“Al papazı ver kızı !” derler ya!
Bir papaz vardı elimizde!
Hani casusluk, terör örgütleriye (PKK-FETÖ) işbirliği iddialarıyla 30 yılla yargılanıyordu!
Abd tehdit (Trump) etti!
Ya bırakın ya da …? dedi!
Bu papazın,suçlu olup olmadığına yargı karar verecekti ama elimizde bir koz tuttuğumuz belliydi !
Birçok defa bu papazın terörist olduğunu savunan Cumhurbaşkanımız Eylül 2017'de "Ver papazı al papazı" diyerek ABD'nin FETÖ ele başı Fethullah Gülen'i iade etmesi çağrısında bulunmuştu. Erdoğan, "Bir papaz da sizde var. Üstelik bizdeki yargılanıyor, sizdeki yargılanmıyor" demişti.
Papaz'ın ABD ile pazarlık konusu edilebileceği o zaman belli olmuştu!
Bu bir takas da olabilirdi ama o zaman ki takas fikri biraz da Rıza Sarraf'ın ABD'deki davada avukat olarak tuttuğu eski New York belediye başkanı Rudy Giuliani'den çıkmıştı. Cumhurbaşkanı da bunun üzerine bu sözleri sarf etmişti.
Bir takas iddiası da mayısta New York'taki Sarraf davasında 32 ay ceza alan eski Halkbank yöneticisi Mehmet Hakan Atilla üzerinden dillendiriliyordu!
Yani Papaz, 18 Temmuz'daki üçüncü duruşmasının akabinde serbest kalacaktı. Bunun karşılığında Atilla cezasının geri kalan kısmını Türkiye'de çekmek üzere yurda dönecekti.
Ama olay başka türlü gelişti.
Mahkeme Papaz'ın tutukluluğunun devamına karar verdi ve bir sonraki duruşmayı 12 Ekim'e attı. ABD'den tepki açıklamaları yapılırken, perde arkasında muhtemelen yoğun görüşmeler sürdürülüyordu.
Derken mahkeme 25 Temmuz günü 'sağlık sebeplerinden' ötürü Brunson'un bundan böyle ev hapsinde tutulacağını açıkladı açıklamasına ama bir gün sonra Trump Türkiye'ye
'yaptırımlar' tehdidi savurdu.
Bir Amerikan gazetesine (Washington Post ) göre de, pazarlık, Atilla üzerinden değil, İsrail'de Hamas'a yardımda bulunduğu iddiaları üzerine tutuklanan Türk vatandaşı Ebru Özkan üzerinden yapılmıştı.
Sonra NATO zirvesinde Erdoğan ile bir araya gelip samimi pozlar veren Trump, İsrail Başbakanı Benjamin Netanyahu'yu 14 Temmuz tarihinde arayıp Ebru Özkan'ın salınması için ricacı olmuş. Bir gün sonra Özkan Türkiye'ye iade edilmişti.
Bizim taraf pazarlığın Ebru Özkan ile ilgisini reddediyordu.
“Papazı bırakın!” çağrılarına hep “Bizde yargı bağımsızdır!” dedik.
“Yargıya müdahale edemeyiz !” dedik.
Sonrası? ŞOK ! ŞOK! ŞOK!
Papaz Brunson; terör örgütleri FETÖ ve PKK adına suç işlediği, casusluk yaptığı iddialarıyla İzmir 2. Ağır Ceza Mahkemesi'nde yargılanmış ve hakkında dün ev hapsi ve yurt dışı yasağı kaldırılarak 3 yıl 1 ay 15 gün ceza verilmiş, yattığı süre göz önüne alınıp tahliyesi sağlanmıştır.
Papazı verdik ama elimiz boşta kaldı! Umarım şimdiliktir!
Olayın özeti bu !
Konu ile ilgili sorulması gereken soruyu İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener sordu:
“Bu Papaz 30 yılla yargılanan bir casustu. Birdenbire 'pardon' denilip 3 yıla düşürüldü. Yahu bu adam casus değilse niye 2.5 yıldır niye hapiste? Casussa niye 30 yıl ceza almıyor?”
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli konuyla ilgili yaptığı açıklamada:
"Milliyetçi Hareket Partisi elbette yargı kararına saygı duymaktadır. Ancak Papaz Brunson'un tahliye kararı milli vicdanı rahatsız ve huzursuz etmiştir. İfade değiştiren gizli ve satın alınmış tanıklar, davanın savcısında yapılan değişiklikler soru işaretlerini güçlendirmiş, şaibeleri arttırmıştır" demiş ve ifade değiştiren gizli tanıklar ve davanın savcısında yapılan değişikliklere dikkat çekmiştir.
Ve tabii ki; Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Fahrettin Altun Brunson kararı ile ilgili "Türkiye'nin demokratik bir hukuk devleti olduğunu Türkiye'de yargının tarafsız ve bağımsız olduğunu ortaya koymuştur" diyerek aklımızdan geçen bütün soruları cevaplamış oldu!
Hele, Çevre ve Şehircilik Bakanı Murat Kurum'un, ''Bağımsız Türk yargısı bir karar almıştır.” Sözleri yüreğimize su serpti!