Yağmurlar, denizler, nehirler, akarsular, okyanuslar ve musluğumuzu açtığımızda akan içilebilir su… Suyun varlığına o kadar alıştık ki yeryüzünün büyük bölümünün suyla kaplı olmasının önemini ve değerini belki de hiç düşünmeyiz. Oysa su uzayda gerçekten de çok ender rastlanan bir bileşimdir. Bu nedenle bilinen bütün gök cisimlerinin içinde yalnızca Dünya’da suyun bulunuyor olması, üstelik de bu suların içilebilir nitelikte olması son derece önemli bir konudur.
Susuz bir yaşamın var olabilmesi olası değildir. Su, tüm fiziksel ve kimyasal özellikleriyle yaşamın temelini oluşturur.Gezegenimizdeki canlılar su sayesinde yaşamlarını sürdürür, yaşam için gerekli olan dengeler de suyun varlığı sayesinde devamlılığını korur.
Bu nedenle su, canlıların yaşaması için yaşamsal öneme sahiptir. En minik canlı organizmadan en büyük canlı varlığa değin, tüm biyolojik yaşamı ve tüm insan faaliyetlerini ayakta tutan sudur. Dünyamızın %70′ini su kaplasa da yeryüzündeki su kaynaklarının yaklaşık %0.3′ü kullanılabilir ve içilebilir özelliktedir.
1940-1980 yılları arasında su kullanımı iki katına çıkan dünyamızda nüfusun %40′ını barındıran 80 ülke şimdiden su sıkıntısı çekiyor. Nüfusun hızla artması, buna karşılık su kaynaklarının sabit kalması, hatta giderek azalması nedeniyle su ihtiyacı her geçen gün artmaktadır.
Bilimsel verilere göre; dünyamızdaki mevcut suyun hacmi 141 milyar m3 tür. Bu suyun %98′i okyanuslarda ve iç denizlerde bulunmakta, fakat tuzlu olduğu için, içme suyu olarak kullanıma, sulamaya ve endüstriyel kullanıma uygun değildir. Dünyadaki suların ancak %2.5′i tatlı sudur. Bunun da %87′si buzullarda, toprakta, atmosferde, yeraltı sularında bulunur ve kullanılamaz durumdadır.
İnsanoğlu, su ihtiyacını yüzeysel sular ve yeraltı su kaynaklarından temin etmektedir. Tatlı suların en önemli kaynağı ise yağışlardır. Küresel yıllık yağış 500 bin m3 olup, her yıl yeryüzüne inen yağış miktarı hemen hemen aynıdır.
Ülkemizde ise tatlı su kaynakları oldukça sınırlı ve gereksinimleri ancak karşılayabilmektedir. Türkiye’nin kullanılabilir su potansiyeli 110 milyar m3 olup, bunun %16′sı içme ve kullanmada, %72′si tarımsal sulamada, %12′si de endüstride tüketilmektedir.
Kişi başına düşen su kullanımı, toplumun gelişmişlik seviyesiyle doğru orantılıdır. Gelişmiş ülkelerde bu oran oldukça yüksek olmasına rağmen, gelişmekte olan ülkelerde ise düşüktür. Bir örnek verecek olursak; ABD’de 1692 m3, Avrupa’da 726 m3, Afrika’da 244m3’tür.
Türkiye su kıtlığı çeken ülkeler arasında yer almamakla birlikte, hızlı nüfus artışı, kirlenme ve yıllık yağış ortalamasının dünya ortalamasından düşük olması; mevcut kaynakların daha dikkatli kullanılmasını ve kirlenmeye karşı gerekli önlemlerin bir an önce alınmasını gerektirmektedir.
Su Yaşamdır. Beyin fonksiyonlarımız için gereklidir.Vücut sıcaklığını düzenler.Kanımızın %83’ü sudan oluşur.Toksinleri temizler.Kemiklerimizin %22’si sudur.Eklemlerimizi korur (Eklem Sıvıları). Besin ve oksijeni hücrelerimize taşır.Nefesimizi nemlendirir.Metabolizmanın düzenli çalışmasında çok etkilidir.İç organlarımızı korur.Aldığımız gıdaların sindirimine yardımcıdır.Kaslarımızın %75’i sudur.
Sağlıklı olabilmek için,günde, ağırlığımızın her 25 kg.’ı için 1 lt. su tüketmeliyiz. Örneğin; 75 kg. ağırlığındaki biri her gün 3 lt. su içmek zorundadır.
Sağlıklı kalın..