Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan Kızılcahamam'daki toplu açılış töreninde konuşmasının bence en önemli cümlesi, yaklaşan yerel seçimleri için kurmuş olduğu cümlelerdi.
Peki ne demişti?
"Bu seçimlerde de bu tür teröre bulaşmış olanlar sandıktan çıkacak olurlarsa öyle bekleyelim, şu olsun bu olsun yok. Anında gereğini yapıp kayyum tayinleriyle yolumuza devam edeceğiz. Beklemek yok." demişti!
Sadece Doğu ve Güneydoğu'ya münhasır mı söyledi bilemiyorum. Ama, sadece o bölgeler için de söylemiş olsa dahi, seçmene, bir aba altından sopa gösterme tavrı kendini gösteriyor.
Bu yöntem arızalı!
Niye arızalı?
Devlet elinizde mi? Evet.
Yani askeri, polisi, savcısı, hakimi ve de Yüksek Seçim Kurulu elinizin altında değil mi?
Teröre bulaşmış olanlar niye dışardadır o zaman?
Hadi bir şekilde dışarda kaldı diyelim!
O zaman niye aday olmasına, hatta seçime girip kazanmasına kadar bekleniliyor?
Aday yapılmaz o kadar!
Hatta şimdi bile böyle bir suçu varsa işlem yapılmalı! Hukuk işletilmelidir.
Yoksa zaten istenen seçilmesi midir?
Terör olaylarına bulaştığına dair bugün için bulgular varsa neden şimdi gereği yapılmıyor?
Yoksa partisi onun yerine başka aday gösterir ve yine seçimi kazanır diye mi düşünülüyor!
Bu sefer kayyım atama kozu da elimizden uçup gider diye mi ?
Terörle ilgisi olan birilerinin belediye başkanı adayı veya belediye meclislerine aday olmasına neden göz yumuluyor?
Ya da teröre bulaşmış sakıncalı insanların daha en başında kamuda görev almasını önlemek kimin görevidir?
Halen KHK'larla binlerce kamu görevlisi ihraç edilmişken, yenilerinin görev almasını bekleyip, görev aldıktan sonra ihraç edip yerine kayyum atamak izaha muhtaçtır.
Olayı bir de şöyle düşünün !
Bir futbol hakemi maç içerisinde atılan golü verip santraya koşmuş ve maç atılan o golle sona ermiş yani hakem bizzat kendisi son düdüğü çalarak maçı bitirmiştir! Yenilen taraf federasyona itiraz eder ve golü atan oyuncunun “geçen hafta oynan maçta kırmızı kart görmesi gereken hareketler yaptığı ancak kart görmediği, cezalı olması gereken bir futbolcunun attığı golle maçın kazanılmasının haksızlık olacağı” iddiasını ciddiye alan federasyon da maçın sonucunu yenilen tarafın lehine 3-0 hükmen galibiyet olarak tescil eder! Bir taraf gol atmadan maç kazanmanın! Keyfini sürerken diğer taraf uğradığı haksızlığı şikayet edecek mercii bulamayacak!
Bölgede bir kısım belediye başkanlarının terör örgütüne nasıl destek çıktığını gördük! Çözüm süreci denilen o malum süreçte bunlara hiç ses çıkarılmadığını da gördük!
Maksat üzüm yemek olsun.
Kimseyi savunduğumuz falan yok. Hele teröre bulaşmış veya yandaş olmuş olanları asla.
Ama şunu da belirteyim. Devletin görevi önlemektir. Engellemektir.
Sabahat Tuncel'in 2007 'de hapisteyken bağımsız aday olduğu İstanbul 3. bölgede, 90 bin 244 oy alarak seçildiğini de unutmayalım!
Hem adaylığını hem de milletvekilliğini onaylayanın da Yüksek Seçim Kurulu olduğunu da tabii ki !
Bugün ise Sabahat Tuncel hakkında 'silahlı terör örgütüne üye olmak ve 16 kez terör örgütü propagandası yapmak' suçlarından 23 yıl 6 aydan 95 yıla kadar hapis cezası isteniyor.
Bu kadın aynı suçlardan hapis yatarken, aday gösterilmesine ve de milletvekili seçilmesine niye mani olunmamıştır 2007 yılında ?
Yoksa seçimde kazanılamayan yerlere kayyım atamak, dilimizden düşürmediğimiz “millet iradesi” ile ters bir eylem biçimidir.
Böylesillerin aday yapılması baştan engellenmelidir ki eğer gerçekten terörle ilgileri varsa elbette.