Hem yol, hem kardeşlik, beraber yürürken mi güzeldir sadece?
Bir şekilde yollar ayrılınca şu meşhur “kardeşlik hukuk” da rafa mı kaldırılmaktadır taraflarca ?
Birlikte, herkes kendine düşen kısımda iş çevirirken, birinin ne yaptığı ne de söylediği rahatsız ediyordu diğerini! Çünkü kimseye hesap verme değil hesap sorma konumundaydılar! Tabii birbirlerine hesap soracak değillerdi ya!
Arada bir çıkıp “bir yılın hesabını veriyorum” yok ” iki yılın hesabını veriyorum” laflarına aldanmayın!
O hesap verme adını verdikleri gösteri aslında kendilerini göstermek, neler yaptıklarını anlatarak milletin başka yöne bakmasını engelleme ve bir nevi at gözlüğü takma organizasyonudur!
Ben daha bu zihniyettekilerin hiç hesap verdiğine şahit olmadım!
Her halükarda nasılsa kendileri hep hesap sorma mevkiinde seyahat ediyorlar! Daha hesap verme kompartımanında gördüğümüz yok kendilerini !
Ancak bunun da istisnaları var elbette!
Yapılıp edilirken görmeyenler, sesini çıkarmayanlar, itiraz etmeyenler ve hatta aynı takımda yer aldığı için üstelik bu yapılanın yanlış olduğunu bile bile savunanlar yok mu?
O takımdan ya kendi isteğiyle ya da kaptanın isteğiyle ilişiği kesildikten sonra zamanında yanında durarak destek oldukları her şeyi eleştirmeye, yerden yere vurmaya başlıyorlar!
O gün orada durmak menfaatleri icabıydı!
Yollar bir şekilde ayrıldıktan sonra bugün, hataları, yanlışları dile getirip eleştirerek veryansın etmek de bugün menfaatlerine uygun!
O zaman niye söylemediniz sorusu bunlara hep sorulmuştur!
Yeni bir savunma şekli peydah oldu :
“Kandırıldım !”
Peki birileri çıkıp, taa en başta, bu yapılanın yanlış olduğunu söylediğinde neredeydi bu muhteremler? Muktedirlerin safında elbette !
Ayrıldıktan sonra ayrıldığı yapıyla ilgili kişisel hesap sormaya kalkışmak, birlikteyken yaptıkları her günahın kefareti sanıyorlar galiba? Oradayken menfaatler bunu gerektiriyordu!
Yani tam bulunduğu yere göre şekil alma durumu!
Sizinleyken iyi ama sizden ayrılınca işe yaramaz saymak! İşi yaramaz kelimesi yumuşak kalır onların sarfettiği kelimeler ve yakıştırdıkları sıfatlar yanında!
Kirli çamaşırlar ortaya dökülmeye başlar artık !
Hani bir “Papaz ve Zangoç” fıkrası var ya !
“Kilisenin çalışanı olan Zangoç'un son günlerde çanı düzensiz çalıyor olması üzerine papaz, azarlamak üzere Zangoç'un yanına gider. Aralarında on adım kadar mesafe olduğu halde Zangoç'a seslenir:
“Çanı neden vaktinde çalmıyorsun!” diyerek çıkışır.
Zangoç cevap verir: ” duymuyorum!”
Papaz sorusunu tekrarlar: “ Kilisenin çanını neden vaktinde çalmıyorsun?”
Zangoç yine aynı şekilde: “Duymuyorum!” diye yanıtlar.
Papazın üçüncü tekrarına Zangoç'tan aynı şekilde yanıt gelince Papaz şaşkınlık içerisinde :
”Yahu, aramızda şu kadarcık mesafe var, nasıl olur da duymazsın?”
Bunun üzerine Zangoç: “Buradan duyulmuyor” der.
Papazın şaşkınlığı iyice artmıştır: “Yahu nasıl olur …!”
Zangoç.” Buradan duyulmuyor. İstersen yer değiştirelim, ben sana sesleneyim. Bakalım duyabiliyor musun” diye teklifte bulunur.
Bunun üzerine yer değiştirirler. Bu kez Zangoç papaza seslenir:
“Kiliseye gelen paraları kim iç ediyor?!”
Papaz böyle bir soru beklememektedir. Üzerindeki şaşkınlığı üzerinden hemencecik attıktan sonra Zangoç'a cevap verir:
“Yahu hakikaten buradan duyulmuyormuş””!!
Abdullah Gül'ün cumhurbaşkanlığı adaylığı için adı geçince, daha önce aynı yolda beraber yürüyenlerin, aynı yağmurda ıslananların, aynı dağın yeli olanların, Sayın Gül için söylediklerini bir de bu açıdan değerlendirmekte fayda var!
Ne de olsa bulundukları yerden birbirlerini duyamıyorlar değil mi?