2015' yılında Şanlıurfa'nın Suruç ilçesinde bir patlama olmuştu.
İşte bu patlamayla ilgili dava, Şanlıurfa T Tipi Cezaevi Kampüsü'nde görülmeye devam ediyor.
Biliyorsunuz, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası ve kanunlarına göre parti olarak kabul edilen, PKK'nın siyasal uzantısı rolünü de inkar etmeyen bir örgüt var : HDP !
Türkiye'nin partisi olma iddiasıyla bazı liboşları kandıran HDP!
İşte görülmekte olan bu davadan sonra bu HDP'nin Şanlıurfa milletvekilleri Ayşe Sürücü ve Ömer Öcalan, cezaevi önünde açıklama yapmak istemiş.
Görevi icabı jandarma da izin vermemiş tabii.
HDP'li vekil “Ben bir milletvekiliyim” diyerek açıklama yapma konusunda ısrarcı
olmuş !
Jandarma komutanı, kendini oraların tek sahibi sanan vekile şamar gibi cevap
vermiş :
"Sen benim vekilim değilsin"
Vekil bu sefer:
"Bana saygı duyacaksın" deyince, Jandarma komutanı askerlerine dönerek:
"TOMA'yı çalıştırın" talimatı vermiş.
O jandarma komutanını buradan tebrik ediyorum. Alnından öpüyorum.
“Canım görevini yapmış ! Ne var bunda abartılacak” falan demeyin.
Bunca görevinin gereğini yapmayan insanı gördükten sonra görevini yapanı tebrik etmek gerekmez mi?
Hem bizim diyemediğimizi o vekilin yüzüne demiş “ele dümdük!” hemi de!
Seçimden seçime yüzünü görüp adını duyduğu vekile vatandaş diyebiliyor mu “Sen benim vekilim değilsin” diye!
Hatta milletin menfaatine yapılan teklifleri, önergeleri, sırf muhalefetten geldi diye parti kararını önceleyip millet menfaatini reddedenlere biz diyebiliyor muyuz? “Siz kimin vekilisiniz ?” diye.
Yok !
Onları el üstünde tutup eteğinde namaz kılmaya devam ediyor muyuz ?
Evet!
Şöyle yalnız başına çarşıda rozetsiz dolaşsa, ama etrafında buradan hiç kimse olmamak kaydıyla, tanır mıyız ? Hayır.
Demek ki bazı tutum ve davranışların görevle izah edilmesi zormuş!
O yüzden o Jandarma Komutanı'nın “Sen benim vekilim değilsin “ sözü tebrik edilmeye değer.
Çünkü görevi icabı söylenmemiştir!
Zaten görev icabı olsa, asıl olan millet de vekiline derdi değil mi?
Sahi milletin görevi ne ki?