“Bir arkeolojik buluntunun veya bir sanatsal objenin değeri onun hangi zaman dilimine ait olduğunun doğru olarak saptanmasına bağlıdır ve belki de en önemli parametredir” diyor Prof. Dr. Nafiye G. KIYAK.
Hititlerden Osmanlılara kadar uzanan süreçte onlarca uygarlığa ev sahipliği yapmış ve bu uygarlıklara ait eserler ülkenin her tarafına dağılmış durumdadır. Dahası bu kültür varlıklarımızın büyük çoğunluğunun halen toprak altında gömülü halde olduğunu raporlardan öğreniyoruz.
Geçmişi anlamaya yönelik olarak kullanılagelen yöntemlerin büyük çoğunluğu göreceli tekniklerdir. Bilimsel temele dayanan ve güvenle başvurulan teknik şüphesiz radyokarbon tekniği denilen geleneksel yöntemdir.
Prof. Dr. KIYAK, tarihi varlıkların yaşının saptanması konusunda birçok alternatif yöntemlerin kullanıldığını da söylüyor. Bunlardan biri de Lüminesans yöntemdir. Lüminesans yöntemi, geçmiş uygarlıklara ait kültür varlıklarının yaşlarının belirlenmesinde büyük potansiyele sahip olduğunu görüyoruz.
Lüminesans yöntemde bir buluntunun arkeolojik yaşı onun toprak ile örtülmesi ile başlar ve buluntu gün ışığına çıkartılıncaya kadar geçen süre onun arkeolojik yaşı olarak tanımlanır.
Arkeometri, bilimsel metotlar kullanarak geçmişi anlamaya ve tarihlendirmeye yönelik araştırmalar yapan, bu doğrultuda deneysel yöntemler geliştiren ve uygulayan bir bilim dalıdır.
Arkeometrik çalışmalar, ülkemizin kültür varlıklarının değerlendirilmesinde önemli bir yere sahiptir. Bu konuda çalışmalar yapan Işık Üniversitesi 2005 yılında kendi Arkeometri Araştırma Laboratuvarını kurarak tarihi kültür varlıklarının yaşının saptanmasında bilimsel katkı sağlamaktadır.
Niksar'ımız yeraltı kültür varlıkları açısından oldukça zengin bir yerleşime sahiptir. Gregorius Thaumaturgus Kilisesi, Develik Kervansarayı, Men Pharnaku Tapınağı, Efkerit Mağaraları, Niksar Kale Kilisesi ve çevresindeki arkeolojik alan, Roma Arsenali olarak adlandırılan dehliz ve galeriler ve Hititler dönemine kadar uzanan çeşitli buluntular, sikkeler vb. Niksar'ımızda arkeolojik kazıdan önce bilimsel bir araştırmanın ve tanımlama çalışmasının yapılmasını gerekli kılıyor.
Niksar için Arkeometrinin önemi, ilçemizin bilimsel çalışmalara olan gerekliliğinden doğuyor. Her sütun kaidesi gördüğümüz yeri kazarsak, hem ona hem de çevresindeki diğer arkeolojik objelere de zarar verebiliriz. Farkında olmadan bastığımız yerin hemen altında geçmişe ışık tutacak çok değerli bir eşya olabilir yada kadim uygarlıklardan birinde yaşam sürmüş aristokratlara ait bir takı bulunabilir. Dolayısıyla Niksar'ımız ve bölgemizdeki tarihi kültür varlıkların belirlenmesi ve bu yöndeki çalışmaların doğru yöntemlerle yapılabilmesi için mutlaka bilim destekli akademik bir çalışmaya acilen başlanması gerekiyor.
Bilimsellikten uzak, günlük heyecanların tetiklediği keyfi uygulamalar tarihi kültür varlıklarına zarar vereceği gibi Niksar'ın geçmiş tarihindeki uygarlık izlerinin silinmesine de neden olacaktır. O nedenle; bölgemizde kazı çalışmalarından önce Arkeometrik çalışmalar ve araştırmalar yapılarak yerleşimin yeraltı kültür haritasının hazırlanması uygun ve doğru olur..