“Nasıl yar diyeyim ben böyle yare
Mecnun edip çöle saldıktan sonra
Alemin bağına bülbüller konmuş
Nidem benim gülüm solduktan sonra”
24 Haziran'da seçim var !
Manifestolar, beyannameler yayınlanıyor !
Vaadler sıralanıyor!
16 yıldır ülkeyi tek başına idare eden iktidarın da manifestosu var!
Özgürlükler hakkında:
“AK Parti özgürlükler partisidir. Öyle olmaya da devam edecektir. Irkçı, yabancı düşmanı, cinsiyetçi, bölücü olmayan tüm fikirlerin özgürce ifade edilmesi, yayılması, propagandasının yapılması örgütlenmesi devletimizin güvencesi altındadır. Bireysel özgürlükleriniz de emanetimizdir.”
deniliyordu !
Özgürlükten kasıt sadece “benim gibi düşünürsen !” parantezinde mi acaba?
Yoksa iktidarları boyunca gördüklerimiz, yaşadıklarımız bir rüya mıydı?
Özgürlük ve demokrasi keşke söylendiği gibi olsaydı !
Keşke, siyasi nutukları süsleyen kavramlar olarak kalmasaydı!
Devlete hakim olan zihniyet ,”temel hak ve özgürlükler” in kullanımında, vatandaşlarına “ya benimsin ya kara toprağın” muamelesi çekmeseydi!
Evet özgürlüklerin kullanımı birine hak, diğerleri ise her şeye müstehak gibi durumlar yaşanmasaydı keşke!
O zaman bu sözlerin bir anlamı olabilirdi belki !
O zaman mülakat adı altında adam kayırmalar, hak gaspları da olmazdı belki!
Bunları yaşadı Türkiye. Nasıl ve kimlerin yaşattığını da biliyordur herhalde !
***
Yeni gelişen bir durumdu üniversitelerin bölünmesi!
Yoğun tepkiler vardı. Özellikle İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi'nin ayrılmasına karşı.
Öğretim üyelerinin ve öğrencilerin tüm protesto ve karşı çıkmalarına rağmen gerçekleşmişti bu bölünme işlemi.
İşte geçtiğimiz günlerde Cumhurbaşkanı adaylarından Muharrem İnce, Cerrappaşa Tıp Fakültesi'ni ziyaret etmek istemiş.
Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Alaattin Duran da ziyareti kabul etmiş.
Ama durun !
Dekan kim ki?
Bakalım rektörlük ne diyecekti bu ziyarete ?
Özel Güvenlik Amiri nasıl bir tavır gösterecekti?
İşte bu ziyaret öncesi Güvenlik Amiri Ali Nergis, Dekanlık katına çıkarak “Rektörlük tarafından ziyaretin istenmediğini, güvenliği tehdit ettiğini” belirterek:
'Muharrem İnce'yi buraya sokamazsınız. Sokarsanız gününüzü görürsünüz' demiş!
Sonra ziyarete engel olmak için görevinin başına dönmüş!
Ancak İnce'nin ziyaretine öğrenci ve akademisyenlerin yoğun katılımı eklenince müdahale imkansız hale gelmiş!
Şimdi hemen “tehdit” falan demeyelim!
Adamın, ziyaretçiye karşı özel bir gıcığı olabilir!
Gıcığı olanların sözcülüğüne soyunmuş olabilir!
Yoksa “Görürsün gününü !” demenin neresi tehdit ?
Ama, dekanın göreceği gün o kadar yakınmış ki!
Kudretli güvenlik amirinin isteği hemen yerine getirilmiş!
Bu gelişmelerin ardından Dekan Prof. Dr. Alaattin Duran gece 11.00 sularında telefonla aranarak YÖK'ün talimatıyla Rektörlük tarafından görevden alındığı bildirilmiş !
Yoksa özgürlük dediğin nedir ki?
Ya da kim daha özgür?
Güvenlik amiri mi? Dekan mı?
Aklıma; iktidarın mitinglerine götürülecek öğrencilerin sayısının çokluğuyla övünen okul müdürleri geldi!
Ya da Tokat'ta olduğu gibi iktidarın mitinginin olduğu güne öğretmenlere toplantı bahanesiyle okulların tatil edilmesi, öğretmen ve öğrencilerin iktidar mitingine katılımının sağlanması geldi aklıma!
Bütün bu yaşanmışlıkları unutup özgürlüklerin teminatı olduğunuzu, demokrasiyi hazmettiğinizi söylemenize nasıl inanacağım ben?