Sabahleyin basımevine geldiğimde meslektaşlarımın bilgisayar monitöründeki bir fotoğraf hakkında konuştuklarına tanık oldum. Tema Vakfı Niksar Temsilcisi Tahsin Çamkerten'in Niksar ovasında yaşanan içler acısı durumu yerinde incelemek üzere Kelkit Çayı yatağında yaptığı yürüyüşün fotoğraflarıydı gördüklerim. Üzüntü verici, iç karartıcıydı gerçekten.
Bir zamanlar Niksarlı gençlerin de yüzmeye gittikleri Kelkit'ten eser kalmamış. Kaza nedeniyle, yoldan çıkarak çayın derin sularına gömülen motorlu araçlardan canlı kurtarmak amacıyla balıkadamların daldığı Kelkit Çayı bugün cılız da olsa varlığını gösterme, yarını olmayan bir belirsizliğe doğru akma savaşı veriyor.
Barajlar, göletler, kanallar, yamaç santralleri.. Adı ne olursa ve hangi amaçlar doğrultusunda yapılırsa yapılsın hiçbir girişim ovayı sudan yoksun bırakmaya neden olmamalı. Çünkü ova çoraklaşırsa, Niksar da hem iklimsel hem de ekonomik açıdan çoraklaşır..
“Ah! Bir ovamız, bir tarım alanımız olabilseydi..” diye serzenişte bulunan birçok kenti kıskandıracak büyük bir değere (Niksar Ovası'na) sahibiz ama üzülerek ifade etmeliyim ki o değerin farkında bile değiliz. Ya da farkındayız da, topraklarımızı işimize geldiği gibi, kolayımıza nasıl giderse öyle kullanıyoruz. Kağıt mendil kullanır gibi..
Niksar Ovasını hüzünlü bir sessizlik kaplamış. Geçmişte mis kokulu zerzevatın yetiştiği verimli ova, tembel tarım anlayışının acı sonucu olan kavak dikimine teslim olmuş.. Toprakta yarattığı yorgunluk ve verimsizliğin yanısıra polen sorunuyla da Niksar'a büyük sıkıntı veren kavakçılık bölge tarımına vurulmuş acımasız bir pranga gibi..
“Kavak ağacı ovanın sonunu hazırlar, sağlıksızdır. Toprağın biyolojik değerlerini yok eder. Kavak ağacı, toprağın suyunu yüksek miktarlarda emerek çölleşmeyi, çoraklaşmayı hızlandırır..” sözlerine karşın kavak dikimi sürdürüldü yıllar boyu. Bilim insanlarının uyarılarının tersini yapmakta üzerimize yok gerçekten.
Kısa süreli yağmurlara rağmen Niksar ovası ciddi anlamda su sorunu yaşıyor. Dip suyu günden güne azalırken bir yandan da açılan sondajlarla ovadan su alımı devam ediyor.
Balıkların yumurtlama dönemlerine aldırmaksızın bilinçsizce yapılan balık avlanması ağlar kullanılarak gerçekleşiyor Kelkit'te. Susuz bir ovada kavakların bile sulanamayacağı kurak günler çok uzağımızda değil. Küresel iklim değişikliklerini de dikkate alarak daha çok bitkilendirme, daha fazla koruma, daha dikkatli tüketim, daha doğru tarım uygulamaları gerçekleştirmek zorunda Niksar.
Doğal yaşam alanları, su ve tarım alanları bir yerleşimin en değerli varlığıdır. Sabah uyandığımızda kuş sesiyle güne başlayabilmenin güzelliğini ise doğal bitki örtüsüne borçluyuz. Gerek tarımsal uğraşımızın, gerekse doğal yaşamımızın temel gereksinimi olan su kaynaklarımızı korumak ve sahip çıkmak öncelikli sorumluluğumuz olmalı.
Sudan yoksun bir yörede sağlıklı yaşamdan söz etmenin anlamsızlığını kavramak için dahi olmak gerekmez. “Torunlarımızın sağlıklı geleceği için toprağımıza, suyumuza, ovamıza ve doğal yaşam alanlarımıza sahip çıkalım..” Tema Vakfı Niksar Temsilcisi Tahsin Çamkerten'in anlamlı sözlerine kulak vermeliyiz..