(3. bölümün devamı)
Müzelerle ilgili yazımızın son bölümünde 16., 17., 18. ve 19. yüzyıllardaki müzecilik akımlarına ve bazı özel müzelere değineceğiz.
Rönesans döneminde, Avrupa'da yeni arayışların yanı sıra araştırmalar ve yayınların artması sonucu bilim ve sanatta hızlı bir ilerleyiş gerçekleşmiş; koleksiyonculuk da buna bağlı olarak gelişmiştir. Eski eşya ve eski eser toplama merakı 16. yüzyılın başında bütün dünyada yayılmış, toplanan eşyalar daha sonra müzeler için malzeme oluşturmuştur.
18.yüzyılda müzeler herkesin yararlanabileceği kurumlar haline getirilmiştir. 1746 yılında Fransa Krallığının sarayında toplanmış olan tarihi sanat eserlerinden genel bir koleksiyon yapılmış; eserlerin halka gösterilmesi düşüncesi ortaya atılmıştır. 1750 yılında Lüksemburg Müzesi kurularak bu düşünce gerçekleştirilmiştir. Lüksemburg Müzesi dünyanın bilinen ilk resmi müzesidir.
İngiltere'de ise 1759 yılında British Müzesinin temelleri atılmıştır. 1863 yılında bir İngiliz koleksiyoncu topladığı eserleri Oxford Üniversitesine bağışlamıştır. Bu koleksiyon ilk defa halkın görüşüne ve kullanımına açılmıştır. Böylelikle İngiltere'de modern anlamda ilk müze kurulmuş olur.
ABD'de 1773 yılında Güney Carolina'da Charles Müzesi ilk “halk müzesi” olarak açılmıştır. 1793′te Fransa'da bulunan Louvre Sarayı'nda bir müze kurulmuş ve burada Avrupa'nın birçok ülkesinden elde edilen paha biçilmez hazineler ve savaş ganimetleri sergilenmiştir. Bu dönemde Madrid, Berlin, Budapeşte, Prag, Münih gibi Avrupa'nın birçok başkentinde önemli müzeler açılmıştır.
19. yüzyılda dünyanın birçok ülkesinde büyük müzeler kurulmuştur. 1874′te dünyanın en büyük müzelerinden biri olan Amerikan Tabiat Tarihi Müzesi, 1880 yılında ise New York Metropolitan Sanat Müzesi hizmete açılmıştır. Japonya'da Tokyo Ulusal Müzesi (1872), Avusturya'da Viyana Sanat Tarihi Müzesi (1891), Belçika'da Brüksel Güzel Sanatlar Kraliyet Müzesi (1830), Fransa'da İnsanlık Tarihi Müzesi (1878), İtalya'da Ulusal Müze (1865), Yunanistan'da Atina Ulusal Arkeoloji Müzesi (1866) gibi çok sayıda müze kurulmuştur.
Ülkemiz, cumhuriyetin ilanından sonra müzeciliğe gereken önemi vermiştir. En önemli müzelerimizden biri Ankara Arkeoloji Müzesidir. Bu müzede tarih öncesi dönemlere ait eserler kronolojik bir sıra ile sergilenmektedir.Antakya Mozaik Müzesi dünyaca ünlü müzelerdendir; çünkü mitolojik devirlerden kalma mozaiklerin sergilendiği bir müzedir. Gaziantep Zeugma Müzesi mozaikleri ile ünlüdür. Zamanın yaşam tarzını sergilerken tavan, taban ve duvarlarda kullanılan mozaiklerin özelliklerini yansıtmaktadır.Topkapı Sarayı Müzesi sergilediği eserlerin yanı sıra dünyanın büyük bir bölümüne hükmeden bir imparatorluğun yönetildiği yer olması nedeniyle önemli ve ünlüdür.Saray ve kasırlar, döneminin yaşam biçimini ve görkemini gösteren müzelerdir.Sanat Tarihi müzeleri sanatla ilgili resim ve heykellerin sergilendiği müzelerdir.Şehirlerde yer alan tarihi evlerin yenilenmesiyle oluşturulan müze evler ya da konak restoranlar veya yerel mimari özelliği taşıyan butik oteller, o bölgedekisosyal yaşamı ve geleneksel kültürü yansıtan mekânlardır.
Safranbolu, Beypazarı, Amasya Kent Müzeleri o yörelerin kültürünü yansıtması açısından önemli örneklerdir. Tokat - Sulu Sokak'ta bulunan ArastalıBedesten'in “Tokat Müzesi” olarak halkın yararlanmasına sunulması, tarihi yapıların doğru kullanımında en iyi örneği oluşturmaktadır.
Kentleşme sürecindeki şehirler, bölgelerinin tarihini sadece basılı yayınlarla değil; korudukları yapılarıyla, derledikleri eserleriyle ve sahip oldukları değerleriyle sergiler.. Bu anlamda müzeler, toplumsal gelişmeye katkı sağlayacak en önemli değerler olarak uygar dünyada yer alacaklar.