Bir fıkrayla başlayalım söze!
“Akşamdan kalma adam, büyük bir baş ağrısı ile sabah uyanmış.
Zorlukla gözlerini açıp, yerinden doğrularak, şöyle bir etrafına bakınmış.
Komodinin üstünde bir bardak su ve iki aspirin duruyor.
Yatağın ayak ucundaki sandalyede elbiseleri temiz ve ütülenmiş..
Aspirinleri içerken, komodindeki not dikkatini çekmiş;
'Sevgilim, günaydın. Kahvaltın mutfakta, ben alışverişe çıkıyorum, erken dönerim.
Seni seviyorum'.
Kalkıp, giyinmiş ve kahvaltı için mutfağa gitmiş.
Bakmış oğlu oturmuş, kahvaltı ediyor.
Masada da kendi servisi ve gazeteleri duruyor.
Oturmuş, kahvaltısına başlamış ve oğluna sormuş;
“Evlat, dün gece ne oldu, biliyor musun?”
“Evet, dün gece saat 3'ü geçiyordu, sarhoş olarak eve geldiğinde.
Önce koridordaki sandalyeyi devirdin, ardından kustun, daha sonra da odanın kapısına kafanı çarptın, bir gözün morardı.”
Adam, şaşırmış vaziyette:
“Anlayamadım. O zaman niye her şey temiz, kahvaltı hazır ve gazetem alınmış?”
“Onu mu soruyorsun? Annem seni sürükleyerek yatak odasına götürüp, pantolonunu çıkarmaya çalıştığında,
'Bayan, beni yalnız bırakın, ben evli bir adamım' dedin.“
Adamın, sarhoşken, eve döndüğü saate kadar kiminle olduğunu eşi biliyor mu?
Hayır!
Rol yapmadığından emin mi?
Hayır!
Ama inanmak istediğini söylüyor ya! O yetiyor eşi olan kadına!
Kadın mutlu!
Kocasının kendini sevdiğine ve başkalarına bakmadığına inanarak, kocasının hizmetine daha bir dikkat ediyor!
Adam mutlu !
Belki “Bu sefer de yırttığı için”
Ve bunun adı siyaset !
Kurulu düzenin bozulmaması için, yalan olduğu bilinse de bazı sözlere inanmış gibi yapmak !
Ve siyaset, biraz da bu değil mi?
Sözü söyleyen için de, o söze inanmış gibi yapan için de ?
Onlar söyleyecekler!
İşine gelen inanacak! Gelmeyen hesap soracak !