Başkent Üniversitesinin kültür hizmeti olan 'Bütün Dünya' süreli yayınında okuduğum, Yahya Aksoy tarafından kaleme alınan “Okuma - Yazma Seferberliği ve Öğretmenler Günü” başlıklı yazı, Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün Eğitim ve Öğretim'e ne denli önem verdiğini bana bir kez daha anımsattı.
Ulusal mücadele günlerinde, Mustafa Kemal Atatürk'ün bir yandan cephelerde savaşları planlı bir biçimde sürdürüp, diğer taraftan da eğitim sorunlarıyla yakından ilgilenmesi onun dehasını örneklemeye yetiyor.
15 Temmuz 1921'de 'Eğitim Kongresi', 27 Ağustos 1928'de 'Öğretmenler Kongresi' toplanarak ulusal bir eğitim seferberliği başlatılmıştı. Cumhuriyetin ilk yıllarında, ondört milyon olan nüfusun çoğunluğunun okur yazarlık seviyesinin çok düşük olduğu kırsal kesimde, Anadolu köylerinin %98'inde okul yoktu.
Eğitimli bir toplum oluşturarak, kendi değerlerinin farkında ve gelişmiş bir ulusu amaçlayan Mustafa Kemal Atatürk, 29 Ağustos 1928 tarihinde, Dolmabahçe Sarayında önemli bir toplantı yaptı. Atatürk, bu toplantıda Türk dili özelliklerine uygun olmayan Arap harflerinden vazgeçilmesini ve onun yerine Türk dilinin, Latin harfler kullanılarak Türkçe olarak öğretilmesini istemiştir.
Mustafa Kemal Atatürk, eğitimin yurt düzeyinde yaygınlaşmasında ve okuma - yazma seferberliğinde öğretmenlere büyük sorumluluklar ve görevler düştüğünü her toplantısında vurgulamıştır. 1 Kasım 1928'de, latin harflerinin kabulü hakkındaki 1353 sayılı kanun TBMM'de geçti. 24 Kasım 1928 tarihinde, 1048 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Millet Mektepleri Talimatnamesi'yle Gazi Mustafa Kemal Atatürk “Başöğretmen” olarak kabul edildi.
Atatürk, bir “Başöğretmen” olarak karatahta başında halka, halk önderlerine ve aydınlara günlerce yeni alfabeyi açıkladı. İlk dört ay içinde, yeni alfabeyi 5000 öğretmen öğrenerek okuma yazma kurslarında öğrenim gören herkese öğretir. Bir yandan yeni Türkçe harfler öğretilirken diğer taraftan da yeni kurslar açıldı. 1928 senesinin sonlarında okuma - yazma kurs sayısı 5500 ve bu kurslardan yararlanan öğrenci sayısı 220 bini bulmuştu.
Milli Eğitim Bakanlığı, ulu önder Atatürk'ün doğumunun yüzüncü yılında (1981), 24 Kasım'ı Türkiye'nin eğitim ve öğretiminde önemli bir dönüm noktası olarak değerlendirerek “Öğretmenler Günü” olarak kabul etti. Gazi Mustafa Kemal Atatürk, “Milli his ile dil arasındaki bağ çok kuvvetlidir...” diyerek toplumun bilgiden bilince ulaşmasının yolunun Eğitim ve Öğretim'den geçtiğine ve başarılı bir “Dil Devrimi” ile çağdaş ve bağımsız Türkiye Cumhuriyeti'nin yüceltilebileceğine inanmıştır.
24 Kasım'larda yapılan toplantılarda, dünya çocukları için daha iyi bir gelecek sağlamada öğretmenin rolüne ve devletlerin eğitime daha çok pay ayırmasına dikkat çekiliyor. Ülkemizdeki, esen siyasi rüzgarlara göre farklı yönelimler gösteren eğitimimizde neyi, nezaman yapmak isteyenlere, Başöğretmen Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün uygulamaları önemli bir derstir.
24 Kasım.. Toplumumuzun aydınlanma sürecinde önemli bir tarihtir. Her 24 Kasım'da öğretmenlerimi daha çok düşünüyor ve eğitim dönemimizdeki o güzel ve değerli günleri buruk bir heyecanla anımsıyorum.. Aydınlık ve çağdaş Türkiye'nin bilgiden bilince uzanan yolunun eğitim, bilim ve kültürel gelişmişlikten geçtiğini yineleyerek tüm öğretmenlerimizin “Öğretmenler Günü”nü kutluyor, Başöğretmenimiz Gazi Mustafa Kemal Atatürk başta olmak üzere yitirdiğimiz tüm değerli öğretmenlerimi minnet ve özlem duygularımla anıyorum..