Yaşadığımız yerde yani Niksar'da ,bir mülteci problemi yok !
“Davulun sesi uzaktan hoş gelir !” ya o bakımdan.
Öyleyse Kilis'tekilerle bir empati yapın ve kendinizi onların yerine koyun!
İYİ Parti GİK üyesi Binnur Karadağlı'nın da aralarından bulunduğu bir heyet Kilis'te yaşanan son gelişmeleri incelemek üzere bölgeye gitmiş.
Vatandaş ve yöneticilerle temasa geçen İYİ Parti heyetinden, Karadağlı'nın açıklamaları şöyle:
"Her konuştuğum kadın yüreğimi dağladı. Dinlerken bir kadın ve anne olarak utandım. Kilis'te kuma patlaması yaşanıyor. Sanki kız çocuğu borsası kurulmuş. Kilis ve Gaziantep'te hastanelerde çok sayıda 15 yaş altı çocuk doğumu var. Doğuranların çoğu kaçıyor bebeği bize bırakıyor. Devletimiz hukuki işlem başlatmak yerine çocukları ailelerine veya kocalarına geri gönderiyor. Bugüne kadar kaç kişiye çocukları hamile bırakmaktan dava açıldı? Kilis'te ortaokullarımızda 11-12-13 yaşında şu anda bile hamile çocuklar var ve sıra arkadaşı olan Türk çocuklarının da psikolojisi çok fena bozulmuş durumda. Zaten Türk çocuklarının eğitimine artık Suriyeliler de sokulduğu için eğitim gerçekte durmuş durumda. Çocuklarımızın geleceği karartılmış adeta"
"Devlet buraları bize verdi!"
"Gücü olan kaçıyor. Olmayan da yaklaşık 300 bin Suriyeli'nin boyunduruğuna girdi. Her yerde “burası bizim siz gideceksiniz... Devlet buralara bize verdi ..“ diye her yerde kavga edip Türklere saldırıyorlar. Valiler polisler eli kolu bağlı üzüntüyle izliyor. Yazıktır günahtır. Yaşları 13-15 yaş arası olan bu kızların nüfus bilgileri ve kayıtları olmadığından dolayı bu çocukları Türklere ikinci eş olarak verilmekte veya satılmaktadır. Hamile kalan 13-15 yaş arası bu çocuklar mahalle ebeleri veya Suriyeli ebeler tarafından doğum yaptırılmaktadır. Ve doğan bebeklerin hiç bir kaydı tutulmadan sahiplenilmektedir. Devletimiz sığınmacıların yarattığı korkunç ahlaki çürüme karşısında susuyor ve izliyor. Kilis'te bu konuda konuşana da eleştirene de sözde halkı kin ve nefrete sürüklemekten dava açılarak susturuluyor. Korkudan millet konuşamıyor."
"Neredeyse hayat durdu “
"Ayrıca Kilis'te hırsızlık vakalarında çok büyük artış bir gecede sürüler halinde gelerek tüm hasadı toplayarak kaçmaktadır. Bu sebeplerden dolayı birçok tarım arazisi sahibi vatandaşımız devletin kendilerine sahip çıkmaması ve korumaması nedeniyle zeytin ağaçlarını ve üzüm bağlarını sökerek tarımdan vazgeçmiştir. Bugüne kadar kaç hırsız yakalanıp cezalandırıldı merak ediyorum. Ayrıca, önceleri üzüm bağcılığı çok gelişmiş olan Kilis'te artık üzüm bağcılığı tamamen bitmiştir. Yöre halkının anlattıklarına göre bunun sebebi; Kilis Tekel Suma Üzüm Fabrikası önce yandaş firma Limak'a satılıp daha sonra Limak tarafından bir İngiliz firmasına yüksek bir bedel ile satılarak büyük rant elde edilmiştir. İngiliz firması ise şu anda fabrikayı kapatarak üretimi durdurmuştur. Arazi ve binaları atıl vaziyette bekletilen Suma Üzüm Fabrikası'nın ilerideki akıbeti ne olacaktır? Kilis'teki sadece zeytin ve üzüm bağcılığının değil neredeyse hayatın sonu gelmiştir. Neden? Hangi gizli senaryo bu bölgede ve vatanımızda hayata geçiriliyor."
"Burada bize her şey çok güzel"
"Şu anda sınır kapısında Rakka'ya tatile gitmiş ve geri dönmekte olan ailesini beklerken sohbet ettiği Suriyeli erkek, ailesi ile birlikte 4 yıldır Türkiye'de yaşıyor şu anda Rakka'da savaş olmamasına rağmen geri dönmüyorlar. Çünkü devletimiz kendilerine ev vermiş, hastane ve ilaç bedava, ayrıca düzenli bir yardım parası ve maaş aldığı işi var. Türkiye'de bu şartlarda yaşamaktan çok mutlu olduğu için Rakka'ya sadece tatillerde gidip memleket hasreti giderip geri döndüklerini söyledi."
Karadağlı Suriyeli'nin söylediği "Rakka'da hayat çok güzel ve normalleşti. Ancak ben bir erkeğim ve oraya gidemem. Burada bize her şey çok güzel…" sözü üzerine "Vah yazık benim boynu bükük, işsiz ve boynu bükük vatandaşıma.." diyerek Kilis'te yaşananlara dikkat çekmiş.
Bilmem sizin de dikkatinizi çekti mi?
Özellikle tuzu kuru Ensarımız!
Cumhurbaşkanı'nın kendi ifadesiyle Suriyeliler'e harcanan para 35 milyar dolar!
Ama mesele sadece bütçe meselesi değil!
Bu, Asr-ı Saadet'ten örneklerle, kıssalarla geçiştirilecek ve üstü örtülecek bir durum değil!
Çünkü devir o devir değil!
Dünya da o dünya değil!
Edebiyle misafir olmak da bu değil!
Suriyelilere ev sahipliği yapıp şefkat göstermek ülkemizi onlarla paylaşmak anlamına gelmemeli!.