Niksar'ın güzellikleriyle anılması, tanınması, özelliklerinin duyulması her Niksarlının arzusu ve mutluluğudur. Kent olarak kurulduğu ilk günden günümüze kadar sevgi, saygı ve hoşgörünün egemen olduğu Niksar, kent sakinlerinin huzurlu ve mutlu olarak yaşadığı Orta Karadeniz Bölgesinin tüm karakteristik özelliklerini de taşıyan bir coğrafyada yer alıyor.
İçme suyu rezervleri günden güne azalmakta olan gezegenimizde önemli bir su havzasında bulunan Niksar'ın sosyo-kültürel ve sosyo-ekonomik gelişimi sudan büyük yarar sağlamıştır. 1400 yıllık geçmişiyle Ayvaz Suyu ile, Canik Yaylalarından beslenen Çanakçı ve Maduru Dereleriyle, geniş tarım alanlarına sahip verimli Niksar Ovasını sulayan Kelkit Çayı ile gerçekten görkemli bir su kültürünün yıllar boyunca varlığını sürdürdüğü şanslı ve avantajlı bir yerleşimdir Niksar.
Niksar'ın varlığını her yönden duyumsatması amacıyla yapılan başarılı çalışmalar hiç kuşkusuz bundan böyle daha da güçlenerek sürecek. Türkiye'nin her köşesinde “Niksar” adının biliniyor olması çok önemli. “Niksar'ı değil Türkiye, Dünya tanısa ne olur ki?” benzeri bir soru aklımıza takılabilir.. Bu soru, kentleri sadece üzerinde yaşanan, sokak ve caddelerden, meydanlardan, alışveriş alanları ve yüzlerce konuttan oluşan yerleşimler olarak kabul edenlerin ulaştığı son noktadır.
Kentler tarihi geçmişiyle ve kültür değerleriyle kendilerini ifade ederken kent ve içerisinde yer aldığı bölge, coğrafi ve jeolojik özellikleriyle anılır. Bir bölge ürettiği mal ile, yetiştirdiği ürün ile ünlenir. Havasıyla, doğasıyla tanınır. Hoşgörü ve konukseverliğiyle ziyaretçilerini etkiler ve saygınlık uyandırır. Niksar da öyle.. Son yıllarda yoğunlaşan tanıtım etkinliklerinin olumlu sonuçlarını göreceğimiz günler çok uzak değil. Bu bağlamda Niksar'ın tanıtımının sürdürülmesi çok önemli.. Niksar ekonomisine ve turizme yönelik girişimlere altyapı oluşturarak katkı sağlayacak olan kentsel saygınlığın ifade edilebilmesinin en kısa yolu yine başarılı tanıtımlardan geçmektedir.
Ne mutlu biz Niksarlılara ki; hakkında konuşabileceğimiz bir dolu özelliğe sahip bir kentte yaşıyoruz.
Bir ay önce, İzmir'de bir dost toplantısındaydım. Konukların doğup büyüdükleri yerlerden söz açılınca, ben Niksarlı olduğumu söyledim ve Niksar'ı anlatmaya başladım. Katılımcıların arasındaki bir hanım ayağa fırlayarak yanıma geldi, elimi sıktı ve boynuma sarıldı. Adının “Şayeste Özkan” olduğunu öğrendiğim hanım, uzun yıllar önce müfettiş olan eşiyle birlikte Niksar'da çok mutlu beş ay geçirdiğini söyledi. Görev nedeniyle tüm Türkiye'yi dolaştıklarını ama Niksar'dan daha güzel bir yer göremediklerini ifade ederek Niksarlıları ve Niksar halkının iyiliklerini övgü dolu sözlerle anlattı, anlattı..
Şayeste Özkan hanım, sadece bir Niksar dostu değil bizim de dostumuz olmuştu artık. Çamiçi Yaylasını, Ayvaz'ı, Ulu Cami'yi, Melik Gazi Kabristanlığını ve kaleyi sordu. Niksardaki gelişmeleri anlattım kendisine. Daha sonra Niksar hakkında kitaplar ve broşürler verdim, kendisini Niksar'a davet ettim.
Şayeste Hanımın; “Niksar'a iyi bakın, o çok değerli bir şehir, güzellikler ve iyilikler şehri” sözünü asla unutmayacağım..