Haberi duymuşsunuzdur.
İzmir'in Gaziemir ilçesinde Alevi vatandaşların oturduğu mahallede bir evin duvarına, kırmızı boyayla 'X' işareti yapılıp “Defol Alevi” yazılmıştı.
Birileri, 'Çocuk işidir' demişler !
Hani Atatürk heykeline veya büstüne saldıranların hemencecik “meczup” ilan edilmesi gibi !
Nasıl çocuksa bunu yapanlar, GDO'luymuş belli ki!
Yazı bayağı yüksekte de!
Hadi inandik diyelim.
Peki bir çocuk böyle bir nefret söyleminde niye bulunur ?
Veya 25 yıldır aynı yerde oturan insanlara yönelik bugün niye böyle kin ve nefret kusmuğunu duvara yapıştırmışlardır ?
Ve çocuksa bunu yapanlar bu hale nasıl geldiler ?
Türk milletinin kardeşlik hukukuna zarar vermeye yönelik provokatif bir eylem olduğuna inanıyorum.
Ama önce, Türk Milleti kavramını benimsemek gerek tabii !
Kutuplaştırıcı, ötekileştirici, ayrıştırıcı bir dille beslenmenin getirdiği bir bireysel hareket de olabilir.
Aman dikkat!
Oyuna gelmeyelim.
Hikaye ama farklı bir perspektif de getirebilir:
Büyük İskender, büyük filozof Aristo'ya bir mektup yazıp sorar:
"Zaptettiğim topraklardaki insanları tahakkümüm altında tutabilmek için neler yapmalıyım?"
1- Ülkenin ileri gelen insanlarını sürgüne mi göndereyim?
2- Ülkenin ileri gelenlerini hapse mi atayım?
3- Ülkenin ileri gelenlerini kılıçtan mı geçireyim?
Aristo'dan cevap gelir:
1- Sürgünde toplanıp sana karşı başkaldırırlar.
2- Hapishaneler militan yuvası olur, kontrolden çıkar.
3- Onlardan sonraki kuşak intikam hırsıyla büyür, tahtını sallar.
Aristo, çözüm olarak şu tavsiyede bulunur:
İnsanların arasına nifak tohumları ekeceksin. Birbirleriyle savaşınca, hakem olarak kendini kabul ettireceksin. Ama anlaşmaya giden bütün yolları tıkayacaksın!
Bu ülkede kimsenin bir diğerine defol demeye hakkı olmadığını hatırlatalım.
Farklılıklarımızı zenginlik olarak görmeliyiz.
Tıpkı, farklı renk ve desenlerden oluşan bir kilim gibi.
O kilimin adı birileri tarafından söylenmek istenmezse bile “Türk Milleti”dir.