Ben yine de genel sorayım.
“Hangimiz duymadık ?” diye.
Büyüklerimizden, öğretmenlerimizden…
“Doğru ol!”
“Dürüst ol!”
“Terbiyeli ol!”
“Edepli ol””
“Helal kazan, harama el uzatma !”
“Büyüklerine saygı, küçüklerine sevgi göster !”
“Yalan söyleme!”
“Senden kimse şikayetçi olmasın! :
Ne öğrenciysen, öğretmeninden,
Ne işçiysen, patronundan,
Ne memursan, amirinden,
Ne amirsen, memurundan,
Ne esnaf isen müşterinden
Yani kimseden,
Yani eşten dosttan, arkadaştan, çoluktan çocuktan, konudan komşudan şikayet gelmesin!”
“Hele “hak ederek kazanmadığın” bir şeyi kabul etme! Mal, mülk de olduğu gibi mevki makamda da!”
“Önce ahlak de!”
“Dürüstlük prensibin olsun!”
Evet şu yakarda sayılan nasihatlerin en az birini duymuşuzdur büyüklerimizden.
Tabii başka nasihatleri de.
Bu nasihatler, bir şeyler kazanmak, mal mülk edinmek, mevki makam ve ikbal için değil insanca yaşamak için tutulmalı!
Bakmayın son yılların klişe ”Dürüstlük enayiliktir !” yalanına!
Bugün yapılanları, söylenen yalanları ve o yalanların prim yaptığını görmek aklınızı çelmesin!
Var gücümüzle “doğruyum, çalışkanım…” demeye devam edelim.
Yine ilkemiz :”küçüklerimizi sevmek, büyüklerimizi saymak “ olsun.
Bugün yapılan yanlışlara bakıp, bize çocukluğumuzdan itibaren verilen o nasihatleri sorgulamayalım.
“Dürüst olduk da elimize ne geçti ?” demeyelim.
Koca koca adamların koca koca yalanlarına bakıp….
“Hiç mi büyümeseydik yoksa! diye,
Bir küpe gibi kulağımızda nasihatlerle çocuk mu kalsaydık hep!” diye hayıflanarak,
Yalan dolanlı hayatı seçenlerle birlikte yeryüzünü paylaştığımızı unutmadan!
Devam diyelim müsaade edildiği kadarıyla hayata.
Olsun!
İstediğimiz konforda olmasa da bizimkisi zaten bir umuda yolculuk sayılır!