2009 yılında kaptanın zorunlu ayrılığı neticesi su almaya başlamıştı gemi.
Kaptanlık köşküne geçen adamı burası kesmiyordu! Bir süre idare etti! Öyle ya yanından geçen devasa gemilerin yanında buna gemi bile demek imkansızdı ona göre!
Gözü, bütün ihtişamı ve devasa görüntüsüyle yanlarından geçen büyük gemideydi!
“Burada kaptan olacağıma orada miço olurum !” dedi ve geçti büyük gemiye!
Yerine gelen de bu geminin limana sağ salim varacağına inanmıyordu ama ne de olsa kaptanlığın bir forsu ve havası vardı.
O da geçti büyük gemiye yanına bazı tayfaları da alarak!
Kendini lüks kamaraya aldırdı! Eee küçük de olsa bir geminin kaptanıydı netekim!
Yanında gidenlere ne mi oldu?
Onları geminin kazan dairesine aldı büyük geminin kaptanı. Ve kazan dairesindeki kendi çalışanlarını da rahat etsin diye yanına aldı!
24 Haziran gibi yolculuk bitti! Limana vardıklarında bir baktı ki yanında götürdüklerinin hiç biri yok gemide!
Yolculuğu rahat geçmişti o yüzden onların limana sağ salim varmaları için kazan dairesinde canı çıkanları unutmuştu!
Olsun ama kendi limana vardıysa kaptanı olduğu küçük gemisi de limana varmış sayılmaz mıydı?
…….
Bir haber dikkatimi çekti gazetenin birinde!
BBP Genel Başkanı Mustafa Destici YSK'nın kesin sonuç listesinde AKP milletvekili olarak gösterilmesine itiraz etmiş !
AKP listelerinden Meclis'e giren BBP lideri Destici YSK'ya başvurarak, “milletvekili mazbatasında parti adı yazmadığını, seçilme tutanağında ise AKP milletvekili olarak işlem yapıldığını, 'BBP Genel Başkanı' ibaresinin hiçbir yerde yer almadığını” ifade ederek itiraz etmiş!
YSK, Destici'nin itirazını incelemiş ve reddine karar vermiş!
Niye itiraz etmiş anlamadım!
Zannedersem AKP milletvekili yazılmasına değil de parantez içinde BBP Genel Başkanı ibaresinin yazılmamasına olabilir!
Bir fıkra :
“Bir çiftçi, yerde bulduğu bir kartal yumurtasını, tavuk yumurtası sanarak çiftliğine götürmüş. Kuluçkaya yatan tavuğun altına koymuş. Tavuk, kartal yumurtasını da kendi yumurtası sanarak kuluçka döneminde koruyucu kanatları altında tutmuş. Civcivler ve kartal yavrusu yumurtadan çıkmış. Kartal yavrusu, tavukların ve civcivlerin davranışlarını taklit ederek kanat çırpmış, eşinmiş, darı tanelerini ve solucanları yemiş. Kendisinin bir tavuk olmadığını düşünmek aklına bile gelmemiş. Bir gün küçük kartal gökyüzünde uçan kocaman bir kuş görmüş. Bu olağanüstü yaratığa hayranlıkla bakmış. En yakınındaki tavuğa bu kuşun ne olduğunu sormuş. Ona "kartal" derler yanıtını almış. "Ben de kartal olmak istiyorum" demiş küçük kartal. "Saçmalama" demiş tavuk ve devam etmiş:
"Haddini bil. Sen asla kartal olamazsın. Sen bir tavuksun. Bunu kabul et." Küçük kartal boynunu eğerek, toprağı eşelemiş. "Galiba haklısın." demiş. Küçük kartal yaşamı boyunca tavukların arasında yaşamış, gökyüzünde özgürce dolaşabileceğini bilmeden. Kendi gücünü görmeden, beş on santimetre yükseğe kadar kanat çırpıp daha fazlasını yapabileceğini, gökyüzüne ulaşabileceğini hiç düşünmemiş”
Kartal olarak doğmak yetmiyor. Kartal olarak da büyümek gerekli.