İnsan toplumsal bir varlıktır. İnsanların bir arada yaşama zorunluluğu yerleşim olgusunun temelini oluştururken bu toplumsal ve karakteristik özelliğin sonucu olarak kentler doğmuştur. Kentler, insanların bir arada yaşadığı, belli sayıda bir nüfusu barındıran, ekonomik yaşamda endüstri ve hizmet sektörlerinin önemi olan, yönetsel birimlere sahip yerleşimlerdir. Kentler insan doğasının bir ürünüdür ve aynı zamanda doğal yaşamın da bir parçasıdır.
Kent, her zaman insan yaşamında önemli olmuştur. Uygarlıklar kentlerle başlamış, ticaret kentlerle gelişmiş, sosyo-kültür yapı ve sanat kentlerle yücelmiştir.
Kentler yaşam alanlarımız olmanın yanı sıra bizden önceki kuşakların bize bıraktığı ve bizim de gelecek kuşaklara bırakmamız gereken emanetlerdir.
Bir yerleşime kent diyebilmemiz için yerel yönetiminin belediye tarafından sürdürülüyor olması yeterlidir. Kentler, kendine özgü yerleşimlerdir. Biçim ve işlev açısından birbirlerine benzerlik gösterseler de karakteristik özellikleri ve kimlikleriyle farklılık gösterirler. Örneğin, bir turizm kenti, bir endüstri kentinden farklıdır. Bir tarım kenti ise diğerlerinden çok farklılık gösterir.
Kentlerin sağlıklı ve sürdürülebilir gelişimi ile kent halkının yaşam kalitesinin artırılması kent yönetimlerinin temel sorumluluk alanıdır. Yerel yönetimler, kendilerine emanet edilen kenti, kentin ve kentlinin ortak gereksinimlerini karşılayacak biçimde yönetmek ve kenti geliştirmekle yükümlüdür.
Kent sadece, günümüz insanına daha büyük bir oranda iş ve yerleşim olanakları sunan bir yer değildir, aynı zamanda dünyanın en uzak yerlerini kendine çeken, türlü bölgeleri, insanları ve etkinlikleri bir program kapsamında biçimlendiren, ekonomik, siyasal ve kültürel yaşamın öncüsü konumunda olan bir yerdir.
Yükümlülükleri çok fakat kaynakları zayıf olan belediyelerin modern yönetim tekniklerini kullanarak etkin, verimli ve kaliteli hizmet üretmeleri hem yasal, hem siyasal ve hem de toplumsal sorumluluğudur. Bu anlamda kent yaşamında belediyelerin üstlendiği rol çok önemlidir.
Kentsel gelişmenin temeli, özerk ve mali bağımsızlığı olan yerel yönetimlere halkın doğrudan katılımının sağlanmasıdır. İnsanların yaşadıkları kente uyum gösterebilmesi ve kentsel aidiyetin sağlanması kent yönetimine katılımıyla güçlenir.
Yaklaşan seçim öncesi yerel yönetime talip olanlar adaylıklarını ve aday adaylıklarını birbiri ardına açıklamaktalar. Yerel yönetim tarafından sürdürülen çalışmaların ve başarılmış birçok projenin yanı sıra kentin çözüm bekleyen, görünen ve gizli sorunları da bulunmakta. Kent sakinleri yani kentin ve belediyenin sosyal paydaşları, kentte yaşayan herkes, yerel yönetime talip olan adayların sempatik ve güleryüzlü davranışlarının ötesinde daha fazla beklenti içerisinde olduklarını ve her adayın Niksar için hangi programlara işlerlik kazandıracağını ve kentsel projelerinin ne olduğunu öğrenmelerinin kentli hakkı açısından önemli ve gerekli olduğunu düşünüyorum. Sosyal paydaşları ile sağlıklı iletişim ve birliktelikler kurabilen kurumlar ve yöneticiler kalıcı, başarılı ve etkin olabilirler.
Kentsel yaşam kalitesinin geliştirilmesi, kentlerin sosyo-ekonomik gelişmesinin temelini oluşturmaktadır. kentleşmenin sürdürülebilirliğini sağlamak amacıyla toplumsal, ekonomik, çevresel, estetik ve kurumsal programlar ve projeler oluşturmak yerel yönetimlerin yegane hedefi olmalıdır. İlçe yönetimine talip adayların kent için planladıkları hizmetler, sağlayacakları kaynaklar, uygulayacakları projeler tüm ayrıntılarıyla halka beyan edilirse, sandığa gidecek olan kentin asıl sahibi olan sosyal paydaşlar, sadece siyasi kimliklerinin ötesinde tercihlerinin bilincinde olarak demokratik haklarını kullanmış olacaklar.
Doğup büyüdüğümüz topraklar, yaşadığımız yer, sevdamız ve ortak paydamız Niksar.. Herşey NİKSAR için..