Son günlerde özellikle sosyal medyada bir isim ve onun ataması konuşuluyor.
Evet tartışılan ve tepki duyulan bu isim:
Ozan Ceyhun!
Bu isim, 12 Eylül öncesini yaşayan ülkücüler ve Türk Milliyetçileri tarafından pek de iyi hatırlanmıyor.
Zira, bu isim, 1 Mart 1977'de İstanbul'daki Adana Yurdu'nun bombalanması sonucu şehit olan ülkücü Mustafa Erol'un katil zanlısı olarak Sıkıyönetim Mahkemesi'nde yargılanmış ve hakkında mahkumiyet kararı çıkınca da yurt dışına kaçmıştır.
Kendisi bu kaçışı, "12 Eylül Sıkıyönetim Mahkemesi nezdinde benim adımı işkence altında zorla söylediklerini söyleyen iki kişinin beraat etmelerine rağmen ben bu konu nedeniyle mağduriyet yaşadım. Bu konuda bir gençlik hatası yaparak, 'demokrasinin ve hukuk devletinin tüm kurallarının çiğnendiği bir Askeri Darbe Mahkemesi tarafından haksız yere suçlanmamı onur meselesi yaparak, darbeci bir rejimin mahkemesine çıkıp o mahkemenin hakimlerine suçsuz olduğumu söylemeyi kendime yediremedim. Bu konuda gençlik hatama kendim de kızmaktayım." diye açıklamış.
Bu isme tepki gösterip atamanın iptalini isteyenler haklı.
Ancak, onu atayanların bunu dert edeceklerini sanmıyorum.
Hele Türk Milliyetçiliği'ni ayaklar altına alanların yanında halen duranların da derdi değildir!
Bu atamaya şaşırmadım tabii ki!
İstiklal harbi için, ”Keşke Yunan galip gelseydi !” diye içindeki Türkiye Cumhuriyeti düşmanlığını açıkça izhar eden bir feslinin, Genel Kurmay Başkanı ve Diyanet İşleri Başkanlığı gibi devlet ricalinin ziyaretlerine şahit olmamış mıydık?
Andımız'ın kaldırılmasının arkasında hangi irade vardır?
Rıza Sarraf'la milyon dolarlık rüşvet davasına adı karışmış dinimizi, ayetlerle ilgili konularda yaptığı telefon konuşmalarında dalga konusu haline getiren, Sarraf'ın bürokratik işlerini takip eden, onun emrinde bir bürokrat gibi çalışan, Sarraf'ın ulusal arenadaki yolsuzluklarında birebir ilişkilendirilen, Çek Cumhuriyeti Prag Büyükelçiliği'ne atanan Egemen Bağış, hangi saik ve sebeplerle atanmışsa o sebeple atanmıştır bu Ozan Ceyhun!
Türk'e gönlünde yer olmayanların ödül gibi görevlere getirilişi yeni değil yani!
Merve Kavakçı niye Kuala Lumpur'daysa Ozan Ceyhun da aynı sebeple Viyana'dadır.
Sadakati Türk Devleti'ne olmayan, lakin iktidara sadakatle bağlı olanların Türk Devleti'ni temsil makamlarına getirilmeleri bir plan çerçevesinde özellikle yapılmakta sanki !
"Abdullah Öcalan ile ben aynı dönemde üniversiteyi okuduk. O da ben de devrimci görüşlere sahiptik. Biz aynı evde kalmadık. Ama kalabilirdik de. Öcalan, 12 Eylül gibi 12 Mart'ta bir cunta dönemi olan ve demokratik hakların ortadan kaldırıldığı, derneklerin, sendikalarını kapatıldığı dönemlerde örgütlenmek için bir araya geldiğimiz arkadaşlardan birisi idi.” diyen,15 Aralık 1977'de ülkücü Hüseyin Uçar'ı sokakta tabancasıyla öldüren, 20 yıl hüküm giyip, 9 yıl yatıp çıkan, 2001 yılında “memnu hakların iadesi”nden yararlanan, Mahmut Esat Güven, AKP Kars Milletvekili olmadı mı?
Hani, kürsüden Ülkücü Şehit Mustafa Pehlivanoğlu'nun annesine yazdığı mektup, bazı kısımları atlanarak okunduğunda ağlayan milletvekiliydi bu şovmen!
Bu tür atamaları sağlayacak güce ne yazık ki yine kendilerini milliyetçi olarak adlandıran yeni model MHP ve onun lideri Bahçeli sayesinde ulaşmışlardır.
O yüzden, bu ve benzeri konularda ve atamalarda, AKP ve Erdoğan'ı eleştiren veya eleştirir gözüken Bahçeli ve MHP'sini samimiyete davet ediyorum.
Türk'ün adını sadece zorunlu kaldıkça telaffuz edenlerin, bu devletin ve milletin gerçek beka problemi olduğunu söyleyebilirim.
Ozan Ceyhun Viyana'ya elçi olmuş!
Yoksa 15 Temmuz darbecisi Mehmet Dişli'nin kardeşi Şaban Dişli de Hollanda da görevli!
Yani, bu isimler mi problem? Yoksa atamalar mı?