Bir memleket isterim:
Toplumun bir kesimini ötekileştirip diğer kesimini yandaşlaştırmayan,
İnsanları kutuplaştırıp, bu kutuplaşmadan fayda sağlamayan,
İnsanları birbirine kin ve öfkeyle bakar hale getirmeyen,
Her şeye mezhep temelli bakmayan,
“Başı örtülü bacımız” derken “başı açıkların” da neyi olduğunu söyleyen,
Toplumu tutkal gibi, çimento gibi bir arada tutan ortak yanlarını değil birbirinden ayrı olan yanlarını adeta kutsamayan,
Camiyi, kışlayı, okulu, adliyeyi siyasetin odağı haline getirmeyen,
Gerekli gereksiz, zamanlı zamansız her yerde "Türk, Kürt, Arap, Gürcü, Roman vb.." kavramlarını kullanarak Türk Milleti'ni etnisitelere göre bölmeyen,
Siyasal desteği karşılığı birileri ne istiyorsa vermeyen,
Sırf kazanma uğruna mezardakilere bile oy kullandırtmayı göze almayan,
Yargıya intikal etmiş davalarda sanki davanın savcısı, hakimi, ya da avukatı gibi davranmayan,
Hangi yapı ve hizmeti ne olursa olsun herhangi bir sivil grubun, devletin derinliklerine sızmasına müsaade etmeyen,
Yandaşların serbestçe günah işlemelerini görmezden gelip ötekileştirdiklerine karşı ahlak zabıtası kesilmeyen,
Güçlü olan suçluları -yani tepedekileri - bırakıp, güçsüzlerin, tabandakilerin, kayın pederi güçlü olmayan garibanların yakasına yapışmayan,
Dini ve milli değerlerin törpülenip içinin boşaltılmadığı,
Türkiye Cumhuriyeti'nin kurucu değerlerine saygı duyulup, örselenmeyen, hatta inkar edilmeyen,
Herkesin inancını özgürce yaşayabildiği, inancından dolayı ya da yaşam tarzından dolayı mahallede veya kamuda baskı görmediği,
Bırakın insanları hayvanlara bile sevgi ve şefkatle yaklaşan,
Bir memleket isterim.
Bütün bunlar bizim memlekette olduğu için değil elbette!
Yani bunlara kim özlem duymaz ki?
Aman hayal işte!
Yoksa böyle bir memlekette yaşamadığımdan değil ha!