Hani hatırlayın diye yazıyorum!
Yoksa önemi olduğundan değil!
Zaten hiçbir şeyin önemi yok ki!
Vatandaş için tuttuğu takımın kazanması önemli! Ne oynandığı ve nasıl oynandığı değil!
Tam 14 tane Şeker Fabrikası kapatılmış ve içerisindeki şeker stokuyla birlikte yok pahasına satılmıştı!
Fabrikaları kapatılan o iller ayaktaydı güya!
Şeker vatandı hani!
Şekeri savunmak adeta vatanı savunmak gibiydi!
Zaten fazla olan işsizlerin arasına bir de bunlar katılmasındı hani!
Tütün ölürken, Sigara Fabrikası kapatılırken gıkını çıkarmayanların pancar can çekişirken ne demesini bekliyordunuz!
Ne dediklerini gördünüz işte!
Hatırlıyorum o günlerde fabrikaları kapanmasın, işsizler ordusuna yeni işsizler katılmasın, o ilin ekonomisine katkı sağlayan pancar üretimi ortadan kaldırılmasın diye, yollara düşüp fabrika önlerinde o ilin, o ilçenin halkına “Yalnız değilsiniz !” nutukları atmıştı Millet ittifakı'nı oluşturan muhalefet partileri tek tek veya birlikte!
Doğru! Onlar yalnız değildi ama kendileri sandıkta yalnız bırakıldı!
Kim tarafından?
Hala yapılan yollarla övünen ama memleketindeki kapatılan fabrikayı görmeyen o ilin veya ilçenin halkı tarafından!
Yukarıdaki tabloda fabrikalarını kapatan, gençlerini, kocamışlarını işsiz bırakan muhalefet partilerine karşı vatandaşın tepkisini görüyorsunuz!
Bir şey demeye gerek var mı? Yok!
Manzara ortada!
Sağduyu!
Allah rahmet eylesin!
Demokrasi?
Geçiniz efendim!
Bunu söylerken de verilen oy oranlarını kastetmiyorum elbette!
Oy verme kriterlerinden bahsediyorum.
Tabii bir kriteri olanlar için!
Yoksa samanı Bulgaristan'dan, eti Sırbistan'dan alırken Patatesi kardeş ülkemiz, bakımını üstlenip nüfusumuza geçirdiğimiz Suriye'den almayalım mı?
Yok işte bunlar!
Memlekette yetişse dışarıdan satın alıp -Suriye hariç tabii-gavura para mı kaptırırdık biz!
****
Seçim öncesi konuştuğum, görüştüğüm, herşeye rağmen Bahçeli'nin yanında yer alan bazı arkadaşların “Milletvekilliği seçiminde oyumu MHP'ye vereceğim ama Cumhurbaşkanlığında oyumu Erdoğan'a vermeyeceğim!” sözleri kalmış aklımda nedense?
Elbette kime oy verip vermeyeceğini hem bilemeyiz hem de karışamayız! Ama bunu, bana, benim gibi şu zamana kadar iktidarların hiçbirine oy vermemiş bir müzmin muhalife söyleme gereğini niye hissettiler acaba?
Yoksa yapacakları işin onların da içine sinmediğinin bir işareti miydi?
Yoksa bana mı öyle gelmişti?
Neyse!
Ben de onların sözüne göre bazı tahminlerde bulunmuştum.
Seçim sonrası tablo ortaya çıkınca yanıldığımı anladım!
Onlar yanıltmadılar!
Ben yanıldım!
Onlar kayıtsız şartsız liderlerinin emrini yerine getirmiş tabii!
Bunda yadırganacak bir şey yok ama benimkisi saflık işte!
Tamam AKP'nin 18.814 oyu var! Onlar da elbette Erdoğan'a oy verdiler!
Peki Erdoğan aradaki 5.431 oyu nereden almış olabilir?
İşte yazının başlığındaki gibi yine söylüyoruz!
Konuşmaya gerek yok!
Görüyorsunuz!
Anlatmaya gerek yok!
Görüyorsunuz!
Son bir hatırlatma “Demokrasi “ üzerine Eflatun'dan:
"Demokrasinin esas prensibi, halkın egemenliğidir. Ama milletin kendini yönetecekleri iyi seçebilmesi için, yetişkin ve iyi eğitim görmüş olması şarttır. Eğer bu sağlanamazsa demokrasi, otokrasiye geçebilir. Halk övülmeyi sever. Onun için, güzel sözlü demagoglar, kötü de olsalar, başa geçebilirler. Oy toplamasını bilen herkesin, devleti idare edebileceği zannedilir. Demokrasi, bir eğitim işidir. Eğitimsiz kitlelerle demokrasiye geçilirse oligarşi olur. Devam edilirse demagoglar türer. Demagoglardan da diktatörler çıkar."
Artık esnaf böyleymiş, çiftçi şöyleymiş! ekonomi alarm veriyormuş, döviz yükseliyormuş, benzin fiyatı uçmuş, mazot pahalıymış gibi üst akılın, dış güçlerin, lobilerin iftira ve karalamalarına kanmıyorum da inanmıyorum da ! Şikayetlenen falan olursa bilin ki dış güçlerce kandırılmıştır vesselam!