Biliyorsunuz bir papazımız var elimizde!
Karşımızdakinin değil de yancısının elinde de bir kız var!
Bir kaç gündür Amerika ile ciddi bir kriz yaşıyoruz.
Krizin orta noktasında Türkiye'de tutuklu bulunan rahip Brunson var!
Yaklaşık bir buçuk yılı aşkın süredir tutuklu bulunan Papaz Brunson'un ev hapsine karar verilmişti. ABD'li Papaz Brunson, 25 Temmuz 2018 saat 18.00'dan beri ev hapsinde tutuluyor. 13 Ekim'deki duruşmaya kadar ev hapsi devam edecek (miş).
Tam bu sırada, ABD ve Türkiye arasındaki rahip Brunson krizinde yeni bir gelişme yaşandığı, Washington Post Gazetesi'nin iddialarının İsrail tarafından doğrulandığı haberleri düştü medyaya :
“ABD-Türkiye krizinin perde arkasına yönelik Washington Post gazetesinin iddiaları, bir süredir gündemi meşgul ediyor. Buna göre geçtiğimiz haftalarda Andrew Brunson'ın avukatı müvekkilinin serbest bırakabileceğini söylemiş, ancak kaynağını açıklamamıştı. İki ülke arasındaki krize ilişkin detaylar gün yüzüne çıkmaya başladı.
Washington Post gazetesi tarafından öne sürülen iddialar, İsrail tarafından doğrulandı. İddialar ABD Başkanı Trump'ın Netanyahu'yu aradığı ve İsrail'de gözaltına alınan Ebru Özkan'ın serbest bırakılması isteğini ilettiğini içeriyor.
İsrail'in Ebru Özkan'ı bu nedenle serbest bıraktığı ve gerekçenin Erdoğan ile Trump arasında ABD'li rahip Brunson'un bırakılması anlaşması olduğunu doğruladı.”
Ebru Özkan'ın serbest bırakılması ve papaz Brunson'un ev hapsine alınmasıyla ilgili olarak basın organlarında yer alan bu iddialar üzerine, Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Hami Aksoy, şunları söylemiş:
“Rahip Brunson'ın serbest bırakılması karşılığında Ebru Özkan'ın İsrail'deki tutukluluk haline son verildiğine ilişkin iddialar kesinlikle asılsız ve gerçek dışıdır. Bilindiği gibi, Ebru Özkan hakkında 9 Temmuz'da İsrail'deki duruşmada şartlı tahliye kararı verilmiştir. Adı geçen tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakılmış ve ülkemize dönmüştür."
Şimdi böyle bir pazarlık ya da “Al papazı ver kızı” olmuş mudur bilemem ! Ama durumu aşağıya aldığım anekdotla sanırım şöyle özetleyebilirim:
“Merhum Ömer Nasuhi Bilmen Hoca Efendiye bir vatandaş gidip soru sormak istiyor. Hocaefendi de buyur deyince vatandaş ”Hocam affederesiniz ama tuvalette sakız çiğnemek caiz midir? diye sorunca, Merhum “Az bana zaman tanırsan sana cevap veririm” der. Aradan belli bir zaman geçince, Vatandaş tekrar Hocaefendiye müracaatta bulunup ”Hocam sualimin cevabını almaya geldim” der. Merhum Hocaefendi biraz düşündükten sonra, "Şu sakız meselesi değil mi?" der. Vatandaş da 'Evet' dedikten sonra merhum, ”Evladım Tuvalette sakız çiğnemek günah değildir amma ve lakin sen yine de çiğneme. Zira ağzının kıpırdadığını görenler, başka bir şey yediğini zanneder” der.
Yani; ağzın kıpırdadığı kesin!
Lakin ağızdakinin sakız olduğunu çiğneyenden başkası da bilmiyor !