Bizde ruh çoktur!
46 ruhu!
Demokrasi ruhu!
Milli ruh!
Kötü ruh!
Tuz ruhu!
Ruhu (bile) duymamak, vardır.
Ruhuna hitap etmek, vardır.
Ruhuna işlemek, vardır.
Ruhuna okumak, vardır.
Ruhunu okşamak, vardır.
Ruhunu şad etmek vardır.
Ruhunu teslim etmek vardır.
Ruhunu okuduklarımız veya bildiklerimiz vardır.
Ruh ile ilgili deyim, söz ve galatların hepsini yazmaya bu köşe yetmez. Ama en son ekleneni yazmazsak olmaz! En günceli ve en kullanışlısı!
Ruh için kapı gerekmez ama biz “yeni kapı” bulduk!
Siz biliyorsunuz o ruhu! Bu öyle bir ruh ki !
Girdiği bedene göre şekil alıyor! Çıktığı ağıza göre tesirli oluyor!
Bu ruh; yanında durmadığınızda, gözüne girmediğinizde kendini belli ediyor! Sizi hizaya getirmekte kullanacağı argümanları sizin konumunuza göre ayarlamayı biliyor!
Aforozsa aforoz!
Linç ise linç!
İhbar ise ihbar!
İtibarsızlaştırma ise itibarsızlaştırma!
Çullanma ise çullanma!
El koyma ise el koyma!
Bu ruh; hoşgörü, hukuk, sevgi, nezaket, empati, saygı, utanma, ehliyet, liyakat barındırmıyor!
Bencillik, fırsat düşkünlüğü, fesatlık, tahammülsüzlük, merhametsizlik, saygısızlık,
kabalık, gaddarlık, ispiyonculuk, çekememezlik barındırıyor içinde. İçinde; kendisinden olana kayıtsız şartsız itaati ve biatı besliyor! Farklı düşünmeye tahammül yok diyeceğim ama! Düşünme yok ki!
Düşünce kollektif!
İrade ipotekli!
Beyin kiralık!
Ancak onu desteklerseniz bir anlamınız var!
Karşı çıkıp “Böyle de olmaz ki !” demeniz ipinizin çekilmesi için yeter!
Sıkıştıklarında veya ihtiyaç duyduklarında söz konusu ruhlardan birini çağırırlar!
Zaten ruh çağırma seansının yeri ve zamanını da kendileri belirlerler!
Milletin ruhu mu?
O, duymaz!
Görür ama olan biteni.