Her şey gücü elde etmeye yönelik !
Gücü sevenler, güce tapınanlar, gücün yola çıkardığı kervana katılıp hayatıyla selfie çekinenler!
Arazi verimli bir kere !
Sahiplenenlerin adı değişiyor sadece!
Öyle hemen herkesin itiraz edemeyeceği, itiraz falan ederse dindarlığına halel geleceği varsayılan birtakım isimlerle çağrılıyorlar!
Öylesine mistik! Öylesine esrarengiz yani.
Kimisi ,"Allah dostu”
Kimisi, “kutup”
Kimisi, “ehlullah”
Kimisi, “evliya”
Kimisi, “mehdi' “
Kimisi, “hoca”
Bu arazide yetişen ve boy gösterenlerce de kimi alemin kutbudur, kimi cihanın.
Kimi evliyanın kutbudur, kimi zamanın.
Buna bir de arazide yaşayan ve bunların insan üstü vasıfları ve misyonları olduğuna inandırılan “makul” ve “ dindar” ları ekleyin.
Arazinin manzarası bu!
Bir düşünür şu lafı boşuna mı söylemiş:
"Kullanılması bilinirse psikolojinin tersanelerinde dünyanın en kudretli toplarından daha etkili silahlar vardır"
Pavlov' duymuşsunuzdur.
Hani şu, "zil-et-salgı" üçlemesi ile köpekler üzerinde şartlı refleksleri deneyen adam!
Sizce, onun yaptığının benzerlerini kerameti kendinden menkul şeyhler müritlerinin zihni ve inancı üzerinden üretmiyorlar mı?
Sadece kullandıkları argümanlar ve objeler farklıdır.
Yani birisi köpekler üzerinde eti denerken, birisi insanlar üzerinde dini kullanmamış mıdır?
Yani birisi et ile hayvanların şartlı reflekslerini harekete geçirirken, birisi de, kendisine hangi ad verildiyse artık (şeyh, gavs, kutup, hoca, evliya, Allah dostu, ehlullah vb.) aynı şeyi insanlara dini kullanarak yapmıyor mu?
Ve bunların eteğinden tutunanlarda; dini yüceltmek ve korumak !,umutsuzluğa düşmüş olmak ve mücadelenin sonunda ödül olarak cennete gitmek gibi şartlı refleks izlerini görürüz. Sanki “din muhafızı” kesilmiyor mu bazıları ?
Şu tespitleri aynen alıyorum.(Özcan Yeniçeri-Yeniçağ Gazetesi-24.07.2018)
“Umutsuz, iradesiz ve güce tapan insanlar ideoloji-kin ve intikam şartlanmasıyla ölüm makinesine çevrilebilmektedir. Sonuçta onlar, çeşitli güç odakları tarafından, iradelerine el konulmuş bir tetikçi haline dönüşürler. Kimisi devrim ve insanlık adına kimisi de IŞİD'lilerin yaptığı gibi "şeriat, cihat, cennet" adına ölür ve öldürürler.
Ölmeye ve öldürmeye odaklanmış, iradesine el konulmuş tetikçi, insanlık değerlerini aşmış bir delidir. O, namludan çıkmış kurşundur. Onu ancak bir başka namludan çıkmış kurşun durdurabilir.
Tanımadığı insanları katleden terörist, davasını Tanrı sanan bir deli, kinini heves, intikamını zevk edinen bir budaladır. Başkalarını acılara gark etmek için eylem yapan bir katil ve gerçek bir zavallıdır!
Teröristlerin ya da müritlerin doğaya, dünyaya, insanlara ve değerlere yükledikleri anlamlar da kural dışıdır. Onlar özgürlüğü esaret, ölümü cennete kavuşma, savaşı barış, felaketi kurtuluş, olarak nitelerler.”
Şimdi yaşadıklarımıza, özellikle de 15 Temmuz'a bakıp bir daha soralım :
“Dindar "makul" insanlar FETÖ örgütünün elinde, masum insanlara bomba yağdıran birer "mankurt" haline nasıl dönüştü?”
Bu kadar zeki, genç ve dinamik insan Hoca denilen bir adamın elinde itiraz etmeyen, aklını kullanmayan robot haline nasıl getirildi?
Bir insanı öldürmenin bütün insanlığı öldürme anlamına geldiğini söyleyen bir dinin mensubu nasıl insan kesen bir canlı bomba halini aldı?
Bu insanların aklını, inancını kim, hangi yol ve yöntemleri kullanarak yönlendirdi ya da yok etti?
İnsanı eşyaya, ölüye, caniye ya da robota dönüştüren gelişmeleri mürit/şeyh ya da ideoloji /devrim vb. ilişkilerden ayrıştırarak anlamak mümkün mü?
Sadece şeyhlerinin/hocalarının sıradan insanlar olmadığına inandırıldıkları için değildir herhalde?