Düşük güvenlik nedeniyle maden kazalarının yoğun olduğu ülkemizde, resmi istatistikler bize 1941 yılından bu yana kazalarda 3000'den fazla madencinin yaşamını yitirdiğini gösteriyor. 2012 yılında 78, 2013 yılında ise 95 madenci maden ile ilgili kazalarda öldü. Bu kazaya kadar, Türkiye madencilik tarihinde en çok ölüm olan kaza ise 1992 yılında 263 madencinin öldüğü 1992 Zonguldak - Kozlu kömür madeni faciası olmuştu.
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı tarafından açıklanan bilgilere göre; Soma Eynez bölgesindeki maden, 2012 yılında bu yana çeşitli defalarda iş sağlığı ve iş güvenliği yönünden teftiş edilerek mevzuata aykırı bir durumun olmadığının belirlenmiş olması kazayı masum göstermeye yetmeyecektir. Soma, diğerleri gibi büyük bir insanlık ayıbı ve faciadır.
263 madencinin yaşamını yitirdiği Zonguldak'taki grizu faciası kömür madenciliğinin 150 yıllık tarihinin en büyük felaketi olarak anılıyor. 3 Mart 1992 tarihinden bu güne iş güvenliği adına değişen hiç birşey yok..
7 Mart 1983'de 103 işçinin yaşamını yitirdiği Armutçuk kömür madeni faciası bir başka acı örnek.. Haber Ajanslarının açıklamalarına göre; Türkiye'de bugüne kadar yaşanan maden ocağı kazaları şöyle:
7 Mart 1983 - Armutçuk grizu patlaması (103 ölü),
10 Nisan 1983 - Kozlu grizu patlaması (10 ölü),
31 Ocak 1987 - Kozlu göçük (8 ölü),
31 Ocak 1990 - Bartın, Amasra grizu patlaması (5 ölü),
7 Şubat 1990 Amasya, Yeni Çeltik'te grizu patlaması (68 ölü),
3 Mart 1992 - Kozlu grizu patlaması (263 ölü),
26 Mart 1995 - Yozgat, Sorgun grizu patlaması (37 ölü),
22 Kasım 2003 - Karaman, Ermenek grizu patlaması (10 ölü),
8 Eylül 2004 - Kastamonu, Küre yangın (19 ölü),
2 Haziran 2006 - Balıkesir, Dursunbey grizu patlaması (17 ölü),
10 Aralık 2009 - Bursa, Mustafakemalpaşa grizu patlaması (19 ölü),
17 Mayıs 2010 - Zonguldak grizu patlaması (30 ölü),
8 Ocak 2013 - Kozlu grizu patlaması (8 ölü),
13 Mayıs 2014 - Manisa Soma faciası (298 ölü ..).
2013 yılı sonunda, Türkiye'deki maden işçilerinin ülkedeki tehlikeli çalışma koşullarını protesto etmiş olması işveren cephesinde olumlu adımların atılmasını sağlayamadı. Soma ile ilgili önemli bir ayrıntı da şöyle;
Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin ilgili madenin güvenliğinin araştırılması teklifini facianın gerçekleşmesinden yalnızca yirmi gün önce reddetmiş olması ihmailin ne denli büyük ve derin olduğunu kanıtlar nitelikte.
Ne ulusal yas ilanı, ne bayrakların yarıya çekilmesi ne de teselli dolu avuntu sözcükleri yitirdiğimiz canları geriye getiremeyecek.
İnsan yaşamı bu kadar mı değersiz ve anlamsız?