Canan Kaftancıoğlu'nu biliyorsunuzdur.
CHP'nin İstanbul İl Başkanı.
2013'te Fransa'da öldürülen Sakine Cansız adındaki PKK'lı teröristin öldürülmesine ilişkin, yaptığı paylaşım şöyleydi :
"İnsanlık tarihi kadın ile başlar. İnsanlık kadına yapılanlarla kaybeder demiş Sakine Cansız. Ve insanlık yine kaybetti"
Sosyal medyada bu paylaşımların büyük tepki çekmesinin ardından CHP'li Kaftancıoğlu söz konusu paylaşımını silmiş.
Yine aynı Kaftancıoğlu, “Tarihte bugün, Ermeni soykırımı başladı. Katledilen Ermeni vatandaşlarımızı anıyoruz. 19.15 Taksim'de” mesajı ile Ermenilerin yıllardır sürdürdüğü yalanı savunmuş ve Türk Milleti'ne ve devletine katil demekten çekinmemiş !
Derdimiz eski defterleri karıştırmak değil elbette.
O dönemde Canan Kaftancıoğlu'nun çeşitli zamanlarda yaptığı bu paylaşımlarına, yazar Nihat Genç, 28 Temmuz 2018 tarihinde Ulusal Kanal'da yayınlanan Erdem Atay'ın sunduğu Veryansın programında Kaftancıoğlu'nun terörü öven sözlerine sert tepki göstermişti:
“Saygısız, düşüncesiz, hangi projenin adamı olduğu belli, dünya görüşünün ne olduğu belli, nereden getirildiği belli, bir Türkiye tasavvuru, insanlık değerleri tasavvuru olmayan, PKK terör örgütünü ekranlarda alenen savunan birisi İstanbul İl Başkanı. Bu ne demektir; CHP cehennemin dibinde demektir ve Allah belasını vermiş demektir. CHP'ye beddua etsen, bundan büyük beddua olmaz. PKK'yı ekranlarda savunan bu kadın CHP'nin İstanbul başkanı. Çok terbiyesiz işler yapıyorlar. Kadının PKK ilişkilerini deşifre ettiğimiz zaman 'Ben kadın olduğum için böyle saldırıyorlar' diye kaçamak yapıyor.” demişti.
Nihat Genç'in sözleri üzerine Canan Kaftancıoğlu, kendisine “hakaret ve iftirada” bulunulduğu iddiasıyla suç duyurusunda bulunmuş!
Bunu, geçtiğimiz günlerde paylaşılan bir mahkeme kararından öğrendik!
Tabii, Nihat Genç, verdiği ifadede, Kaftancıoğlu'nun CHP'de Kürt açılımını destekleyip başlatması ve Paris'te öldürülen PKK'lılara sahip çıkmasına dikkat çekerek, programda söylediği ifadelerin doğruluğunun ortaya çıktığını, hakaret ve iftiranın mevcut olmadığını vurgulamış.
Takipsizlik kararı çıkmış mahkemeden.
Daha da dikkatimi çeken husus, takipsizliğin gerekçesi ki çok hoşuma gitti.
Mahkeme heyeti, Yargıtay kararlarına atıfta bulunarak, iftira ve hakaret suçunun yasal unsurlarının oluşmadığı, “Şikayet konusu sözlerin düşünce ve kanaat özgürlüğü, düşünceyi açıklama ve yayma özgürlüğü, basın özgürlüğü kapsamında kaldığı, açıklanış şekli ile konusu arasında düşünsel bir bağ bulunduğu, nesnel bir açıklamayla desteklendiği, eleştiri ve değer yargıların sert ve çarpıcı bir üslupla dile getirilmiş olsa bile belirtilen özgürlükler kapsamında hukuka aykırı kabul edilebilmesinin mümkün olmadığı” için takipsizlik kararı vermiş.
Kararda yer alan gerekçeler keşke davayı açana veya davalıya göre değişmişi diyesi geliyor insanın !
“düşünce ve kanaat özgürlüğü”,
“düşünceyi açıklama ve yayma özgürlüğü”,
“basın özgürlüğü kapsamında kalması”,
“eleştiri ve değer yargıların sert ve çarpıcı bir üslupla dile getirilmiş olması”,
“bile belirtilen özgürlükler kapsamında hukuka aykırı kabul edilebilmesinin mümkün olmadığı”
Eleştiriyi, hakarete varmadıkça suç saymamak!
Bu sadece mahkemenin konusu olmamalı!
Eleştirilen kişinin veya kurumun ilk yapacağı iş, hemen mahkemeye koşmak olmamalı yani!
Eleştiriyi kabullenmek ve ondan ders çıkarmak da bir erdemdir.