“Doğum Günü”, “Anneler Günü”, “Evlilik Yıldönümü”, “Babalar Günü” vb. özel tarihlerin ve özel anların anımsandığı, mutlulukların paylaşıldığı, bayram coşkusundaki duyguların doruğa ulaştığı anlar yaşamımızın tekdüzeliğini kısa da olsa soluklandıran, tebessüm ettiren ve anımsanmanın ne denli kıvanç verici bir heyecan olduğunu bizlere yaşatan güzelliklerdir. Sevgililer Günü de öyle..
Sevgi.. Hakkında ne kadar yazılsa, ne kadar konuşulsa azdır. Mutlu olmanın, duygulanmanın, kötülüklerden, benlik duygusundan ve hatalardan arınmanın yolu sevgiden geçer. Ne yazık ki; insanoğlu son çare olarak sevgiye başvuruyor, oysa sevgi ilk öğrenilmesi gereken olmalı, son çare değil..
Tüm dünyada kutlanan diğer özel günlerde olduğu gibi 14 Şubat'ta kutlanan Sevgililer Günü de ekonominin acımasız tuzağına düşüyor ve o güne özel hazırlanmış armağanlar reklamlar yoluyla tüketicinin beğenisine sunuluyor. Tüm medya organlarının kullanıldığı reklamlarla tüketici adeta almaya zorlanıyor.. Giysiden takıya, beyaz eşyadan kozmetik ürünlerine, aksesuardan kampanyalı tatil paketlerine, otomobilden yiyecek içeceğe, elektronik eşyaya, pastaya, sepetler dolusu çiçeğe varıncaya kadar her şey armağan olarak alınıp satılıyor. “Alan memnun satan memnun kardeşim, sana ne?” diyeceksiniz, siz de haklısınız ama benim vurgulamaya çalıştığım şey, tüketim çılgınlığı.
Dünyada kaç kişi özel bir günde sevdiklerine bir kitap armağan etmiştir? Bu sorunun yanıtını her zaman merak ettim. Özellikle 14 Şubat'ta.. Sevgilisine, sevdiklerine kaç kişi bir kitap alıp götürdü? Eğer 14 Şubat'ın “Dünya Öykü Günü” ve yine 14 Şubat'ın “Dünya Kitap Takas Günü” olduğunu bilselerdi sevdiklerine tost makinesi, parfüm ve giysi armağan etmek yerine bir şiir, bir öykü, bir roman ya da deneme kitabı alır, içerisine dilek ve duygularını belirten bir kart iliştirir armağan ederlerdi. Neyse, yine de geç sayılmaz, Mayıs ayında Anneler Günü var, sonrasında Babalar Günü..
Herkesin farklı ilgi alanları var. Kimi tarihi gerçekleri öğrenmekten hoşlanıyor kimileri de felsefe, mitoloji, düşünce tarihi okumaktan zevk alıyor. Bazıları Anadolu yaşam kültürünün, gelenek ve törelerinin konu edildiği romanları tercih ediyor, bazılarıysa büyük kentlerin banliyölerindeki giz dolu yaşamı merak ediyor. Bilimsel gelişmeleri hayranlıkla okuyanlar ile pasta tariflerini ezberleyenlerin sayısı da yabana atılacak gibi değil hani. Diğer sektörler izin verirlerse okunacak o kadar çok kitap var ki; tümü de armağan olabilmek ve sevenlerinin mutlu bakışlarıyla okunmayı bekliyorlar kitapçıların raflarında.
Siz de yakınlarınıza kitap armağan edin. Her zaman, her fırsatta, herkese.. Evinize konuk gelen küçük çocuklara, onların yaşına uygun küçük öykü kitapları, anı kitapları, turizm ve seyahat kitapları, dünyayı, ülkeleri anlatan bol fotoğraflı kitaplar armağan edin. Armağan ettiğiniz her kitap, çocuklarımızı okuma alışkanlığına bir adım daha yaklaştıracak, onları düşünmeye, sormaya ve sorgulamaya yöneltecektir. Özellikle keşifler ve icatlarla ilgili basılı yayınlar çocuklara düşünmeyi öğreterek yaratıcı yeteneklerinin gelişmesine katkı sağlayacak ve onlara bilgi edinmenin mutluluğunu yaşatacak.
Kitap en güzel armağan, en iyi dosttur.. Eskimeyen, modası geçmeyen, fazla kullanıldığında arıza yapmayan tek şey; bilgidir. Her özel günde armağan edilebilecek bir kitap mutlaka vardır. Dev endüstri tekellerinin adım başı rastladığınız reklamlarını ciddiye almayıp ve aldanmayıp dost ve sevdiklerinize bilgi armağan edin. Hoş bir tebessümle dostlarımıza candan sunduğumuz bir kitap, armağan edilmiş en değerli şeydir.