Atasözleri yaşamın özünü yansıtır bize. Yüzlerce yıllık deneyimin ibret alınacak sonuçlarıdır onlar. Kimi zaman öğüt, kimi zaman olumlu bir örnek, kimi zaman da öneri olarak her zaman doğru yönü işaret ederler.
Çok sevdiğim “Sakla samanı gelir zamanı”, “Ayağını yorganına göre uzat” ve “Damlaya damlaya göl olur” sözlerinden daha özünü hangi söz açıklayabilir ki; birikim ve aile ekonomisinin yarar ve anlamı daha kısa nasıl açıklanabilir ki? Üzülerek belirtmeliyim ki; genç kuşağımıza, içinde “Tasarruf” sözcüğü geçen bir tümce kurduğumuzda hiç duymadıkları bir dili konuşuyormuş gibi tepki veriyorlar.
Toplum, “aile ekonomisi” algısı ve “birikim” bilincinden çok uzakta artık. Kökleri ve kaynağı çok derinlerde olan bir ekonomik sürüklenişin; “BANKA - FAİZ - BORÇ” sarmalının bilinmezliğinde farkında olmadan herşeyini yitiriyor insanımız.
“Atasözü” yerine “başkalarının” sözünü önemsemenin olumsuz ve zararlı sonuçlarını yaşıyoruz. “Bir musibet bin nasihatten iyidir” sözü aklıma düşüyor. Duygularım, yüreğim üşüyor.. Atasözlerimiz, “Dediğime geldiniz mi?” dercesine, bir kez daha haklılıklarını kanıtlıyorlar bizlere.
“AĞAÇ YAŞKEN EĞİLİR”
Eğer bu sözü dikkate almış olsaydık, eğitim ve öğretimin ne denli önemli olduğunu, ve özellikle eğitimin ana karnında, ana kucağında başladığının da ayrımında olurduk. Yıllar yıllar önce söylenmiş çok değerli ve doğru bir söz; “Ağaç yaşken eğilir”.
Yazımı bilimsel alıntılarla çoğaltmak niyetinde değilim ancak kişisel gelişimde, bebeklik döneminden başlayan karakter oluşumu, yetenek yatkınlıkları ve sanatsal eğilimleri de anımsatmakta yarar görüyorum. Doğru ve sağlıklı beslenme ile çevre etkenlerinin çok önemli olduğunun altını çizerek, geleceğe güven ve kararlılıkla yürüyen bir toplum yaratmada annelere büyük sorumluluklar düştüğünü vurgulamak istiyorum.
Zeki bilim insanları, çevik sporcular, dürüst ve sorumluluk duygusu yüksek siyasetçiler, güleryüzlü tüccar, görev tutkunu çalışan, emeğe değer veren patron, vatansever yurttaş ve sorumluluklarının bilincinde bir halk yetiştirmek istiyorsak önce annelerimizi yani kadınlarımızı çağın gereksinimlerine uygun ve doğru biçimde eğitmeliyiz. Ki, onlar da bebeklerini, çocuklarını eğitebilsinler.
Sadece doyurmanın ve giydirmenin çocuk büyütme olmadığını Sağır Sultan'ın bile duyduğu bir çağda eğitimde ve çocuk gelişiminde dünya sıralamasında gerilerde olmamız öfkeyle karışık üzüntü yaşatıyor bize.
Tekrar, tekrar düşünmemiz gerekiyor. Önyargısız, sağduyulu olarak yeniden düşünmeliyiz “AĞAÇ YAŞKEN EĞİLİR” atasözünü.. Annelerimizi, kadınlarımızı, eğitim sistemimizi ve herşeyi tekrar düşünmeliyiz. Bir başka özlü söz olan; “Son pişmanlık fayda etmez” dememek için; mutlu, dürüst, doğru ve sağlıklı yarınlarımız için, gelişmiş bir toplum oluşturma yönünde geçmişin olumsuzluklarından mutlaka ders çıkarmalıyız. Bugünün küçüklerini, yarının dürüst, doğru, karakterli bireylerine dönüştürebilmek için eğitimin sürekliliğini sağlamalıyız.
“AĞAÇ YAŞKEN EĞİLİR”