı bir de “İtibardan tasarruf olmaz !” diyerek meşrulaştırıyorlar.
Halbuki geçim sıkıntısı ne çözümler ürettiriyor insanlara!
Taa 2004 yılında Hürriyet Gazetesi'nin Kelebek ekinde yer alan bir yazının bir pasajını alıyorum buraya:
“Geçim sıkıntısı ve işsizlik, insanları ne hallere düşürüyor...
İşsiz bir koca, çalışmayan eşi ve işsiz kocanın yıllar önce eşini kaybeden babası aynı evde yaşıyorlar. Oldukça yaşlı olan baba, SSK emeklisi ve evin geçimine de ciddi katkıda bulunuyor. Bir gün baba rahatsızlanıyor. Hemen SSK Hastanesi'ne götürülüyor. Adamcağızın, kanser olduğu ve birkaç ay ömrü kaldığı anlaşılıyor. Oğlu ve gelini perişan vaziyette, bir yandan hastalığa bir yandan da, önemli bir gelir kaynağının kesileceğine üzülüyorlar. Günler geçiyor, yürekleri sızlatan bir çözüm bulunuyor. Henüz çocukları olmayan karı-koca, anlaşmalı olarak boşanıyorlar. Ardından kadın, eski kayınpederi ile evleniyor. Kaderin garip cilvesi, eski kocası da üvey oğlu oluyor!.. Diyeceksiniz 'Ne oluyor? Tam olarak anlayamadık'.
Açıklayalım; bir süre sonra, yaşlı adam kanser nedeniyle ölecek. Emekli aylığı yeni karısına kalacak. Böylece, ailenin geçimini sağlayan emekli aylığı kurtarılmış olacak...
Kayınpederi ile evleneni ilk kez duyduk!
Ama ölen babasından emekli aylığı alabilmek için boşanan ve boşandığı eşiyle yaşayan onbinlerce kadın olduğu bilinen bir gerçek...Yıllardır devam eden bu uygulamaya 'Tamam belki yasalara uygun ama etik değil' diyeceğinizi tahmin ediyoruz. Haklısınız. Ne diyelim... Bundan da, asıl utanmaları gerekenler utansın!..”
Diyanet'in hayatımızı kolaylaştıran şu faiz fetvasından sonra bu sahte faturacı şeyhin sözleri oldu mu hiç?